
of.ozankaya@isnet.net.tr
AKP’den Kaçarken Yeni Parti Diye Yılana Sarılmamak: Doğru Alternatifi Oluşturmak ve Atatürkçü Siyasetin Yeniden İnşası
05 Agustos 2026 16:20:25
AKP’den Kaçarken Yeni Parti Diye Yılana Sarılmamak: Doğru Alternatifi Oluşturmak ve Atatürkçü Siyasetin Yeniden İnşası
Sefa Yürükel yazdı;
Demokratik siyasal sistemlerde iktidar değişimi, yalnızca seçim sandığında ortaya çıkan bir sonuç değildir. Gerçek anlamda siyasal dönüşüm; devlet kurumlarının işleyişi, siyasal kültür, toplumsal değerler ve yönetim anlayışındaki değişimlerle gerçekleşir. Bu nedenle herhangi bir iktidara duyulan tepki ile yerine konulacak siyasal alternatifin niteliği birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.
Siyasal tarih göstermektedir ki, toplumların mevcut iktidarlara yönelik memnuniyetsizliği her zaman doğru ve kalıcı alternatiflerin ortaya çıkmasını sağlamamaktadır. Seçmen davranışları çoğu zaman ekonomik krizler, güvenlik kaygıları, kimlik politikaları ve mevcut yönetime duyulan tepki tarafından şekillenmektedir. Ancak demokratik siyaset yalnızca “karşı çıkma” üzerine değil, aynı zamanda “yerine ne koyulacağı” sorusu üzerine kuruludur.
Türkiye’de son yıllarda ekonomik sorunlar, hukuk devleti tartışmaları, kamu yönetiminde liyakat meselesi ve kurumsal yapıların işleyişine ilişkin eleştiriler, iktidar partisi olan Adalet ve Kalkınma Partisi’nden (AKP) uzaklaşan önemli bir seçmen kitlesi oluşturmuştur. Ancak mevcut iktidara yönelik eleştiriler, ortaya çıkan her yeni siyasi hareketin otomatik olarak demokratik, milli veya Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle uyumlu olduğu anlamına gelmez.
Siyaset bilimi literatüründe siyasal partiler, yalnızca seçim kazanma amacı taşıyan örgütler olarak değil; toplumun geleceğine ilişkin bir yönetim anlayışı ortaya koyan kurumsal yapılar olarak ele alınmaktadır. Maurice Duverger ve Giovanni Sartori gibi siyaset bilimciler, güçlü parti sistemlerinin kişisel liderliklerden çok kurumsal yapı, ideoloji ve toplumsal temsil kapasitesi üzerine kurulduğunu vurgulamaktadır (Duverger, 1954; Sartori, 1976).
Bu nedenle Türkiye’de alternatif arayışı yalnızca AKP karşıtlığı üzerinden değil; Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi, Atatürk ilke ve devrimleri, hukuk devleti, milli egemenlik ve devlet anlayışı çerçevesinde değerlendirilmelidir.
AKP’den Kaçarken Doğru Alternatifi İnşa Etmek
Her siyasal iktidar dönem içerisinde toplumsal desteğini kaybedebilir. Ancak siyasal değişim ihtiyacı, yalnızca iktidarın değiştirilmesiyle sınırlı değildir. Asıl mesele, devlet yönetiminde hangi değerlerin ve hangi kurumların belirleyici olacağıdır.
Siyaset bilimi açısından seçmenin yalnızca mevcut iktidara tepki göstererek oy kullanması, “protesto oyu” davranışı olarak değerlendirilmektedir. Protesto oyları kısa vadede siyasal sonuç doğurabilir; ancak uzun vadede istikrarlı bir yönetim modeli oluşturabilmesi için kurumsal ve ideolojik bir zemine ihtiyaç vardır (Downs, 1957).
Türkiye gibi güçlü devlet geleneğine sahip ülkelerde siyasal alternatif üretmek, yalnızca seçim kazanabilecek aktörler ortaya çıkarmak değildir. Gerçek alternatif; devlet kurumlarını güçlendirecek, hukuk düzenini koruyacak, milli egemenlik anlayışını sürdürecek ve toplumsal adaleti sağlayacak kadroların oluşturulmasıdır.
Atatürkçü perspektiften bakıldığında temel soru, yalnızca “hangi siyasi hareket iktidara gelebilir?” sorusu değildir. Asıl soru, “hangi siyasi anlayış Cumhuriyet’in temel değerlerini geleceğe taşıyabilir?” sorusudur.
Bu noktada siyasal tercihin kişilere değil ilkelere dayanması gerekir. Çünkü demokratik sistemlerde kalıcı başarı, liderlerin popülerliğinden değil; kurumların gücünden kaynaklanmaktadır (Huntington, 1968).
AKP’den Kaçarken Yanlış Alternatiflere Yönelmemek
Siyasal sistemlerde mevcut iktidara duyulan tepkinin, seçmeni her yeni siyasi oluşuma yönlendirmesi sık görülen bir durumdur. Ancak siyasal yenilik ile siyasal doğruluk aynı anlamı taşımaz.
Yeni kurulan bir partinin - Yeni Parti’nin demokratik açıdan değerlendirilmesi; yalnızca kuruluş tarihiyle değil, programı, kadroları, devlet anlayışı, anayasal ilkelere yaklaşımı ve siyasal etik anlayışıyla yapılmalıdır.
Robert Michels’in “oligarşinin tunç kanunu” yaklaşımı, siyasi örgütlerin zaman içerisinde belirli lider kadroların etkisi altına girebileceğini göstermektedir. Bu nedenle bir siyasi hareketin demokratik niteliği, yalnızca söylemleriyle değil; iç işleyişi, hesap verebilirliği ve kurumsal yapısıyla ölçülmelidir (Michels, 1911).
AKP’den uzaklaşan seçmen açısından temel hedef yalnızca mevcut iktidarın sona ermesi değildir. Asıl hedef; hukukun üstünlüğünü, liyakati, ekonomik bağımsızlığı ve devlet kurumlarının tarafsızlığını yeniden tesis edecek bir siyasal düzen kurmaktır.
Bu nedenle siyasal tercihlerde temel ölçüt “yeni olmak” değil; “Cumhuriyet’in temel değerleriyle uyumlu, sürdürülebilir ve kurumsal bir alternatif olmak” olmalıdır.
İdeolojik Tutarlılık Sorunu
Siyasal hareketlerin en önemli özelliklerinden biri ideolojik bütünlükleridir. Bir siyasi parti, yalnızca farklı toplumsal talepleri bir araya getiren seçim platformu değildir; aynı zamanda toplumun geleceğine ilişkin bir dünya görüşü ortaya koyar.
Atatürkçülük; Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve Devrimcilik ilkelerinden oluşan bütüncül bir siyasal anlayıştır. Bu ilkeler birbirinden bağımsız kavramlar değil, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini oluşturan tamamlayıcı unsurlardır.
Devletçilik ilkesi ekonomik bağımsızlığı ve stratejik alanlarda kamusal sorumluluğu öne çıkarırken; halkçılık sosyal adaleti, laiklik çağdaş hukuk düzenini, milliyetçilik ise milli egemenlik temelinde ortak vatandaşlık anlayışını ifade eder.
Bu nedenle siyasal hareketlerin aynı anda birbirleriyle gerilim oluşturabilecek farklı ideolojik yönelimleri benimsemesi, seçmen açısından ciddi bir tutarlılık sorunu oluşturabilir.
Seymour Martin Lipset ve Stein Rokkan’ın parti sistemleri üzerine yaptığı çalışmalar, siyasal kimliklerin tarihsel toplumsal çatışmalar ve değerler üzerinden şekillendiğini göstermektedir (Lipset & Rokkan, 1967). Bu nedenle ideolojik netlik, siyasal güvenin temel unsurlarından biridir.
“Yeni Parti” Arayışının ve Desteklenmesinin Siyasal Riskleri
Siyasal sistemlerde yeni parti oluşumları, demokratik çoğulculuğun doğal bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Demokratik rejimlerde vatandaşların yeni siyasi aktörler ve farklı programlar etrafında örgütlenme hakkı temel siyasal özgürlüklerden biridir. Ancak bir siyasi hareketin var olması ile toplumsal açıdan doğru ve sürdürülebilir bir alternatif oluşturması aynı şey değildir.
Siyasi partilerin başarısı yalnızca seçim dönemlerindeki popülerlikleriyle ölçülemez. Bir partinin uzun vadeli başarısı; kurumsal kapasitesi, ideolojik tutarlılığı, toplumsal karşılığı ve devlet yönetimine ilişkin bütünlüklü vizyonuyla ilişkilidir. Angelo Panebianco, modern siyasi partilerin kalıcı hâle gelmesinde örgütsel kurumsallaşmanın ve parti kimliğinin belirleyici olduğunu vurgulamaktadır (Panebianco, 1988).
Türkiye siyasetinde zaman zaman mevcut iktidarlara yönelik toplumsal tepki, yeni siyasi oluşumların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ancak tarihsel deneyim göstermektedir ki yalnızca mevcut iktidarın karşısında konumlanmak, tek başına kalıcı siyasal başarı için yeterli değildir. Bir siyasi hareketin iktidar alternatifi olabilmesi için “neden karşı olduğu” kadar “ne önerdiği” de açık biçimde ortaya konulmalıdır.
AKP’den uzaklaşan seçmen açısından temel mesele yalnızca iktidar değişikliği değildir. Asıl mesele, devlet kurumlarının yeniden güçlendirilmesi, hukuk devletinin korunması, ekonomik bağımsızlığın sağlanması ve Cumhuriyet’in temel niteliklerinin geleceğe taşınmasıdır.
Bu nedenle siyasal tercihlerde yalnızca tepki faktörü belirleyici olmamalıdır. Tepki üzerine kurulan siyasal hareketler, uzun vadede yeni sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir. Demokratik olgunluk, mevcut sorunlara karşı çıkarken aynı zamanda daha güçlü ve tutarlı bir alternatif geliştirebilmektir.
Yeni bir siyasi oluşum veya Yeni Parti’yi değerlendirilirken şu temel sorular sorulmalıdır:
* Devlet anlayışı nedir?
* Ekonomi politikası hangi ilkelere dayanmaktadır?
* Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle ilişkisi nasıldır? anayasanın ilk dört maddesine bakışı ve programı nedir?
* Hukuk devleti ve demokratik kurumlara yaklaşımı nedir?
* Toplumsal bütünlüğü nasıl sağlamayı hedeflemektedir?
* Üniter devlet , Türk Milleti, TC Devleti konusunda görüşleri nedir
Bu sorulara açık ve tutarlı cevap veremeyen siyasi hareketler, yalnızca mevcut siyasal boşluktan yararlanan geçici aktörler hâline gelebilir.
Cumhuriyet Halk Partisi İçinde Yenilenme, Diriliş ve Altı Ok’un Yeniden Güçlendirilmesi
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde ortaya çıkan ve Cumhuriyet’in siyasal mirasını taşıyan tarihsel bir kurumdur. Siyasal partiler açısından tarihsel kökler, yalnızca geçmişle ilgili bir unsur değildir; aynı zamanda toplumsal hafıza ve kurumsal süreklilik açısından önemli bir avantajdır.
Partilerin kurumsallaşması üzerine yapılan çalışmalar, uzun tarihsel geçmişe sahip siyasi yapıların değişim süreçlerini doğru yönetebildikleri takdirde siyasal istikrar açısından önemli rol oynayabileceğini göstermektedir (Huntington, 1968).
CHP’nin temel referanslarından biri olan Altı Ok ilkeleri, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini oluşturan temel siyasal esaslardır. Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve devrimcilik ilkeleri; yalnızca geçmiş dönemin siyasal koşullarına ait kavramlar değil, günümüz Türkiye’sinde de devlet yönetimi açısından geliştirilecek temel değerlerdir.
Özellikle ekonomik bağımsızlık, sosyal adalet, bilimsel eğitim, laik hukuk düzeni ve demokratik kurumların güçlendirilmesi gibi alanlarda bu ilkeler güncel politik tartışmalar açısından önemini korumaktadır.
Atatürkçü-ulusalcı perspektiften değerlendirildiğinde temel hedef, Cumhuriyetçi seçmenin farklı siyasal yapılara dağılması değil; kurucu değerleri savunan demokratik kadroların güçlü ve etkili hâle gelmesidir.
Siyasi bölünmeler, özellikle ortak değerleri paylaşan seçmen grupları arasında gerçekleştiğinde, demokratik temsili zayıflatabilir. Duverger’nin parti sistemleri üzerine çalışmaları, seçim sistemlerinin ve siyasal bölünmelerin parti yapıları üzerinde belirleyici etkileri olduğunu ortaya koymaktadır (Duverger, 1954).
Bu nedenle Cumhuriyet’in kurucu felsefesine bağlı siyasal anlayışın güçlenmesi için kurumsal yapıların içinde demokratik mücadele yürütülmesi önemli bir strateji olarak değerlendirilebilir.
Atatürkçü Siyasetin Yeniden İnşası
Atatürkçülük, yalnızca tarihsel bir kimlik veya geçmişe yönelik bir bağlılık değildir. Aynı zamanda modernleşme, bilimsel düşünce, milli egemenlik ve bağımsız devlet anlayışı üzerine kurulmuş siyasal bir perspektiftir.
Atatürk’ün siyasal düşüncesinin merkezinde bağımsızlık, akılcılık ve çağdaşlaşma bulunmaktadır. Bu nedenle Atatürkçü siyasetin günümüzde yeniden yorumlanması, geçmişteki uygulamaları aynen tekrar etmekten ziyade temel ilkeleri çağdaş sorunlara uygulamak anlamına gelmektedir.
Günümüz dünyasında devletlerin karşı karşıya olduğu temel meseleler; ekonomik bağımsızlık, teknolojik gelişme, eğitim kalitesi, sosyal adalet ve uluslararası rekabet kapasitesidir. Atatürkçü siyaset bu alanlarda milli kapasiteyi geliştirmeyi, kamusal yararı gözetmeyi ve bilimsel yaklaşımı esas almayı hedefleyen bir anlayış geliştirebilir.
Siyasal hareketlerin en önemli sorunlarından biri, zaman zaman kişileri ilkelerin önüne geçirmesidir. Oysa demokratik siyaset, kişilere bağlılık üzerinden değil; kurumlara, değerlere ve programlara bağlılık üzerinden gelişir.
Bu nedenle Atatürkçü siyasetin yeniden güç kazanması için üç temel ilkeye ihtiyaç vardır:
Birinci olarak, siyasal mücadele kişisel liderlik rekabetinden çıkarılarak kurumsal ve programatik bir zemine taşınmalıdır.
İkinci olarak, devlet yönetiminde liyakat, hukuk ve bilimsel yöntem temel ölçütler hâline getirilmelidir.
Üçüncü olarak, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi günümüz koşullarına uygun biçimde güncellenmeli ve geliştirilmelidir .
Siyasal modernleşme literatüründe de vurgulandığı gibi, güçlü devletler yalnızca güçlü liderlerle değil; güçlü kurumlarla varlıklarını sürdürürler (Huntington, 1968).
Bu nedenle Türkiye’nin geleceği açısından temel mesele, yeni siyasal aktörlerin ortaya çıkmasından çok; demokratik kurumların, hukuk düzeninin ve Cumhuriyet’in temel değerlerinin güçlendirilmesidir.
SEFA YÜRÜKEL
Kaynakça:
Almond, G. A., & Powell, G. B. (1966). Comparative Politics: A Developmental Approach. Boston, MA: Little, Brown and Company.
Atatürk, M. K. (1927). Nutuk (Söylev). Ankara: Türkiye Büyük Millet Meclisi Yayınları.
Duverger, M. (1954). Political Parties: Their Organization and Activity in the Modern State. London: Methuen.
Downs, A. (1957). An Economic Theory of Democracy. New York, NY: Harper & Row.
Huntington, S. P. (1968). Political Order in Changing Societies. New Haven, CT: Yale University Press.
Kalaycıoğlu, E. (2002). Elections and Party Preferences in Turkey: Changes and Continuities in the 1990s. Comparative Political Studies, 35(2), 215–236.
Kili, S. (1981). Atatürk Devrimi: Bir Çağdaşlaşma Modeli. Ankara: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
Lipset, S. M., & Rokkan, S. (1967). Party Systems and Voter Alignments: Cross-National Perspectives. New York, NY: Free Press.
Mardin, Ş. (1973). Center-Periphery Relations: A Key to Turkish Politics? Daedalus, 102(1), 169–190.
Michels, R. (1911). Political Parties: A Sociological Study of the Oligarchical Tendencies of Modern Democracy. New York, NY: Hearst’s International Library.
Panebianco, A. (1988). Political Parties: Organization and Power. Cambridge: Cambridge University Press.
Sartori, G. (1976). Parties and Party Systems: A Framework for Analysis. Cambridge: Cambridge University Press.
Teziç, E. (2019). Anayasa Hukuku. İstanbul: Beta Yayınları.
Tunaya, T. Z. (1984). Türkiye’de Siyasal Partiler. İstanbul: Hürriyet Vakfı Yayınları.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası. (1982). Türkiye Cumhuriyeti Anayasası. Ankara: Resmî Gazete.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyet Halk Partisi. (2024). Cumhuriyet Halk Partisi Programı. Ankara: CHP Yayınları.
Zürcher, E. J. (2017). Modernleşen Türkiye’nin Tarihi. İstanbul: İletişim Yayınları.
* Duverger, Sartori, Panebianco, Michels: Siyasal partiler ve kurumsallaşma teorisi
* Downs: Seçmen davranışı ve rasyonel tercih yaklaşımı
* Lipset & Rokkan: Parti sistemleri ve toplumsal bölünmeler
* Huntington: Devlet kapasitesi ve kurumsallaşma
* Mardin, Zürcher, Kili, Tunaya: Türkiye siyasal tarihi ve modernleşme çalışmaları
* Atatürk/Nutuk ve CHP Programı: Cumhuriyetçi siyasal düşüncenin temel metinleri






















