
kdzereyli.com@gmail.com
“Benim iki büyük eserim var; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisidir”
05 Agustos 2026 16:38:23
MERYEMCE
Toplumun bugün yaşadığı, siyasete ve ülkenin gidişatına dair duyduğu sadece bireysel bir tepki, derin bir öfke değil; yıllardır sandığa gidip bir değişim, güçlü bir temsil veya gerçek bir alternatif arayan seçmenin yaşadığı tükenmişlik hissinin net bir özetidir.
Toplumsal ve ekonomik sıkıntılar tırmanırken, muhalefetin iktidarı denetleme işlevini yitirip kendi iç iktidar mücadelelerine gömülmesi, vatandaşta haklı olarak "yalnız bırakıldık" duygusu yaratıyor.
Demokraside iktidarlar kadar muhalefetin de toplumsal sorumluluğu vardır, hem de bu çok büyük bir sorumluluktur. İktidarı zinde tutan, halkın taleplerini meclis kürsüsüne ve sahaya etkili bir şekilde taşıyan dinamik bir muhalefet yapısı olmadığında, iktidar gücünün sınırlandırılması ve denetlenmesi neredeyse imkansız hale gelir.
Siyasi aktörlerin, halkın gerçek sorunlarından, geçim sıkıntısından, adaletsizlikten ve gelecek kaygısından kopup kurumsal mirası ve koltukları birer güç alanına dönüştürdükleri zaman, halkın siyasi kurumlara olan güven krizini yıkar, daha da derinleştirir.
Ülkenin tarihi geçmişini unutup, tarihsel mirasa ve köklü ilkelere sahip çıkmanın yalnızca söylemlerde kalması, uygulamada ise halkın beklentileri yerine parti içindekilerin kendi iç çekişmelerini öncelik haline getirmesi, siyasi arenada siyaset yapanların halkla, seçmenle, toplumsal tabanla bağını koparır.
Ülke yönetimindeki sorumluluk sadece iktidarın bünyesinde değil muhalefetinde yetki ve etki alanında olmalı. Bugünkü başarısızlık sadece ülkeyi yöneten iktidarda değil, alternatif olma iddiasını taşıyıp bu sorumluluğun ağırlığını taşıyamayanlardadır.
Seçmenin kendilerini temsil etme yetkisini verdiği vekil kadrolarının, bu yetkiyi kendi yaşam kalitelerini güzelleştirerek bulundukları yeri bir konfor alanına dönüştürmeleri ve halktan gelen eleştiriye kulaklarını kapatmaları, seçmenin onlara olan güveni zedelemiştir.
Bu durum, vatandaşı "seçim yapmaya" veya sistemin tamamen dışına itilmeye zorlamıştır.
Ancak unutulmamalıdır ki! Toplumsal bilincin siyasette çok kritik bir rolü vardır. Yeri geldiğinde varlığını doğrudan ve çok sert gösterebilir.
Siyaset kurumunun, siyaset yapanların durup kendi aynasına bakması ve seçmenin pasif bir seçici olmadığını çok net anlaması gerekir.
Mevcut siyasi partilerin, kadroların aralarındaki kopukluğa, içsel savaşlarına karşı, Ülkedeki gidişattan memnun olmayan vatandaşlar sandık önlerine geldiğinde gerekli mesajı bekleyenlere vereceklerdir.
Tüm bunların sorumlusu sadece iktidar mı? Elbette HAYIR!
İktidarı çalıştıran muhalefettir. Türkiye'de muhalefet de koltuk kapma sevdasından, egolarının peşinde koşmaktan, kendilerini o makama getiren seçmeni maalesef unutmuştur.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Benim iki büyük eserim var; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisidir” diyerek bıraktığı miras, rozet takmakla veya ilkeleri yalnızca miting kürsülerinde anmakla korunmaz.
Dilek Başkurt / Şube Merkez Fethiye






















