
kdzereyli.com@gmail.com
Ereğli TSO’da Cuma Günü Karar Anı: Mesele Koltuk Değil, Şehrin Geleceği
06 Ekim 2026 10:08:39
MERYEMCE
Ereğli TSO’da Cuma Günü Karar Anı:
Mesele Koltuk Değil, Şehrin Geleceği
Kulislerin hareketlendiği, hesapların yeniden yapıldığı ve gözlerin Kdz. Ereğli Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) meclis üyelerine çevrildiği kritik bir haftanın içindeyiz. Sandık kuruldu, meclis üyeleri belirlendi. Şimdi ise meclisi bekleyen tek bir soru var: Önümüzdeki Cuma günü o sandıktan ne çıkacak?
Bu seçim, sıradan bir TSO başkanlık seçimi olmaktan çoktan çıktı. Sandığın bir tarafında,
iki dönemdir tam 8 yıldır o koltukta oturan ancak Ereğli’ye, esnafın ve sanayicinin dertlerine merhem olamamış mevcut yönetim anlayışı var.
Şehrin ekonomisi kan kaybederken, istihdam yerinde sayarken, “Ben yaptım oldu” mantığıyla geçen 8 yılın bilançosu ne yazık ki koca bir durağanlıktan ibaret. Ereğli artık vaat dinlemekten, aynı nakaratları duymaktan yoruldu.
Diğer tarafta ise değişimin, tazelenmenin ve yeni bir vizyonun temsilcileri var. İlk kez TSO başkanlığı için yola çıkıp şehir halkına sunduğu vizyonunu ekibiyle birlikte başaracakları mesajını sandıkta ispatlayan, üyelerin güvenini arkasına alarak seçimi kazanan Ereğli’nin ihtiyaç duyduğu o taze kanın ta kendileri olduğunu aleni ispatlayan, duruşuyla ve geçmişte şehre yaptığı hizmetin katkılarının teminatı ile güçlü bir duruşu olan başkan adayı ve ekibi var.
3 Ekim 2026 tarihinde Ereğli Büyük Anadolu Otel'de yapılan organ seçimlerin sonucunda,
Yüksel Balcı 3 grubu, Arslan Keleş 3 grubu, seçime bağımsız giren 6. Kürşat Yağız grubun Yüksel Balcı ile hareket etmesiyle yönetim çoğunluğu Yüksel Balcı ekibine geçmiştir.
Bu tablo, meclisin önüne aslında çok net bir tercih koyuyor:
Eski alışkanlıkların devamı mı, yoksa Ereğli için yepyeni bir sayfa mı?
Cuma günü meclis üyeleri sadece bir başkanı oylamayacak.
Ereğli esnafının, sanayicisinin kaderini; limanın, sanayinin, ticaretin önünün açılıp açılmayacağını oylayacaklar.
Buradan meclise girmeye hak kazanan her bir meclis üyesine seslenmek gerekiyor.
O sandığa atacağınız her oy, sadece bir adayın ismine değil; Ereğli’nin önümüzdeki yıllarına atılacak.
8 yıldır şehre dişe dokunur faydası olmamış bir anlayışa "devam" demek, Ereğli’nin bir 4 yılını daha heba etmek demektir.
Şehir sizden cesaret, değişim ve vizyon bekliyor.
Şahsi yakınlıkların, hatır-gönül ilişkilerinin değil, Ereğli’nin ortak menfaatlerinin kazanması gerektiğini hatırlatıyor.
Cuma günü o sandık kapandığında kazanan sadece bir aday olmamalı, kazanan, değişimi seçen Karadeniz Ereğli olmalı.
Siyaset ve cemiyet hayatının en kadim sorularından biridir "Süslü kelimelerle bezenmiş vaatler mi, yoksa yaşanmış ve test edilmiş gerçekler mi?"
Seçim dönemleri, doğası gereği bir "ümit pazarı"dır.
Bütün adaylar en güzel projeleri çizer, en iddialı vaatlerde bulunur, şehri ihya edeceklerini söyler.
Çünkü vaat etmek BEDAVA, kelimeler ise MALİYETSİZdir. Kağıt üzerinde her proje muazzam durur, her aday en doğru isimmiş gibi görünür.
Ancak ortada 8 yıllık somut bir pratik varsa, seçim mekanizmasının kuralları değişir.
İşte bu noktada karar verirken oylamaya katılacakların bakması gereken temel kriterler;
Geçmiş, Geleceğin En Güvenilir Teminatıdır
İlk kez aday olan veya yönetime talip olan birinin vaatlerini dinlemek ve ona güven kredisi açmak anlaşılabilir bir durumdur, çünkü henüz performansı yetkili makam koltuğunda otururken test edilmemiştir.
Ancak 8 yıl boyunca yetkiyi elinde tutmuş bir anlayışın vaatleri artık bir "yeni proje" değil, bir "gecikmiş borç İtirafı"dır. Bunu göz ardı etmemek gerekir.
Ve burada durup, sormak gerekir. "8 yılda yapılmayan, yapılmasına neyin engel olduğu açıklanamayan hangi proje, önümüzdeki 4 yılda birdenbire sihirli bir değnekle hayata geçecektir?"
İtimat Sözlere Değil, Eyleme Gösterilir
İdare hukukunda ve yönetim biliminde temel bir kural vardır. Liyakat, niyetle değil, neticeyle ölçülür.
Bir yönetici 8 yıl boyunca Ereğli’nin ticaretine, sanayisine, esnafına dokunan somut tek bir eser bırakmamışsa, "Bundan sonra çok iyi şeyler yapacağım" sözünün karşılığı eylem değil, temennidir.
Sandık önünüze geldiğinde seçmen/delege vaatleri oylamaz.
Geçmişin bilançosunu onaylar ya da reddeder.
Boş Geçen Yılların Faturası Şehre Kesilir
Bir kurumda veya şehirde duraksamayla geçen her yıl, aslında sadece yerinde saymak anlamına gelmez, rakiplerinizin ve çevrenizin gerisinde kalmak demektir.
8 yıl boyunca üretmeyen bir yönetime "bir şans daha" vermek, o şehrin geleceğinden 4 yıl daha çalma riskini göze almak demektir.
Özetle;
Sözler rüzgara benzer, uçar gider; ama icraat (ya da icraatsizlik) beton gibi yerinde durur.
Önümüzdeki cuma günü karar verecek olan meclis üyeleri için denklem çok basittir.
Ya şimdi hiçbir karşılığı olmayan vaatlerin cazibesine kapılıp boşa geçmiş 8 yılın çoraklığına onay verecekler,
ya da yaşanmış tecrübenin ve somut gerçeklerin ışığında Ereğli'nin önünü açacak yeni bir vizyona güvenecekler.
AKIL VE VİCDAN, HER ZAMAN BOŞ VAATLERİ DEĞİL, YAŞANMIŞ GERÇEKLERİ KILAVUZ EDİNMEYİ SÖYLER.
Doğru davranışlar iç rahatlığı, yanlış davranışlar ise pişmanlık ve vicdan azabı üretir.
VİCDAN bireyseldir, kişinin kendi içindeki adalet ölçüsünü ve ahlaki otoritesini temsil eder.
VİCDANIMIZ kendi ahlak ve değer süzgecinden geçerek doğruyu ve yanlışı tarttığımız bir mekanizmadır.
KARAR DA, VEBAL DE CUMA GÜNÜ OY KULLANACAK OLAN MECLİS ÜYELERİNİNDİR.
Meryem ALTUNKAYA
























