Emeklileri yoksullaştırma politikasının sonu gelmeli
Birleşik Emekliler Sendikası MYK Üyesi Denetim Kurulu Başkanı Meryem Altunkaya '' Birleşik Emekliler Sendikası olarak, 2026 yılı ocak ayında açıklanan düşük maaş zammı ile hüsrana uğrayan Emekliler adına buradan sesimizi duyurmaya çalışıyoruz.''
Haber giriş tarihi : 08-03-2026 | 11 : 32 37
Haber güncelleme tarihi : 08-03-2026 | 11 : 32 37
BİRLEŞİK EMEKLİLER SENDİKASI KDZ.EREĞLİ ŞUBESİ
GÜNÜN ANLAMINA YÖNELİK BASIN AÇIKLAMASI YAPTI
'' ZAMAN
BİRLİKTE MÜCADELE ETME ZAMANIDIR!
EMEKLİLER ADINA TALEBİMİZDİR.
Birleşik Emekliler Sendikası olarak, 2026 yılı ocak ayında açıklanan düşük maaş zammı ile hüsrana uğrayan Emekliler adına diyoruz ki!
EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞI ASGARİ ÜCRETİN ÜZERİNDE OLMALI
Türkiye genelinde Emekliler, Emekli Sendikaları ve Siyasi Partiler, defalarca yazılı basında ve televizyonlarda dile getirip, aylardır Emeklilerin uğradığı haksızlıklar tartışıldığı halde, yetkililerin dikkate almayarak emeklileri yok saydığını, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon verilerinin gerçeği yansıtmadığını,
Başta enerji olmak üzere, birçok mal ve hizmete aralıksız gelen zamlarla kuşatıldığımızı,
Emeklileri yoksullaştırma politikasının sonu gelmeden devam ettiğini, Ülkede yaşanan olumsuzlukların faturasının emeklilerden çıkartıldığını, Basın aracılığıyla bir kez daha kamuoyuna duyuruyoruz.
“Emekliler adına, 2008 yılında çıkarılarak uygulamaya konulan ‘Sosyal Güvenlik Kurumu Reformu’ yasası derhal terk edilmelidir.
Emekli aylıklarının büyük oranda düşüşüne neden olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun çıkışının ardından aylıkların düşüşe geçmesi emeklilerin yoğun tepkisine sebep olmuş, bunun üzerine emekli aylık düzenlemesi, emeklilerin lehine kalıcı olacak şekilde düzenleme değil de, emeklilere yılda 2 kez dini bayramlarda ikramiye verilmesi kararlaştırılmış.
5510 sayılı kanun iptal edilip, geriye dönük olarak haklarımız iade edilirse, bu sorun da kökten çözülmüş olur. Yetkililerin, emekli ve çalışan sendikalarının ve çalışanların katılımıyla her şey yeni baştan daha sağlıklı ve bilinçli hazırlanabilir.
3600 gün prim ödeyenle 7500 gün prim ödeyen aynı maaşı almamalı. Herkese ödediği prime ve gün sayısına göre ödeme yapılmalıdır.
Her türlü sağlık hizmetlerinden emeklilere uygulanan katkı payları kaldırılmalı, emekliler sağlık sektörüne kolayca erişim sağlayıp hizmetten yararlanabilmeli. Özel hastane soygunu durdurulmalı, hastaneler kamusal olmalı.
Emeklilere sendikal örgütlenme hakkı tanınmalı.
Emeklilerin, bayramlarını ekonomik kaygı taşımadan geçirmelerinin bir lütuf değil, zorunluluk olduğu düşünülerek,
Emekli bayram ikramiyeleri asgari ücret seviyesine çıkarılmalı ve yılda 4 kez verilmelidir.
Ramazan ayının olmazsa olmazı ve bu sene de belirlenen fitre miktarı açıklandı, kişi başı 240 tl, şükür ve sadaka niyetine ihtiyacı olanlara verilir.
Bu mübarek Ramazan ayının yaşlılıktan ve hastalıktan, mazeretlerinden dolayı oruç tutamayanların, karşılığında ihtiyaç sahiplerine bir aylık ödeyecekleri fidyeleri var. Bu da günlük 240 tl fitre tutarını 30 gün sayısı ile çarpacaklar ve ödeyecekleri bedel fidye tutarı 7200 tl.
Aldığımız maaş ile geçinemiyoruz diye feryat edenlerin, içerisinde oruç tutamayan yüzlerce hasta ve yaşlı emekli var.
Soruyoruz, çarşıya inip bir bardak çay ya da kahve içmeye maddi imkanım yok diyen emekliler, mazeretleri olduğu için oruç tutamayan bu insanlar almış oldukları hangi maaşla bu parayı ödeyecekler hiç mi vicdan muhasebesi yapılmıyor.
Maddi imkanları yetersiz olduğu için adeta yoksul duruma düşen emekliler, doğru düzgün bayram ikramiyesi bile alamazken, bu gariban emekli bu ramazan fidyesini nasıl ve neyle ödeyecek.
EMEKLİLİK KAZANILMIŞ BİR HAKTIR
VE
EMEKLİLİK MAAŞI, DEVLET’İN ÖDEDİĞİ SOSYAL YARDIM DEĞİL, UZUN YILLAR ÇALIŞIRKEN DEVLETİNE PEŞİNEN ÖDEDİĞİ PRİMLERİN KARŞILIĞINDA ALDIĞI MAAŞ, EMEKLİNİN HAK EDİŞİDİR.
BUGÜN AYRICA ‘’ 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ ‘’
8 MART BİR KUTLAMA DEĞİL, TAKVİMDEKİ BİR YAPRAK DEĞİL, EMEK, DİRENÇ VE İNSAN ONURU İÇİN VERİLEN ASIRLIK MÜCADELENİN SİMGESİDİR.
BİR DİRENİŞ MİRASIDIR!
BİR ANMADIR BİR MÜCADELEDİR.
Kısaca, Dünya Kadınlar Günü'nün hikayesi 8 Mart 1857'de New York'ta greve başlayan kadın işçilerin mücadelesine dayanır. Eşit haklar ve iyi çalışma koşulları için mücadele eden 120'yi aşkın kadının bu grev sırasında çıkan yangında hayatını kaybetmesi de 8 Mart'ın önemli bir anma günü olmasını sağlamıştır.
Günün sembol rengi mor olarak belirlenmiş, neden mor renktir?
Çünkü tarih boyunca mor renk bilgelik, cesaret ve bağımsızlık ile ilişkilendirilmiş. Mor renk, adalet ve saygınlığı ifade ettiğinden dolayı, kadınların eşitlik mücadelelerinde mor renk kullanılmış.
Sevgili kadınlar, bugün ışığınızı daha da parlatma gününüz!
Bugün hediyeleri kabul etme günü değil, çalışan kadınlar bugün sizin eşit haklara sahip olmanızın ve sahip çıkmanızın hatırlatıldığı özel ve anlamlı bir gündür.
Geçmişte yaşananları anın ve geleceğiniz için haklarınızı alın.
8 Mart sadece kadınların değil; adaletten, eşitlikten ve emekten yana olan herkesin günüdür.
KADIN MÜCADELESİ, BİR İNSANLIK MÜCADELESİDİR.
Bugünün oluşumuna vesile olan kadın hakları için cesurca mücadele ederken hayatlarını kaybeden yürekli kadınları minnet ve rahmetle anıyoruz.
Bugün İran’da var olma savaşı veren kadınların çığlıkları göğe yükselirken, savaş çığlıkları atmaktan geri durmayanların niyetleri demokrasi getirmekse, bunu barutla değil; bilgiyle, eğitimle, kültürle, hoşgörü ve sevgiyle yapmak zorundadırlar. Çünkü insanın varlığını yoklukla terbiye etmeye çalışan bir anlayışın getireceği şey ne özgürlüktür ne de iyilik.
İnsanları karanlığa iten zihniyet silahla değil; ancak aydınlanmayla, kültürle ve insanın kalbine dokunan bir eğitimle değişebilir.
SAVAŞ İSTEMİYOR, BARIŞA DAVET EDİYORUZ. ''
Meryem ALTUNKAYA
BİRLEŞİK EMEKLİLER SENDİKASI
MYK ÜYESİ DENETİM KURULU BAŞKANI
Haber : kdzereyli.com

Dünyadan
Çok Okunanlar
» Henüz BUGÜN Haber Görünmüyor


















































