Değişimin kişisel olarak algılanmaması, diğer kurumlarda tecrübe ile sabittir.
  Karadeniz Ereğli TSO’da Yeni Dönem: Yüksel Balcı Başkan Seçildi
  Gerek memur emeklisi gerekse SSK ve BAĞ- KUR emeklisi bugün ANKARA da hak aradı
  Genel Başkan Şengül, "Yıllarca çalıştık, sefalete mahkum edildik!"
  Yavuzyılmaz uyardı: “Eşel Mobilde limit kalmadı, zam fırtınası için kanun teklifime destek verin!”
  Kandilli Tepesi'ne Yıkım Kararı, Ereğli Halkı'nın tepkisine yol açtı!
  Genç Astsubay Mert Necati Günay kalbine yenik düştü
  Yavuzyılmaz'dan KYK isyanı
  Sertan Ocakçı'nın ani ölümü sevenlerini yasa boğdu
  Yavuzyılmaz, " Her şey ortaya çıktı "
17 Ekim 2026 Cumartesi
Kdz.Ereğli ve Zonguldak Bölgesel Haberler
  •  
    •  » VİDEO GALERİ
    •  » YAŞAM VE ÇEVRE
    •  » HABER ARA
    •  » BİLİM VE TEKNOLOJİ
    •  » TÜM MAKALELER
    •  » FOTO GALERİ
    •  » SAĞLIK
    •  » DÜNYA
    •  » VİDEOLU HABER
  • YAZARLARIMIZ
  • GÜNDEM
  • SEKTÖR
  • TÜM HABERLER
  • SİYASET
  • SPOR
  • DUYURU, İLAN, ANMA VE KUTLAMA
  • EĞİTİM
Şehirlerin gerçek kalitesi, üstyapının makyajında değil, kanunların işleyişindeki ciddiyette saklıdır.
kdzereyli.com@gmail.com

Şehirlerin gerçek kalitesi, üstyapının makyajında değil, kanunların işleyişindeki ciddiyette saklıdır.
16 Ekim 2026 11:20:12

Yazar : Meryem Altunkaya
MERYEMCE
  • Whatsapp ta Paylaş
Şehirlerin gerçek kalitesi, üstyapının makyajında değil, kanunların işleyişindeki ciddiyette saklıdır.

Her yağmurda her sağanakta şehir neden sular altında kalır bunun nedenleri çözümleri.

Yanlış yapan belediyeler, sorumluluklarını bilmeyen vatandaşlar.

Şehirlerin her şiddetli yağmurda ve sağanakta sular altında kalması, altyapı yetersizlikleri, plansız kentleşme, belediyelerin yönetimsel hataları ve vatandaşların çevre bilinci eksikliği gibi birçok faktörün bir araya gelmesiyle kronikleşen küresel bir sorundur.

Bu vahim durumlarla karşı karşıya kaldığımızda olumsuz nedenleri ya belediyelerde veya vatandaşlarda ararız. Yaşadığımız her afette şikayetlere, yada birilerini savunmaya geçeriz. Yıllardır her afette serzenişte bulunmak yerine neden kalıcı çözümler üretmeyi beceremiyoruz.

HEP AYNI NAKARAT!

Bir dönem değil, iki dönem değil 25 yıldır aynı insanlar bu makamda ise ve şehir her sağanak yağmurda bu afetleri yaşıyorsa bir yerlerde eksiklik yada sorun var demektir. Çözüm üretmek bu kadar mı zor. Yapamıyorsan görevinden vaz geçecek yerine başkalarının gelmesine fırsat vereceksin.

Yaşadığımız şehirde neredeyse evlerimizin önünde yol kenarlarına park ettiğimiz araçlarımıza bile işgaliye parası istenecek durumdayız. Bu halk belediyeye vergisini neden ödüyor. Bu ülke gerçekten bu kadar sahipsiz ve denetimsiz mi ya!

Her sağanak yağmurda yollar delik deşik olur mu? Bırakın çer çöpü mazgalları, istinat duvarları çöküyor bu nasıl bir işçiliktir. 

YAZACAK ÇOK ŞEY VAR DA ŞİMDİ SIRASI DEĞİL!

 ARAŞTIRMALAR NE DİYOR.

 Şehirlerin Sular Altında Kalmasının Temel Nedenleri

 

Belediyelerin ve Yönetimlerin Yaptığı Yanlışlar

Betonlaşma ve Toprağın Yok Edilmesi:

Şehirlerin hızla betonlaştırılması, asfalt kaplanması ve yeşil alanların azaltılması nedeniyle yağmur suyu toprakla buluşamaz. Toprak ememediği için yüzeyde kalan su, hızla sel fırtınasına dönüşür.

Yetersiz ve Eski Altyapı:

Birçok şehirde kanalizasyon sistemleri ile yağmur suyu toplama hatları birbirine bağlıdır (birleşik sistem). Bu durum, yoğun yağışlarda sistemin kapasitesinin aşılmasına ve geri tepmelere yol açar. Ayrıca altyapı, büyüyen kent nüfusunun gerisinde kalmaktadır.

Dere Yataklarının İmara Açılması:

Doğal su yollarının ve dere yataklarının önünün kesilmesi, daraltılması veya bu alanlara bina/yol yapılması suyun akış yönünü bozar. Doğal yatağını bulamayan su, şehre yayılır.

Bakım ve Temizlik İhmali: Yağmur suyu mazgallarının, rögarların ve yeraltı hatlarının düzenli olarak temizlenmemesi, çamur ve atıklarla tıkanması ani sağanaklarda suyun tahliyesini imkansız hale getirir.

 Sorumluluklarını Bilmeyen Vatandaşların Hataları

Çöp ve Katı Atıkların Sokağa Atılması: Vatandaşların sokaklara attığı plastik şişeler, poşetler, izmaritler ve ambalaj atıkları, rüzgar ve ilk yağmur suyuyla birlikte doğrudan mazgallara taşınır. Bu atıklar ızgaraları tıkayarak suyun yeraltına inmesini engeller.

Hafriyat ve İnşaat Atıkları: İnşaat atıklarının, kum ve çimentonun yağmur kanallarına yakın yerlerde denetimsiz bırakılması, bu malzemelerin akarak boruların içini doldurmasına ve betonlaşarak hattı tamamen kapatmasına neden olur.

Altyapıya Yönelik Bilinçsiz Müdahaleler: Kendi dükkanının ya da evinin önündeki mazgaldan koku gelmesin diye üzerini halı, tahta veya naylonla kapatan vatandaşlar, ani bir yağmurda o bölgenin tamamen göle dönmesine sebebiyet verir.

 

 

 

Sağanak Sellerine Karşı Kalıcı Çözümler

Şehirleri bu kısırdöngüden kurtarmak hem belediyelerin radikal adımlar atmasını hem de vatandaşların toplumsal sorumluluk üstlenmesini gerektirir.

Sorumlu Bölüm

Uygulanması Gereken Kesin Çözümler

Belediyeler & Yönetimler

• Ayrık Sistem Altyapısı: Yağmur suyu hatları ile kanalizasyon hatları tamamen birbirinden ayrılmalıdır.
• Sünger Şehir Modeli: Geçirimli asfalt ve kaldırım taşları kullanılmalı, suyun toprağa sızması sağlanmalıdır.
• Yağmur Suyu Hasadı: Dev yeraltı sarnıçları ve yağmur bahçeleri yapılarak su şehir içinde depolanmalıdır.
• Sıkı İmar Denetimi: Dere yatakları kesinlikle koruma altına alınmalı ve yeşil koridorlara dönüştürülmelidir.
• Düzenli Temizlik: Mazgal ve rögarlar mevsim geçişlerinde ve yağış öncesinde teknolojik araçlarla sürekli temizlenmelidir.

Vatandaşlar

• Sıfır Atık Bilinci: Sokakları temiz tutarak atıkların yağmur suyu sistemlerini tıkaması önlenmelidir.
• Mazgalları Korumak: Izgaraların üzeri asla kapatılmamalı, tıkanıklık görüldüğünde belediyeye hemen ihbar edilmelidir.
• Yeşili Korumak: Binaların bahçelerindeki toprak alanlar betonlaştırılmamalı, bitki örtüsü korunmalıdır.

       

Sonuç olarak; altyapı yatırımları uzun vadeli ve yüksek maliyetli olduğu için belediyeler tarafından genellikle ertelenmektedir. Ancak iklim kriziyle birlikte artan ani sağanaklar, artık "göz boyayan" üstyapı projeleri yerine, yeraltına yapılacak kalıcı yatırımları ve toplumsal bir çevre seferberliğini zorunlu kılmaktadır.

 
Toplumsal bilincin tam merkezine dokunan bir tespit vardır.
 
"nalıncı keseri gibi hep kendine yontmak" ve "rabbena hep bana" zihniyetiyle kamu kaynaklarını çarçur eden veya sadece kendi çıkarını düşünen yönetim anlayışı, şehirlerin de toplumların da gelişiminin önündeki en büyük engeldir.
 
Bunun tam karşısında yer alması gereken vatandaşlık bilinci de ne yazık ki! sık sık sekteye uğruyor. Şehirlerde ortak kullanılan her varlığın arkasında büyük bir gerçek var: Kamu malına verilen her zarar, aslında kendi cebimizden çıkan paradır.
 
Bu kısırdöngüyü kırmak ve daha yaşanabilir şehirler inşa etmek için toplum bilincinin artması gerekir.
 
1. Vergi Bilinci ve Kamu Malı Ortaklığı
 
"Devletin malı" değil, "Milletin malı":
 
Sokaktaki lambadan otobüs durağına, parktaki banktan yoldaki mazgala kadar her hizmet, vatandaşın doğrudan veya dolaylı ödediği vergilerle finanse edilir.
 
Zararın Faturası Yine Bize Kesiliyor:
 
Vandallık, dikkatsizlik veya kasıt nedeniyle zarar gören bir belediye otobüsü veya kırılan bir park alanı tamir edilirken, o şehre yapılabilecek yeni bir kreşin, kütüphanenin veya en önemlisi seli önleyecek altyapının bütçesinden harcanıyor. Yani zarar veren kişi, aslında komşusunun, çocuğunun ve kendisinin geleceğini çalıyor.
 2. Yönetenlerin Şeffaflığı ve Hesap Verilebilirliği
 
Bütçenin Doğru Kullanımı:
 
Yönetenlerin bütçeyi "kendi siyasi şovları" veya "yandaş projeleri" için değil; şehrin hayati ihtiyaçları (sağlam altyapı, deprem hazırlığı, temiz çevre) için harcaması bir lütuf değil, asli görevidir.
 
Vatandaşın Denetim Rolü:
 
Bilinçli bir toplum, sadece sandık günü değil, her gün denetleyicidir. Yağmur yağdığında taşan bir mazgalın hesabı, o bütçeyi doğru yere harcamayan yönetimlerden demokratik yollarla ve ısrarla sorulmalıdır.
 
3. "Birlikte Yaşama" Kültürü ve Toplumsal Bilinç
 
Şehirler sadece binalardan ibaret değildir; şehirler birer ortak yaşam alanıdır. Bir kişinin sokağa attığı çöp, bir başkasının evini su basmasına neden oluyorsa; bir kişinin kırdığı kaldırım, engelli bir vatandaşın hayatını karartıyorsa orada "toplum" olmaktan bahsedilemez.
 
Gerçek bir toplumsal bilinç, "Ben yapmazsam başkası yapar" bencilliğinden sıyrılıp, "Ben korursam herkes korur" sorumluluğuna geçildiğinde başlar.
Yönetenlerin adil ve vizyoner olduğu, vatandaşın ise kendi ödediği verginin ve ortak alanların değerini bilip koruduğu bir şehirde ne altyapı sorunları kalıcı olur ne de çevre felaketleri bu kadar ağır hasar verir.
 
Her şey, eğitimle desteklenmiş güçlü bir toplumsal bilinçle başlar.
 
Toplumsal bilinci ve kamu malını koruma refleksini insanlara kazandırmak için okullardaki eğitimler artırılmalı, kamu malına zarar verenlere karşı cezai yaptırımlar ve denetimler sertleştirilmeli.
 
 
Toplumsal bilinci uyandırmak ve kamu malını koruma refleksini geliştirmek için eğitim (uzun vadeli/kalıcı çözüm) ile cezai yaptırımlar (kısa vadeli/caydırıcı çözüm) birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan iki çarktır.
 
Bu iki yöntemin toplum üzerinde avantajları, dezavantajları etkileri olacaktır elbette.
 
Eğitim Yöntemi (İçselleştirilmiş Bilinç)
 
Eğitim, sorunu kökten çözmeyi amaçlayan, bireyin kamu malına zarar vermeyi "kendine yakıştıramaması" durumudur.
 
Nasıl Uygulanmalı? Sadece kitablardaki bilgilerle değil; çocuklara küçük yaşta vergi bilincini, "kamu" kavramının kendi cepleri olduğunu uygulamalı olarak öğreterek. Örneğin, Japonya’da çocukların kendi sınıflarını ve okullarını düzenlemeleri, derli, toplu yaşamayı öğrenmeleri aidiyet duygusunu geliştiren harika bir eğitim modeli olduğu her yerde söylenir. 
 
Japon eğitim sistemi, çocuklara akademik bilgiden önce birlikte yaşama kültürünü, karakter gelişimini ve toplumsal aidiyet duygusunu aşılamayı hedefler. Bu sistemde çocuklar, okulun ve toplumun "geçici bir ziyaretçisi" değil, asli bir parçası ve sahibi olduklarını yaşayarak öğrenirler.
 
Aidiyet ve ortak mülkiyet duygusunu geliştirmek için temel yöntemler kullanırlar. Çevreye çöp atmamak, sokağa çıktıklarında parktaki banka veya yoldaki mazgala, ortak kullanılan alanlara zarar vermemek "Burası benim ve burayı korumak benim görevim" bilinciyle hareket etmek gibi.
 
Çocuklara hiyerarşiden uzak, eşitlikçi toplumu ayakta tutan şeyin karşılıklı hizmet ve iş birliği olduğu öğretilir.
 
Çocuklar yaklaşık 10 yaşına gelene kadar standart akademik sınavlara tabi tutulmazlar. Bu ilk yıllarda sadece görgü kuralları, doğaya saygı, empati, adalet ve özdenetim gibi değerler öğretilir.
 
Çocuklar okula adım attıkları ilk andan itibaren birbirleriyle yarışmak, birbirini geçmek zorunda olan "rakipler" olarak büyümezler. Okul, strese girilen bir yer değil; empati ve dostluk bağlarıyla bağlanılan, ait olunan bir yuva haline gelir.
 
Japonya'da okul servisi kültürü neredeyse yoktur; çocuklar çok küçük yaşlardan itibaren okula arkadaşlarıyla grup halinde yürüyerek giderler.
 
Mahalle halkı ve esnaf, yolda yürüyen çocukları gözetir. Çocuklar, sadece okulun değil yaşadıkları mahallenin de bir parçası olduklarını hissederler. Toplumsal güven ortamı, bireyin topluma olan aidiyetini en üst seviyeye çıkarır.
 
Özetle
Japonya’nın eğitim mantığı şudur: Kendini, emek vermediğin, temiz tutmadığın, korumadığın şeye ait hissedemezsin. Çocuklara küçük yaştan itibaren devletin veya okulun malına "kamu hizmeti" yoluyla emek harcatarak, o malların aslında doğrudan kendilerine ait olduğunu hissettirirler.
Bizlerin uygulaması gereken "kamu malını koruma" bilincinin temel sırrı, tam olarak bu pratik eğitim modelinde yatmaktadır. 
 
 
Japonya'daki bu eğitim modelinin bizim eğitim sistemimize de entegre edilmesi, çocuklardaki kamu malını koruma bilincini kökten değiştirebilir inancındayım. Bizim kültürel yapımızda bu durumun uygulanması çocuklarımızda zorluklar yaratıcağını düşünmüyorum. 
 
Sadece okul idaresi, öğrenciler, veliler üçgeni kendilerine düşen görev ve sorumluluğu doğru yapsınlar yeter. 
 
NEYSE JAPON EĞİTİM SİSTEMİNİ BİR TARAFA BIRAKALIM GELELİM KENDİ EĞİTİMSİZLİĞİMİZE 
 
Avantajları:
Kalıcıdır: Bir kez kazanılan bilinç ömür boyu sürer.
Polis/Kamera Gerektirmez: İnsanın başına bekçi dikmeye gerek kalmaz; kişinin kendi vicdanı en büyük denetleyici olur.
Maliyetsizdir: Uzun vadede devletin tamirat ve denetim masraflarını sıfıra indirir.
 
Dezavantajları:
Çok Geç Sonuç Verir: Bugün başlanan bir eğitim reformunun meyveleri en erken 15-20 yıl sonra, o çocuklar büyüdüğünde alınır. Bugünün yetişkin vandallarını eğitmek ise neredeyse imkansızdır.
 
Cezai Yaptırımlar ve Denetim (Korku ve Caydırıcılık)
Cezai yaptırımlar, eğitimi olmayan veya kurallara uymayı reddeden kişileri yasal baskıyla hizaya getirme yöntemidir.
 
Nasıl Uygulanmalı? Şehirler gelişmiş kamera sistemleri (MOBESE) ile izlenmeli, kamu malına zarar veren, çöp atan, mazgala atık döken anında tespit edilmelidir. Verilen ceza sadece para cezası olmamalı; zarar verilen kamu malını bizzat temizleme veya tamir etme (kamu hizmeti cezası) gibi ibretlik uygulamalar içermelidir. Ayrıca verilen zararın maliyeti, suçlunun cebinden yasal faiziyle tahsil edilmelidir.
 
Avantajları:
Anında Sonuç Verir: Ağır ve tavizsiz cezalar uygulandığı gün toplumda hemen bir çekidüzen ve geri adım atma gözlenir.
Mevcut Durumu Kurtarır: Bugün sokakları kirleten, durakları kıran yetişkin nüfusu durdurmanın tek yolu budur.
 
Dezavantajları:
Sürdürülemez ve Maliyetlidir: Şehrin her köşesine kamera koymak ve sürekli polis/zabıta denetimi yapmak devlete büyük bir finansal yük getirir.
Korku Bittiğinde Suç Geri Döner: Birey cezayı içselleştirmez, sadece yakalanmaktan korkar. Kameranın veya polisin olmadığı kör bir nokta bulduğu an kaldığı yerden zarar vermeye devam eder.
 
Karşılaştırmalı Özet Tablo
Özellik
  Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış

 Dilek Başkurt / Şube Merkez Fethiye


 Diğer Yazıları


  • '500 milyon Pound'luk serveti olan efsanevi Türk medya patronuydu: Şimdi devlet hastanesinde
    10-10-2024 | 20 : 27 39
  • EREĞLİ İFTAR SOFRASINDA, BİR SESSİZLİK VE BİR HAFIZA NOTU
    26-03-2025 | 23 : 08 46
  • Karadeniz Ereğli ismini tescillemeli.
    20-07-2023 | 21 : 33 19
  • Düşünmeye, okumaya, yazmaya ve konuşmaya devam...
    31-07-2025 | 23 : 02 27
  • DEVLET YARALARI SARAR, HALK TESELLİ EDER.
    21-02-2023 | 10 : 10 15
  • REKABETİN DE BİR ADABI OLMALI!
    27-03-2024 | 21 : 29 59
  • HAKSIZLIĞA KARŞI ÇIKIP, HAKKINI ARAMAYAN, HEM HAKKINI, HEM ŞEREFİNİ KAYBEDER.
    06-01-2024 | 11 : 47 25
  • SÜRPRİZLERE GEBE BİR SEÇİM KAPIMIZDA BEKLİYOR!!
    11-04-2023 | 12 : 22 57
  • ZARURİ AÇIKLAMA!
    20-08-2024 | 21 : 04 03
  • TEMEL SORU? KİMİN ADAY OLDUĞU DEĞİL! KİMİN ADAY OLACAĞINA? KİMİN KARAR VERECEĞİDİR.
    11-12-2023 | 18 : 16 59
  • 8 Mart şehitleri kadınlarımız bize ölerek, sürünerek yaşamayı değil, kadın gibi gülerek yaşamayı miras bırakmışlar.
    09-03-2024 | 09 : 06 27
  • KENDİLERİNİ ZEKİ SANANLAR, AYNAYA BAKSINDA UTANSINLAR!
    02-03-2024 | 12 : 18 57
Tüm Yazıları

 Köşe Yazarlarımız


  • Meryem Altunkaya
    Şehirlerin gerçek kalitesi, üstyapının makyajında değil, kanunların işleyişindeki ciddiyette saklıdır.
  • Timuçin ÖZAT
    METEOROLOJİK İHBAR:
  • Zeki BAŞTÜRK
    YAĞMUR SUÇLU DEĞİL, BETONLAŞMA SANIK
  • Aydın Yaylacıklılar
    Sabah Turizm Gündemi — 16 Ekim 2026
  • Mustafa Uysal
    ANLATAMAZSIN VEFA'YI !
  • A.Baybars Göğez
    Tilkilere kümes emanet edilmiş..!
  • Sefa YÜRÜKEL
    Latin Amerika'daki Yakıt Krizinin Toplumsal Yansımaları: Mexico City'den Buenos Aires'e Bir Öfkenin Anatomisi
  • Uğur ÖZTÜRK
    SPORUN DEĞERİ NEREDE BAŞLAR, NEREDE KAYBOLUR?
  • Gürol ÖZTÜRK
    NE GÜNLER YAŞIYORUZ
  • Fahri Eryılmaz
    ADIN KADIN
  • Erdoğan KUTLU
    SEMT-İ MÜDAFAA
  • Efsun İsmail DEMİREL
    MİLLETVEKİLİMİZ SAFFET BOZKURT’A AÇIK MEKTUP
  • Önder ÖNER
    Sağlığımızın Belası Hava Kirliliği

 Çok Okunan Köşe Yazıları


  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY

» Henüz BUGÜN Yazı Görünmüyor
  • Meryem Altunkaya
    Mühür Vatandaşta, Emanet Vekilde: Peki Ya Adalet?
  • Zeki BAŞTÜRK
    Dillerden düşmeyen şarkıların güfte şairi VECDİ BİNGÖL
  • Aydın Yaylacıklılar
    AJet'ten Riyad Nedeniyle Yolcu Hakları Güncellemesi
  • Zeki BAŞTÜRK
    AYRILMAZ İKİLİ BİLLURKENT'TE
  • Aydın Yaylacıklılar
    Sabah Turizm Gündemi — 12 Ekim 2026
  • Meryem Altunkaya
    TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’nde bu kadar çok Milletvekili olması gerekiyor mu?
  • Meryem Altunkaya
    Ereğli TSO’da Cuma Günü Karar Anı: Mesele Koltuk Değil, Şehrin Geleceği
  • Meryem Altunkaya
    Geleceği Değiştirmek Üyelerin Elinde!
  • Meryem Altunkaya
    SORUNLARI BİLİYORUZ, ÇÖZÜMLERLE GELİYORUZ
  • Meryem Altunkaya
    SEÇİM BİTER, DEĞİŞİM VE HİZMET ODAKLI ÇALIŞMA BAŞLAR
Kdz.Ereğli ve Zonguldak Bölgesel Haberler

© kdzereyli.com

İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
  •   Yaşam ve Çevre
  •   Bilim ve Teknoloji
  •   Eğitim
  •   Youtube
  •   Gezi, Tur ve Seyahat
  •   Arşiv
  •   Video Galeri
  •   Haber Ara
  •   Tüm Makaleler
  •   Foto Galeri
  •   Günün Haberleri
  •   Üyelik
  •   Youtube
  •   Videolu Haber