Değişimin kişisel olarak algılanmaması, diğer kurumlarda tecrübe ile sabittir.
  Karadeniz Ereğli TSO’da Yeni Dönem: Yüksel Balcı Başkan Seçildi
  Gerek memur emeklisi gerekse SSK ve BAĞ- KUR emeklisi bugün ANKARA da hak aradı
  Genel Başkan Şengül, "Yıllarca çalıştık, sefalete mahkum edildik!"
  Yavuzyılmaz uyardı: “Eşel Mobilde limit kalmadı, zam fırtınası için kanun teklifime destek verin!”
  Kandilli Tepesi'ne Yıkım Kararı, Ereğli Halkı'nın tepkisine yol açtı!
  Genç Astsubay Mert Necati Günay kalbine yenik düştü
  Yavuzyılmaz'dan KYK isyanı
  Sertan Ocakçı'nın ani ölümü sevenlerini yasa boğdu
  Yavuzyılmaz, " Her şey ortaya çıktı "
11 Ekim 2026 Pazar
Kdz.Ereğli ve Zonguldak Bölgesel Haberler
  •  
    •  » GEZİ, TUR VE SEYAHAT
    •  » EĞİTİM
    •  » VİDEO GALERİ
    •  » YAŞAM VE ÇEVRE
    •  » HABER ARA
    •  » BİLİM VE TEKNOLOJİ
    •  » TÜM MAKALELER
    •  » FOTO GALERİ
    •  » SAĞLIK
  • YAZARLARIMIZ
  • GÜNDEM
  • SEKTÖR
  • TÜM HABERLER
  • SİYASET
  • SPOR
  • DÜNYA
  • DUYURU, İLAN, ANMA VE KUTLAMA
CHP’DE BÖLÜNME GENETİĞİ. SHP/SODEP’TEN YENİ PARTİ’YE GEÇİŞ ANALİZİ

CHP’DE BÖLÜNME GENETİĞİ. SHP/SODEP’TEN YENİ PARTİ’YE GEÇİŞ ANALİZİ
05 Agustos 2026 16:08:33

Yazar : A.Baybars Göğez

  • Whatsapp ta Paylaş

CHP’DE BÖLÜNME GENETİĞİ. SHP/SODEP’TEN YENİ PARTİ’YE GEÇİŞ ANALİZİ

Sayın
@kilicdarogluk
ve
@eczozgurozel
Zaten bölünmüş ülkeyi, 15-20 yıldır yönettiğiniz parti ile tüm muhalif cepheyi bir de siz bölün.! Bizlere başarı diye pazarlayın.!
Önce şunu yapın; Bu yazıyı okuyup halktan özür dileyin ve bozduklarınızı düzeltin.!

Siyaset dışı ve bilimsel temelli sebep- sonuç ilişkisi içinde bakarak mevcut durumu Y/Z destekli olarak yorumladım. Taktik değiştirip SONUÇ yerine, akademik makale formatı gibi ÖZET ile başlayacağım.

ÖZET

“2026’da sayın Özgür Özel ve 90 MV’nin CHP’den ayrılarak Yeni Parti’yi kurması, Türk merkez solunun tarihsel süreçte yaşadığı “bölünerek intihar etme” geleneğinin, kurumsal risk analitiği açısından bir devamı ve Ulusalcı bakış yerine Batı Dünyasına yaklaşma olarak değerlendirilmektedir.

Bu hamle, SHP-CHP örneklerindeki gibi ideolojik bir değişimden ziyade, belediye kaynakları ve delege gücüne dayalı bir “mülkiyet ve güç” kavgası olarak teşhis edilmektedir. Kurumsal marka değerini düşüren bu bölünme, muhalefetin siyasi enerjisini ve finansal kaynaklarını iç çekişmelere harcamasına neden olmaktadır.”

ABSTRACT

“The formation of a new party in 2026 by Mr. Özgür Özel and 90 MPs, after leaving the CHP, is seen as a continuation of the ‘suicide through division’ tradition experienced by the Turkish center-left throughout history, and as a shift from a nationalist perspective to an approach towards the Western world, from an institutional risk analytics standpoint.

This move is identified not as an ideological change, as in the SHP-CHP examples, but rather as a struggle for ‘property and power’ based on municipal resources and delegate power. This division, which diminishes institutional brand value, causes the opposition to expend its political energy and financial resources on internal conflicts.” Çeviri: Google Translate

BU ÖZET’E NASIL VARDIK?

Sayın Özgür Özel’in Kılıçdaroğlu ile büyüttüğü “İmamoğlu gücü”, gün gelip Özel’i Kılıçdaroğlu’na karşı koçbaşı olarak kullanmış; mahkeme kararıyla oyun bozulunca Özel ve ekibi meclisteki sayısal güçlerini (91 vekil) kurumsal kalkan yaparak Yeni Parti’ye sığınmışlardır. Y/Z’dan ÇOK ÖNEMLİ İDDİA!

Tarihteki saf değiştirmeler ve bölünmeler bize gösteriyor ki; Özgür Özel ve ekibinin hamlesi, ideolojik bir “Değişim” değil, kurumsal bir “Mülkiyet ve Güç” kavgasıdır.

Bu iddialar ve düşüncelere nasıl vardığımızı “Tarihsel Analoji” açısından yorumlamaya çalışacağım.

1. Ortak Sorumluluk Boyutu: “Lider ve Veliaht” Paradoksu

CHP’de Ekrem İmamoğlu figürünün parlatılması, kurumsallaşması ve nihayetinde partideki köşe başlarını tutarak dışarıdan yönetme gücüne erişmesi süreçlerinden Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel; birliktedir, eşittir ve sorumludur.

  • Kılıçdaroğlu’nun Sorumluluğu: Sayın Kılıçdaroğlu, genel başkanlığı döneminde parti içi dengeleri kontrol etmek ve popülist sağ-sol ittifaklarını ayakta tutabilmek adına Ekrem İmamoğlu gibi “kazanan/karizmatik” aktörlere devasa bir alan açtı. İmamoğlu’nu İBB Başkan adayı yaparak parlatılması sürecini başlatan ve ona parti içinde adeta dokunulmaz bir “özerk alan” tanıyan bizzat kendisidir. Kılıçdaroğlu, bu gücün bir gün dönüp kendi genel başkanlığını ve koltuğunu tehdit edeceğini öngörememiş veya bu riski yanlış yönetmiştir.
  • Özgür Özel’in Sorumluluğu: Sayın Özel ise bu süreçte sadece izleyici değil; Kılıçdaroğlu’nun en yakın kurmayı, Meclis Grup Başkanvekili ve partinin en önemli sözcüsüydü. İstanbul seçimleri süreci ve sonrasında İmamoğlu’nun “liderlik prototipi” olarak partide ve toplumda köşe başlarını tutmasına, örgütleri kendi etrafında konsolide etmesine bizzat omuz verdi.

İmamoğlu’nun CHP’yi dışarıdan dizayn edebilecek finansal, örgütsel ve siyasi bir “gölge güce” dönüşmesi, Kılıçdaroğlu ve Özel’in ortak siyasi mühendisliğinin bir ürünüdür. Yaratılmasına birlikte katkıda bulundukları bu devasa güç, nihayetinde kendilerini de yutan bir girdaba dönüşmüştür.

2. Davranışın Tarihsel Analojilerle Değerlendirilmesi

Özgür Özel ve ekibinin sergilediği bu ayrışma ve ardından gelen “Yeni Parti” hamlesini, tarihsel ve siyasal örnekler üzerinden tersinden okuyarak şöyle analiz edebiliriz:

A) Çerkez Ethem ve Topal Osman Analojisi (Askeri / Güç Eksenli Bakış)

Askeri ve siyasi entrikalar tarihi, güç savaşlarında saf değiştiren veya harcanan figürlerle doludur.

  • Çerkez Ethem Örneği: Kurtuluş Savaşı başında kritik başarılar kazanan (Anzavur ve Yozgat İsyanları’nı bastıran) ancak düzenli ordunun kurulmasıyla, kendi özerk gücünü kaybetmemek adına karşı safa (Yunan) geçen bir figürdür. Özgür Özel ve ekibinin hamlesini bu analojiyle okursak; parti içi düzenli ve kurumsal bürokrasiye (Kılıçdaroğlu’nun mahkeme yoluyla geri dönüşüne) teslim olmak yerine, kendi siyasi özerkliklerini korumak adına köklü yuvadan kopup muhalefet blokunu parçalama pahasına yeni bir cephe açmışlardır. Bu yönüyle analoji, “güç koruma güdüsü” açısından uyuşmaktadır.
  • Topal Osman Örneği: Sadakati ve cephedeki her türlü fedakarlığa rağmen, Ankara’daki siyasi entrikaların, Meclis içi dengelerin (Ali Şükrü Bey cinayeti süreci) neticesi “hain” ilan edilerek tasfiye edilmiş trajik bir figürdür. Kılıçdaroğlu’nun bugün geldiği nokta (partiyi kuran lider reflekslerine rağmen taban ve yeni klik tarafından marjinalleştirilmesi) Topal Osman’ın siyasi entrikalarla dışlanması sürecine benzemektedir. Özgür Özel ve ekibi ise bu entrika çarkının kurucusu ve yürütücüsü rolünü üstlenmişlerdir.

B) Siyaset Bilimi Açısından En Doğru Analoji: SODEP-HP ve SHP Tecrübesi (1980’ler)

Özgür Özel ve ekibinin davranışını askeri ihanet/saf değiştirme örneklerinden ziyade, Türk solunun kurumsal genetiğinde var olan “bölünerek çoğalma/yok olma” hastalığı üzerinden, yani 1980’leri SODEP (Sosyal Demokrasi Partisi) ve HP (Halkçı Parti) krizleri ile açıklamak siyaseten çok daha isabetli bir model sunar.

  • 1980 darbesi sonrası sol seçmen Erdal İnönü’nün SODEP’i ile Necdet Calp’in Halkçı Parti’si arasında bölünmüştü. İki lider ve ekip de kendisini “merkez solun tek meşru temsilcisi” görüyor, birbirini iktidarın elini güçlendirmekle suçluyordu.
  • Daha sonra bu iki yapı birleşip SHP (Sosyal Demokrat Halkçı Parti) oldu ancak bu kez de parti içi klik savaşları (Baykalcılar, Karayalçıncılar, İnönücüler) yüzünden sürekli kurultay kavgaları yaşandı. Sonunda SHP içinden ayrılan Deniz Baykal, CHP’yi yeniden açarak partiyi böldü ve solun baraj altında kalmasına (1999) kadar giden süreci tetikledi.

BU GELİŞMELER KİMİN İŞİNE YARAR?

Tıpkı geçmişteki SODEP-HP ve SHP kavgalarında olduğu gibi, bu bölünmenin kazananı asla partiler veya aktörler olmaz; bu süreç “muhalefeti parçalayarak mevcut iktidarın ömrünü uzatır ve %40’lık kararsız seçmenin siyaset kurumundan tamamen tiksinmesine yol açar.”

DIŞ DÜNYA BU GELİŞMELERİ NASIL OKUYOR?

Küresel aktörlerce gelişmeler şu başlıklarda kodlanmış görünüyor; jeopolitik istikrar, öngörülebilirlik, ekonomik çıkarlar ve Türkiye’nin çok kutuplu dünyadaki eksen arayışı (BRICS, NATO, AB dengesi).

1. Batı Dünyası ve Avrupa Birliği (AB): “Risk ve Yeni Muhatap Arayışı”

  • İmamoğlu-Özel Aksına Yatırım: Batı dünyası ve AB başkentleri, uzun süredir Türkiye’de mevcut iktidarın alternatifi olarak rasyonel, öngörülebilir, seküler ama aynı zamanda Batı kurumlarıyla (NATO, AB ve küresel finans piyasaları) kavga etmeyecek bir aktör arayışındaydı. Özel ve İmamoğlu ekseni, Batıda bu profile en uygun “yeni nesil liderlik” olarak görüldü. NOT: (İnönü ile Ortanın Solu, Ecevit ile devrimcilik ve sol ideolojiyi savunan, Rusya ve Doğu blokuna selam çakan CHP tabanı istifa edip Batı yanlısı yönetime destek verir hale mi geldi!?)
  • Bölünmenin Okunuşu (Hayal Kırıklığı ve Pragmatizm): 91 vekilin ayrılıp Yeni Parti’yi kurması, Batı’da ilk etapta muhalefetin iktidarı devralma (2027/2028 seçimi) şansını zayıflatan bir “fragmantasyon” (parçalanma) riskidir. Ancak AB ve Washington, Özgür Özel’in Yeni Parti’sinin programındaki “Batı vizyonu, kurumların restorasyonu ve liberal makroekonomi” vurgusunu olumlu not etmektedir. Batı için Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye geri dönmesi, daha ulusalcı, korumacı ve geleneksel bir çizgi anlamına geldiği için, Batı sermayesi ve siyasi eliti Yeni Parti’yi ana muhatap ve alternatif güç merkezi olarak kabul etme eğilimindedir. NOT: (Y/Z böyle dese de sayın Kılıçdaroğlu ulusalcı mı?!

2. Doğu Bloku (Rusya, Çin ve BRICS): “Mevcut İstikrarın Devamı”

  • Erdoğan ile Güvenli İlişki: Moskova ve Pekin için Türk iç siyasetinin kimlerce yönetildiğinin tek şartı vardır: Öngörülebilirlik ve çok kutuplu dünyaya uyum. Rusya (Putin) ve Çin (Xi), Cumhurbaşkanı Erdoğan ile kurdukları kişisel ve pragmatik diplomasi modelinden (Tahıl koridoru, Akkuyu, nükleer iş birlikleri, BRICS üyelik başvurusu) son derece memnun. [1, 2, 3]
  • Bölünmenin Okunuşu: Doğu Bloku, muhalefetin böyle ikiye bölünmesini, mevcut iktidarın 2027 sonbaharı veya sonrasındaki seçimlerde işini kolaylaştıran, dolayısıyla Türkiye’deki mevcut jeopolitik statükonun ve istikrarın sürmesini garantileyen bir gelişme olarak okur. Özgür Özel’in kurduğu Yeni Parti’nin Batı dünyasına göz kırpan çizgisi Moskova tarafından “mesafeli” karşılanırken, muhalefetin iç kavgalarla zayıflaması Doğu Bloku’nun Türkiye üzerindeki stratejik planlarını (lojistik koridorlar, enerji merkezi olma) daha güvenli bir zemine taşımaktadır.

3. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT): “Kurumsal İlişkiler ve Sessiz Takip”

  • Devletler Arası Süreklilik: Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan gibi Türk devletleri için Türkiye’deki iç siyasi çalkantılar, birinci derece dış politika kırılması yaratmaz. Onlar için esas olan, TC devletinin kurumsal gücü ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) entegrasyon sürecidir.
  • Bölünmenin Okunuşu: TDT başkentleri bu gelişmelere tamamen “izleyici” olarak yaklaşır ve iç işlerine karışmama ilkesini titizlikle korur. Ancak, Kılıçdaroğlu’nun daha ulusalcı/ Avrasyacı kanadı ile Özgür Özel’in daha küreselci/Batıcı kanadı arasındaki bu ayrışmada, Türk dünyası liderleri mevcut iktidarın ya da ulusalcı kanadın “Türk Dünyası Ekseni” politikasını daha samimi bulmaktadır. Yeni Parti’nin tamamen Batı normlarına odaklanması durumunda, Orta Asya ile ilişkilerin ikinci plana itilip itilmeyeceğini sessizce gözlemlerler.

4. Arap Ülkeleri ve Körfez Sermayesi: “Yatırım Güvenliği ve Skor Odaklılık”

  • İdeoloji Değil, Bilanço Esaslı Bakış: Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar gibi Körfez ülkeleri için Türkiye siyaseti tamamen ekonomik yatırım güvenliği üzerinden okunur. Swap anlaşmaları, gayrimenkul alımları, savunma sanayii ortaklıkları (Körfez finansmanı) mevcut iktidarın garantörlüğünde yürümektedir.
  • Bölünmenin Okunuşu: Körfez dünyası, muhalefetin kendi içinde bölünmesi ve zayıflamasını, Türkiye’deki “yatırım yaptıkları siyasi iklimin” sarsılmayacağına dair bir güvence olarak görür. Özgür Özel’in veya Kılıçdaroğlu’nun ideolojik çizgisi (sosyal demokrat, ulusalcı veya liberal) Körfez emirlerinin ve krallarının ilgi alanında değildir. Onlar, bu bölünmenin iktidar değişim riskini azaltıp azaltmadığına bakar ve mevcut tablonun iktidarın elini kuvvetlendirdiğini görerek Türkiye’ye yönelik finansal angajmanlarına güvenle devam ederler.

5. BEMPE Kamu Yönetimi ve Risk Modeli Açısından Özet

Dünya genelindeki tüm bu okuma biçimlerini, Yerel yönetimler üzerinden geliştirdiğim ve geçmiş yazılarımda açıkladığım BEMPE (Entegre Kamu Performans Taksonomisi) modelinin “Yönetişim ve Risk” boyutuna bağlarsak karşımıza şu küresel skor çıkıyor:

Dış dünyadaki kimi çevreler, Türkiye’deki bu muhalefet krizini “Kurumsal Yönetim Zaafı” olarak tescillemiştir. Kendi içindeki hukuki süreçleri, kurultay meşruiyetlerini (Mutlak Butlan krizini) yönetemeyen ve sonunda Meclis’te 91’e 44 gibi travmatik bir şekilde bölünen bir muhalefet yapısı, küresel finans çevrelerine ve yabancı devlet ajanslarına “Biz yarın 1 trilyon dolarlık Türkiye ekonomisini ve devlet riskini yönetmeye hazırız” güvenini veremez. [1, 2]

Küresel aktörler bu yüzden Yeni Parti’nin kuruluşunu devrimsel bir değişimden ziyade, Türkiye’deki mevcut siyasi elitlerin “risk yönetimindeki başarısızlığı” ve statükonun ömrünü uzatan bir iç patlama olarak kodlamış olabilir.

SON YORUM

Görüldüğü gibi CHP- YENİ PARTİ içindeki bu gelişmeler ve çatışmalarda yurt içi ve dışındaki tarafların bir beklentisi ve umudu var ama dikkate alınmayan, herhangi bir kazancı olmayıp aksine geçim sıkıntısı çeken samimi partililerin payına IBAN üzerinden BAĞIŞ yapmak düşmüştür.

“Sonuç olarak, parti içi güç mücadelelerinin en büyük maliyeti, çoğu zaman siyasi aktörlerden ziyade onları destekleyen seçmenler tarafından taşınmaktadır.”

Kahya ağaya sormuş; Ağam giderken siz atın üstünde ben yaya, dönüşte yine siz yine at üstünde ben yaya köyümüze döndük. İyi de BİZ BU BOKU NİYE YEDİK?!!

NOT: Özellikle sansür koymadım. Çünkü olanlar ve gelişmeler çok daha pis kokuyor..!

 
Bilgi paylaşınca güzel
 
 
 
 

2 Yorumlar

  1. Orhan ELMACI
    Orhan ELMACI 2 Ağustos 2026 üzerinde 2:32 pm de

    Sayın Baybars bey,

    Yazınızın sonunda sorduğunuz o sade ama sarsıcı soruyu (“Biz bu … niye yedik?”) ciddiye alıyorum. Kahya’nın ağaya yönelttiği bu soru, aslında yalnızca CHP–Yeni Parti geriliminin değil, yıllardır tekrar eden muhalefet parçalanmalarının da ortak muhasebesi..

    Yazınızda, bunun “iktidarı elinde tutan yerli ve yabancı güç odaklarının işine gelecek şekilde, kendi koltuklarını koruma refleksiyle” yaşanıp yaşanmadığını sorguluyorsunuz. Benim kanaatim de, bu değerlendirmenin önemli ölçüde haklı gerekçelere dayandığı yönünde…

    Ancak meseleyi tek bir nedene indirgemek de eksik kalacak … Bana göre tablo daha çok katmanlı..

    I-Bir grup siyasal aktör, parti içindeki konumunu, belediyeler üzerindeki etkisini, delege yapısını ve karar alma mekanizmalarındaki ağırlığını korumayı temel öncelik hâline getirmiş görünmekte… Bu, sizin de işaret ettiğiniz güç ve hâkimiyet mücadelesi…

    ii- Bir başka kesim ise kendisini daha kurumsal, daha rasyonel ve uluslararası çevrelerle daha uyumlu bir alternatif olarak sunarken, özünde benzer bir iktidar refleksini farklı bir söylemle sürdürmekte…

    iii- Dış aktörler ise çoğu zaman Türkiye’deki iç siyasi mücadelelere ilkesel değil, çıkar odaklı yaklaşırlar. Onlar açısından önemli olan; öngörülebilirlik, istikrar ve kendi stratejik çıkarlarının korunmasıdır.

    Bu nedenle muhalefetin kendi içinde zayıflaması veya parçalanması, mevcut siyasi dengeyi değiştirmediği sürece birçok dış çevre açısından rahatsızlık oluşturmamakta…

    Bana göre asıl mesele :

    “Biz bu …. niye yedik?” sorusunun muhatabı yalnızca sözümona ana muhalefet liderleri değil…

    Muhatap; her kurultayı yalnızca bir iktidar yarışı olarak gören, her delege seçimini güç mücadelesine dönüştüren, belediyeleri siyasal nüfuz alanı olarak değerlendiren ve “benim ekibim kazansın da gerisi önemli değil” anlayışını normalleştiren daha geniş bir siyasal kültür…

    Partiler, fikir üreten kurumlar olmaktan uzaklaşıp kadro ve kaynak paylaşımının merkezine dönüştüğünde, bedelini önce samimi partililer, ardından bağış yapanlar ve en sonunda da değişim umuduyla sandığa giden vatandaş ödemekte…

    Yazınızda yaptığınız tarihsel benzetmeyi de isabetli buluyorum. Sözde sosyal demokrat çizgide yaşanan ayrışmaların izleri bugün de görülmekte. Ancak bugün buna eklenen yeni unsur, ideolojik farklılıklardan çok örgütsel ve siyasal hâkimiyet mücadelesinin belirleyici hâle gelmesi…

    Bu nedenle sorunuzun cevabı bana göre çok açık:

    Önemli ölçüde koltukları, nüfuz alanlarını ve siyasal kontrolü koruma isteği nedeniyle.

    Bunun yanında, ortaya çıkan tabloya farklı iç ve dış aktörlerin kendi çıkarları doğrultusunda kayıtsız kalması ya da bundan fayda sağlaması da ihtimal dâhilinde…

    Kalemini toplumsal hafızayı diri tutmak için kullanan bir yazar olarak bu soruyu sormaya devam etmeniz önemli…
    . Çünkü “Biz bunu neden yaşıyoruz?” sorusu cesaretle sorulmadığı sürece, aynı siyasal döngü farklı aktörlerle yeniden üretilmeye devam edeceğinden kuşkunuz olmasın …

    Son olarak, bu tartışmanın bana kaleme aldığım “Güneşe Çok Yakın Uçmak” başlıklı yazımı yeniden hatırlattığını belirtmek isterim.

    İktidarın da muhalefetin de en büyük sınavı, başarı sarhoşluğuna kapılıp kurumsal aklı kişisel hırslara teslim etmesi olduğu düşünüyorum …

    İlgilenirseniz, değerlendirmelerinize katkı sağlayabileceğini düşündüğüm yazımı da paylaşmak isterim:

    “Güneşe Çok Yakın Uçmak”
    https://www.orhanelmaci.com/blog/gunese-cok-yakin-ucmak/

    Belki bugünkü tartışmaları, günlük siyasetin ötesinde, siyasal örgütlerin zamanla neden aynı döngülere sürüklendiğini anlamak açısından farklı bir pencereden okumaya katkı sunabilir.
    Sağlıcakla kalın…

    Ahmet Baybars
    Ahmet Baybars 
  Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış

 Diğer Yazıları


  • YEREL YÖNETİMLER BAKANLIĞI GEREKLİ Mİ? KAPSAMI NASIL OLMALI?
    12-06-2025 | 18 : 12 54
  • Liyakat yoksa durum değişmiyor
    13-06-2025 | 20 : 14 48
  • KENTSEL TARIM YAPALIM AMA NASIL?
    06-10-2024 | 22 : 43 57
  • Bugün 6 Şubat depremi yıl dönümü.
    06-02-2025 | 10 : 47 40
  • HALA CHATGPT KULLANMAYAN VAR MI?
    12-01-2025 | 20 : 49 00
  • Sokak hayvanları için örnek '5 Yıldızlı Yuva Projesi'
    05-12-2024 | 10 : 46 53
  • TRUMP NE YAPMAK İSTİYOR?
    20-11-2025 | 16 : 13 55
  • İBB'DE SUÇ VARSA SAYIŞTAY GÖREVİNİ YAPIP NİYE UYARMADI ?
    24-03-2025 | 15 : 40 05
  • YEREL YÖNETİMLERİN DİKKATİNE
    23-01-2025 | 20 : 59 00
  • BARAJ GÖLLERİ ÜZERİNDE YÜZEN GÜNEŞ PANELİ KURUP ELEKTRİK ELDE ETMEK
    30-01-2025 | 09 : 20 45
  • KİMSE KUSURA BAKMASIN
    01-02-2025 | 16 : 45 21
  • Chatgpt ne diyor?
    14-11-2025 | 21 : 55 24
Tüm Yazıları

 Köşe Yazarlarımız


  • Meryem Altunkaya
    Ereğli TSO’da Cuma Günü Karar Anı: Mesele Koltuk Değil, Şehrin Geleceği
  • Timuçin ÖZAT
    Devam etmekle kalmayacak, kötüleşecek!
  • Zeki BAŞTÜRK
    AYRILMAZ İKİLİ BİLLURKENT'TE
  • Aydın Yaylacıklılar
    Sabah Turizm Gündemi — 9 Ekim 2026
  • Mustafa Uysal
    ANLATAMAZSIN VEFA'YI !
  • A.Baybars Göğez
    Dayanışma, enflasyonla mücadele proaktif girişimlerle olur.
  • Sefa YÜRÜKEL
    AKP’den Kaçarken Yeni Parti Diye Yılana Sarılmamak: Doğru Alternatifi Oluşturmak ve Atatürkçü Siyasetin Yeniden İnşası
  • Uğur ÖZTÜRK
    SPORUN DEĞERİ NEREDE BAŞLAR, NEREDE KAYBOLUR?
  • Gürol ÖZTÜRK
    NE GÜNLER YAŞIYORUZ
  • Fahri Eryılmaz
    ADIN KADIN
  • Erdoğan KUTLU
    SEMT-İ MÜDAFAA
  • Efsun İsmail DEMİREL
    MİLLETVEKİLİMİZ SAFFET BOZKURT’A AÇIK MEKTUP
  • Önder ÖNER
    Sağlığımızın Belası Hava Kirliliği

 Çok Okunan Köşe Yazıları


  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY

» Henüz BUGÜN Yazı Görünmüyor
  • Meryem Altunkaya
    Ereğli TSO’da Cuma Günü Karar Anı: Mesele Koltuk Değil, Şehrin Geleceği
  • Meryem Altunkaya
    SEÇİM BİTER, DEĞİŞİM VE HİZMET ODAKLI ÇALIŞMA BAŞLAR
  • Uğur ÖZTÜRK
    SPORUN DEĞERİ NEREDE BAŞLAR, NEREDE KAYBOLUR?
  • Zeki BAŞTÜRK
    TEKNE TURU MAVİNİN GÜZELLİĞİNDE GÜZEL BİR YOLCULUK
  • Zeki BAŞTÜRK
    NEREYE BAKSAN GÜZEL, NEREDEN BAKSAN GÜZEL!
  • Meryem Altunkaya
    TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’nde bu kadar çok Milletvekili olması gerekiyor mu?
  • Meryem Altunkaya
    Ereğli TSO’da Cuma Günü Karar Anı: Mesele Koltuk Değil, Şehrin Geleceği
  • Meryem Altunkaya
    Geleceği Değiştirmek Üyelerin Elinde!
  • Meryem Altunkaya
    SORUNLARI BİLİYORUZ, ÇÖZÜMLERLE GELİYORUZ
  • Meryem Altunkaya
    SEÇİM BİTER, DEĞİŞİM VE HİZMET ODAKLI ÇALIŞMA BAŞLAR
Kdz.Ereğli ve Zonguldak Bölgesel Haberler

© kdzereyli.com

İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
  •   Bilim ve Teknoloji
  •   Eğitim
  •   Videolu Haber
  •   Arşiv
  •   Video Galeri
  •   Haber Ara
  •   Tüm Makaleler
  •   Foto Galeri
  •   Günün Haberleri
  •   Üyelik
  •   Youtube