
Türkiye'de spor kimlere hizmet ediyor?
19 Haziran 2026 14:31:53
GUİNNESS DÜNYA REKORTMENİ
Türkiye’de spor kime hizmet ediyor?...
Bazı spor federasyonlarımızda kaynak kullanımı ve önceliklerin yeniden sorgulanması gerektiği artık açıkça görülüyor. Uluslararası faaliyetlere baktığımızda zaman zaman düşündürücü tablolarla karşılaşıyoruz.
Sporcu odaklı olması gereken yurt içi ve yurt dışı organizasyonlarında yönetim kurulu üyeleri, yedek üyeler, dışardan götürülen insanlar, genişletilmiş idari kadrolar ve gerekliliği tartışmalı kalabalık kafileler dikkat çekiyor.
Elbette spor yönetimi temsil gerektirir. Ancak bu seyahatlerde öncelik sporcu ve performans gelişimi olmaludir.
Diğer yandan bazı federasyonlarda antrenörlerin ve sporcuların en temel harcırahlarının dahi karşılanamadığı, milli takım düzeyindeki bazi faaliyetlerde mali yükün sporculara, ailelerine ve antrenörlere bırakıldığı yönünde ciddi şikayetler duyuluyor. Eger bir sporcu mılli takım forması giymek için kendi cebinden ödeme yapmak zorunda kalıyorsa, burada üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bır yönetim sorunu var demektir.
Unutulmamalıdır ki, kamu kaynakları hiçbir kurumun ya da yöneticinin şahsi tasarruf alanı değildir. Devletin parası, milletin parasıdır. Ve milletin parasının her kuruşunda herkesin hakkı vardır. Bu nedenle kaynakların ölçüsüz kullanılması, gereksiz harcamalar yapılması ya da maliyetlerin sporcu ve ailelerin omuzlarına yüklenmesi yalnızca ekonomik bir mesele olmanın otesinde aynı zamanda vicdani ve ahlaki bir sorumluluk meselesidir.
Lüks otellerde yapılan gösterişli organizasyonlar, şatafatlı toplantılar ya da gereğinden büyük kafilelerle gerçekleştirilen seyahatler eger sporun tabanına ve sporcunun gelişimine katkı sağlamıyorsa sorgulanmalıdır. Çünkü spora ayrılan her kaynak, öncelikle sporcunun gelişimine, antrenörün eğitimine ve sistemin güçlenmesine hizmet etmelidir.
Dün paylaştığım resmi verilere göre ülkemizde yaklaşık 19 milyon lisanslı sporcu görünüyor. Ancak hepimiz biliyoruz ki bu rakamın çok büyük bir bölümü aktif spor yapmayan kayıtlı isimlerden oluşuyor. Gerçek anlamda düzenli ve sürdürülebilir spor yapan tekil insan sayımız muhtemelen bunun çok altında, belki de yalnızca bir milyon civarındadir.
Eger sporun maliyetini sürekli ailelerin sırtına yükler, devletin kaynaklarını da verimli kullanmazsak, insanları spora çekmekte zorlanırız, gelenleri de sporun içinde tutamayız. Bugün Türk sporuna lazim olan şey daha fazla gösteriş değil daha fazla hesap verebilirlik, daha fazla adalet ve daha fazla sporcu odaklı yönetim anlayışıdır. Çünkü sporun gerçek başarısı kalabalık kafilelerle değil,sporcunun desteklendiği, antrenörün güçlendirildiği ve kamu kaynağının emanet bilinciyle kullanıldığı sistemlerle gelir.
Bakınız, size bir şey daha söyleyeyim: Emin olun, federasyonların gelir-gider tabloları ve harcırahli yurt içi, yurt dışı kafile listeleri her ay düzenli olarak kurumsal internet sitelerinde kalem kalem yayımlansa, bu tür gereksiz harcamalarin en az %30-40 oranında önune geçilecektir.
Bazı federasyonlarda sporcudan çok yönetici yurt dışına gidiyor. Ve bir kısım yoneticilerde demiyor ki, "Mevzuata göre resmi kafile dışında kimleri hangi gerekçeyle yurt dışına götürebilirim?"
Bazıları ise kendilerini şöyle savunuyor “Biz devletin parasıyla seyahatlete insan götürmüyoruz, federasyonun özel gelirlerinden bu masrafları karşılıyoruz.”
Olmaz arkadaş, özel gelir kavramını istediğiniz gibi kullsnamazsiniz. Böyle bir uygulama yok.
Federasyonun “özel geliri” dediğiniz kaynak da kamu niteliği taşıyan bir emanettir. Kafanıza göre harcayabilecegıniz kişısel bir bütçe değildir. Burada çok önemli bir hukuki noktayı da hatırlatmak istiyorum. "2022 yılında yayımlanan 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu ile 2024 yılında yürürlüğe giren ilgili federasyon yönetmelikleri, federasyonların usule aykırı harcamalarından başkan ve yönetim kurulu üyelerinin doğrudan sorumlu olduğunu açıkça belirtmektedir."
Yani, mevzuata aykırı yapılan her harcama, günü geldiğinde ilgili kişilere rücu ettirilebilir. Bunun örnekleri vardır. Devam eden davalar da vardır. Üstelik bir başka önemli husus daha var ki;
Bir federasyonun olağan mali genel kurulunda ibra edilmiş olmanız, yani mali acıdan “aklanmıs” görünmeniz, yönetim kurulunuzu hukuki sorumluluktan tamamen kurtarmaz. Eğer sonradan bir suç unsuru veya usulsüzlük tespit edilirse, kanun yeniden devreye girer ve gereğini yapar.
Elbette ki, bu sözlerimiz işini dürüstçe yapan, kaynakları hakkaniyetle kullanan federasyon yöneticilerine değildir. Bu sözler, federasyon yönetimini bir hizmet alanı olarak kullanmayıp, başka beklentilerin, başka hesapların aracı olarak görenleredir.
Sevgili arkadaşlar Siz siz olun, bu makamı başka İstikbal beklentileri için kullanmayın ve… “Bizi kimse takip etmiyor.” “ Ne yaptığımızı kim nereden bilecek?” demeyin. İnanın, yapılan her usulsüzlük bir yerde kayıt altına alınıyor. Bunun örnekleri çoktur, Devlet bazen bekler… zamanı geldiğinde bu hesapları size misliyle rücu ettirir.
Ve o gün geldiğinde, kamu hakkını ihlal eden herkes yaptığının hesabını verir. Çünkü spor, bazilarinin konfor alanı değil, milletin sizlere ortak emanetidir.
(ALINTI)
Dilek Başkurt / Şube Merkez Fethiye

























