
of.ozankaya@isnet.net.tr
Taşeronların İmtihanı: BOP Çökerken “Kürt” Bozguncuların Ödeyeceği Bedel
01 Nisan 2026 19:06:01
Taşeronların İmtihanı: BOP Çökerken “Kürt” Bozguncuların Ödeyeceği Bedel
Sefa Yürükel
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), yalnızca ABD ve İsrail'in değil; onların bölgede kirli işlerini yürüten, parayla satın alınmış, ideolojik olarak projeye eklemlenmiş taşeron yapıların da sonu oldu. Bu yapıların başında, özellikle Irak'ın kuzeyi ve Suriye'nin doğusunda, emperyal güçlerin koruması altında "devletçik" kurmaya çalışan, “Kürt kimliğini” bir siyasi angajman olarak kullanan bozguncu gruplar geliyor.
Bugün gelinen noktada, ABD ve İsrail'in bölgede stratejik olarak kaybettiği her zemin, bu yapıların da altındaki zemini kaydırıyor. Hürmüz'den Akdeniz'e uzanan direniş hattı, yalnızca askeri bir güç gösterisi değil; aynı zamanda bir ittifaklar sisteminin çöküşünün de ilanıdır.
"Devletçik" Hayalinin İflası
ABD, Irak'ın işgalinden itibaren “Kürdistan” Bölgesel Yönetimi'ni (KBY) bir "ikinci İsrail" olarak konumlandırmaya çalıştı. 2017'deki sözde bağımsızlık referandumu, bu hayalin pervasızca sahneye konulmasıydı. Ancak İran'ın hemen sınır kapılarını kapatması, Türkiye'nin güvenlik şeridi oluşturması ve Irak merkezi hükümetinin Kerkük'e girip fiili sınırları yeniden çizmesi, bu projenin ancak ABD'nin silah desteğiyle ayakta kalabileceğini gösterdi.
Suriye'de ise terör örgütü PKK'nın uzantısı olan yapılar, ABD'nin hava koruması altında, Suriye'nin kuzeydoğusunda bir teröristan oluşturdular. Bu yapı, ABD'nin bölgedeki en önemli kara gücü haline getirildi. Petrol sahaları yağmalandı, yerli halka zulüm edildi ve demografik yapı zorla değiştirilmeye çalışıldı.
Ancak tüm bu süreç, bir "devlet" inşası değil; bir "tampon bölge" ve "işgal ordusu" inşasıydı. Şimdi ABD, İran karşısında geri adım atarken, bu tampon bölgeler artık korunamaz hale gelmektedir.
BOP'un Yıkıntıları Altında Kalacak Olanlar
ABD ve İsrail'in bölgesel hesapları başarısız olduğunda, bu hesapların bedelini ödeyecek olanlar asla Washington ya da Tel Aviv'deki karar vericiler olmayacaktır. Bedel, her zaman olduğu gibi taşeronlara, piyonlara ve satılmış kimliklere kesilecektir.
İran'ın Meclis Başkanı Kalibaf'ın açıklamaları bu açıdan son derece anlamlıdır: "İran'ın düşmanları, bölge ülkelerinden birinin desteğiyle İran adalarından birini işgal girişiminde bulunmaya hazırlanıyor." Bu "bölge ülkesi" ifadesi, doğrudan ABD'nin Irak ve Suriye'deki “Kürt “ bozguncu yapılarına bir uyarıdır. İran, sınırlarına yakın bu yapıları artık birer "tehdit unsuru" olarak görmekte ve herhangi bir maceraya kalkışılması halinde, sadece işgalcilerin değil, onlara ev sahipliği yapan ülkelerin altyapılarının hedef alınacağını net bir dille ifade etmektedir.
Bu, “Kürt” bozguncular için bir dönüm noktasıdır. Artık "ABD koruması" altında İran'a, Suriye'ye, Irak'a karşı operasyon yapma lüksleri kalmamıştır. Tam tersine, İran ve müttefikleri, bu yapıları sınır güvenliğine doğrudan tehdit olarak tasfiye etme noktasına gelmiştir.
İhanetin Faturası: Kimlikten Piyonluğa
Bu yapıların ödeyeceği bedel yalnızca askeri ve siyasi olmayacaktır. Aynı zamanda tarihsel, toplumsal ve etik bir bedeldir.
Bölgedeki ABD'ye kiralık çalışan bu yapılar, İran'dan Türkiye'ye, Suriye'den Irak'a kadar tüm komşularla ilişkileri zedelemiş.
BOP projesi kaybettiğinde, geriye kalan tek şey bu taşaron güçlerinde içinde yangının külü olacaktır. Ve o külün altında kalanlar, bugün Amerikan zırhlıları içinde gezen, İsrail'den talimat alan, bölge halklarının kanı üzerinden “siyaset” ve terör yapan bozguncular olacaktır.
Bölgesel Mutabakat ve Tasfiye Süreci
Son aylarda yaşanan gelişmeler, bölge ülkeleri (Türkiye, İran, Irak, Suriye) arasında, ABD destekli bu terör yapılarına karşı ciddi bir mutabakatın oluştuğunu göstermektedir. İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki kararlılığı, Türkiye'nin kuzey Irak ve kuzey Suriye'deki operasyonel hazırlıkları, Irak merkezi hükümetinin KBY üzerindeki baskıyı artırması tümü aynı resmin parçalarıdır.
Bu resmin bütününde, ABD'nin çekilmesi ya da etkisizleşmesiyle birlikte, onun kara ordusu konumundaki “Kürt “ bozguncu yapıların tamamen tasfiyesi kaçınılmaz hale gelecektir.
Sonuç: Emperyalist Hesapların Kurbanları
Tarih, büyük güçlerin çatışma alanlarında, onların küçük ortaklarının “ taşeronlarının” her zaman en ağır bedeli ödediğini göstermiştir. Güney Vietnam, sonrasında uşakların başına gelenler bunun acı örnekleridir. Şimdi aynı senaryo, Irak'ın kuzeyinde, İranın güney batısında ve Suriye'nin doğusunda yeniden yazılmaktadır.
ABD ve İsrail'in BOP projesini kaybetmesi, sadece bir jeopolitik hezimet değildir. Aynı zamanda, bu projeye inanmış ya da satılmış olan tüm çevrelerin de sonudur. Bugün İran'ın şartları masaya konulduğunda, bu şartların en önemli uygulayıcıları, artık kendilerini koruyacak bir emperyal güç bulamayan “Kürt” bozguncu yapılar olacaktır.
Ödeyecekleri bedel ağırdır: “Siyasi ve silahlı” varlıklarının sonlanması, askeri olarak etkisiz hale getirilmeleri, bölge halkları nezdinde itibarlarını tamamen yitirmeleri ve en önemlisi, Bölgedeki bozguncu “Kürtler” emperyalist bir angajmana katılarak tarihsel bir utancın taşıyıcısı olarak anılmaları durumunda kalacaktır.
BOP çökerken, onun taşeronları enkazın altında kalmaya mahkumdur. Bölgenin yeni düzeninde, emperyalist hesaplara hizmet eden hiçbir yapıya yer olmadığı gibi, bu hesapların faturası da ihanet edenlere kesilecektir.






















