Başkan Şengül, '' Yarın güçlü olmak için, bugün harekete geçmek gerekir.''
Unutmayalım ki! yoksulluk kader değil tercihtir. Biz emekliler tercihlerimizi değiştirmediğimiz ve örgütlenmediğimiz sürece yoksulluğumuz da değişmeyecektir. Bunun için emeklilerin bir an önce ülkemizdeki tek yasal emekli sendikası olan Birleşik Emekliler Sendikası çatısı altında örgütlenmesi ve örgütlü güç olarak hareket etmesi gerekmektedir.
Haber giriş tarihi : 05-07-2026 | 17 : 16 50
Haber güncelleme tarihi : 05-07-2026 | 17 : 16 50
Birleşik Emekliler Sendikası Genel Başkanı Mahmut ŞENGÜL, sendika olarak emekli hakları için mücadele etmekten asla geri durmayacaklarını ifade etti.
Başkan Şengül:
'' TÜİK her ne kadar bağımsız bir kurum gibi görünsede aslen Maliye ve Hazine Bakanlığı'na bağlı bir kurumdur. Doğal olarak TÜİK verileri gerçek enflasyon oranlarını yansıtmadığı gibi Maliye ve Hazine Bakanlığı'nın TÜİK'e göndermiş oldukları verileri açıklıyorlar.
Bunun içindir ki TÜİK'in açıklamış olduğu enflasyon verilerine bizler baskılanmış veriler diyoruz.
TÜİK enflasyon verilerinin inandırıcı olması için enflasyon verileri ile beraber kalem kalem hangi ürünleri baz aldığını da açıklaması gerekir örneğin iğne mi? pinpon topumu? gibi örnekleri çoğaltabiliriz.
TÜİK'in açıklamış olduğu enflasyon ile emekli'nin çarşı pazarda hissettiği enflasyon oranı arasında dağlar kadar fark var.
Hatta TÜİK'in kendi açıklamış olduğu örneğin gıda enflasyonu %32, kira enflasyonu %33, enerji enflasyonu %46 emekliye reva görülen ise yüzde 17.76
Sizce, emekli maaş oranları yeterli mi?
Ülkemizde yoksulluk sınırı 107.000 TL, açlık sınırı 37.000 TL en düşük ücret dediğimiz asgari ücret 28.000 TL, enflasyon farkı ve hazine yardımı ile beraber emekliye verilen 23.500 TL yani neredeyse açlık sınırının yarısı kadar bir ücret, emekli açlığa ve sefalete mahkum ediliyor.
Oysa ki! ülkemizde milli gelirden kişi başına düşen yıllık pay 870.904 TL, aylığa böldüğümüzde kişi başına düşen oran 75.575 TL emeklinin eline geçen ise 23.550 TL. Bu da emekliye reva görülen yaşam standardının en somut göstergesi.
Aradaki 52 bin TL'lik fark nerdede?
Kimin cebinde?
Peki aldığımız % 17.76'lık enflasyon farkı alım gücümüzü koruyacak mı?
Emekli maaş artışları belli olduktan sonra daha zamlı maaşını almadan bir sonraki ayın enflasyon farkına baktığımızda Haziran ayı enflasyon farkının ikiye katlandığını göreceğiz yani iktidar TÜİK'i baskılayarak emekli maaş artışları öncesi enflasyon oranlarını düşük göstererek 17 milyon emekli açlığa ve sefalete mahkum etmekle birlikte emekli alım gücünü koruyamadığından her geçen gün aldığı ücret enflasyon karşısında erimekte.
Emekli maaş artışlarının sadece TÜİK''in açıklamış olduğu 6 aylık enflasyon verileri üzerinden değil aynı zamanda Emekli Sendikaları ile Çalışma Çakanlığı arasında görüşülerek bu rakamın üzerine emeklilerin alım gücünün korunacağı bir yüzdelik oran ilave edilmeli.
Günümüzde emeklilerin en fazla beslenme barınma ve sağlık ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor oysa ki sosyal devlet olmanın gereği emeklilerin insanca ve insan onuruna yaraşır bir yaşam sürmesini sağlamak birinci önceliği olmalı.
Ülkemizdeki gelir dağılımına baktığımızda ciddi adaletsizlik yapıldığına şahitlik ediyoruz, geçmişte emekliler orta sınıf olarak değerlendirilirken bugün artık orta sınıf diye bir kavram kalmadı.
Belli bir grup her geçen gün daha zenginleşirken ülkenin emeklileri asgari ücretleri her geçen gün daha yoksullaşıyor.
Artık orta sınıf diye bir kavram yok sadece bir avuç kadar aşırı zengin ve milyonlarca aşırı fakir var.
Dönem dönem emekli örgütleri iktidardan refah payı talep ediyor oysa ki refah payı kalıcı bir artış değildir emaneten verilmiş bir artıştır.
Bu sebeple bizler refah payı değil öncelikle emeklilerde kök maaş yani taban ücreti uygulamasını talep ediyoruz, bu rakamında 2002 öncesi gibi Asgari ücretin %40 fazlası olarak belirlenmesini talep ediyoruz. Bu rakamın üzerine de baskılanmış değil gerçekçi enflasyon verilerinin yansıtılmasını istiyoruz.
Hükümetin emekli politikalarına baktığımızda 2008'de çıkardıkları torba yasa ile beraber aylık bağlanma oranlarını %70'lerden % 28'lere kadar düşürdüklerine yaşayarak şahitlik yapıyoruz.
Sadece bu mu? hayır! bugünkü hükümet kısa vadede bütün emekli maaşlarını en alt seviyede eşitlemek, orta vadede ise Devlet Güvenceli Emeklilik Sistemini kaldırarak tamamen özele devretmek. Bunu yaparken de örneğin köprülere araç garantisi, hastanelere hasta garantisi, havaalanlarına yolcu garantisi verdiler ama milyonlarca çalışanı özel emeklilik sistemine aktarırken herhangi bir devlet güvencesi maalesef verilmemekte.
Emeklilerin yaşadığı temel sorunların nedeni ise emeklilerin örgütsüz olması ülkemizde 17 milyon emekli bulunmakta sadece eşleri ile beraber 30 milyonun üzerinde bir emekli seçmen kitlesi bulunmakta.
Bu da ülkemizdeki seçmen nüfusunun yarısına denk geliyor yani emekliler örgütlü olsa bu gücün karşısında ister bugünkü iktidar ister yarın başka bir iktidarın emeklilerin taleplerine hayır deme şansı yok.
Bunun için emeklilerin bir an önce ülkemizdeki tek yasal emekli sendikası olan Birleşik Emekliler Sendikası çatısı altında örgütlenmesi ve örgütlü güç olarak hareket etmesi gerekmektedir.
Unutmayalım ki! yoksulluk kader değil tercihtir. Biz emekliler tercihlerimizi değiştirmediğimiz ve örgütlenmediğimiz sürece yoksulluğumuz da değişmeyecektir.
Birleşik Emekliler Sendikası olarak 17 milyon emekli adına taleplerimiz şunlardır.
1.) En düşük emekli kök maaşının Asgari ücretin %40 fazlası olarak belirlenmesi.
2.) Emekli maaş artışlarında TÜİK'in açıklamış olduğu enflasyon farkının üzerine Emekli Sendikaları ile Çalışma Bakanlığı Toplu sözleşme görüşmesi yaparak enflasyon oranının üzerine toplu sözleşme farkı yansıtılmalı.
3.) Bayram yardımlarının isminin ikramiye olarak değiştirilerek en az asgari ücret oranına yükseltilmesi.
4.) Sağlıkta muayene ve ilaç katkı paylarının kaldırılması.
5.) Memur emeklilerinin geriye dönük verilmeyen Toplu sözleşme farklarının biran önce ödenmesi.
6.) Abo aylık bağlanma oranlarının yeniden 2008 öncesi oranlarını yükseltilmesi.
7.) Banka promosyonlarının her sene yenilenmesi ve çalışma bakanlığınca tüm bankalara çağrı yapılarak açık artırma ihale usulü ile belirlenmesi ve oranların yükseltilmesi.
8.) Emekli sendikalarının önündeki keyfi engellemeler kaldırılarak yasal statü tanınması ve emeklilerin sosyal kültürel ve ekonomik haklarının emekli sendikaları yani Birleşik Emekler Sendikası ve Çalışma Bakanlığı ile taraflar olarak Toplu sözleşme ile belirlenmesi.
Yukarıda belirttiğimiz 8 başlıktaki taleplerimizin kabul görmesi için öncelikle 17 milyonluk emekli kitlesinin kendi gücünün farkına vararak Birleşik Emekliler Sendikası çatısı altında örgütlenmesi ve örgütlü hareket etmesi gerekmektedir.
Tekrar ediyorum yoksulluk kader değil tercihtir bu yoksulluğu yenmenin yolu emeklerin tek çatı altında örgütlenmesi ve örgütlü mücadele etmesinden geçmektedir.
Bu sebeple de bütün emeklilere sesleniyoruz '' Sen yoksan bir eksiğiz, SENDİKALI OLMAK BİR AYRICALIKTIR, örgütlü ol güçlü ol '' diyoruz.
Sosyal medyada karşılığı olmayan paylaşımlara itibar ederek zaman kaybetmeyin. Yasal olan tek bir emekli sendikası var Birleşik Emekliler Sendikası gelin hakkımız olanı hep birlikte yasal yollarla alalım.
İş başvurusu yaparken hangi partiye üye olduğumuz sorulmuyor, herkesin siyasi görüşü kendi özelidir. Seçimlerde nereye oy verirseniz verin ama hak ve eşitlikte adaletin terazisi şaştığında birlik olmak gerekiyor, bir araya gelelim ve haklarımız için birlikte aynı çatı altında mücadele edelim. ''
Mahmut ŞENGÜL
Birleşik Emekliler Sendikası Genel Başkanı
Haber : Birleşik Emekliler Sendikası Genel Merkezi
Tukin çalışanları garip gurebanin hakını giriyor anayasa mahkemesi aldığın ürünlerin listesini acikla diyor ama anayasayı da dinlemiyorlar hala yasa çıkarmaya çalışıyorlar sanki mevcut anayasayı uyguluyorlar mi olan garibana oluyor zengin için farketmiyor
- s.
- 1

Dünyadan
Çok Okunanlar
» Henüz BUGÜN Haber Görünmüyor

































