
zekibasturk57@gmail.com
SOĞUKTA DONAN YALNIZ BEDENLER DEĞİL!
14 Mayis 2026 10:16:06
Yazar
SOĞUKTA DONAN YALNIZ BEDENLER DEĞİL!
Mehmet Uçar’ın Sarıkamışlı İnce Ali romanı, yalnızca Sarıkamış Harekâtı’nı anlatan tarihsel bir roman değildir. Bu eser; yoksulluğun, ayrılığın, sessizliğin ve geri dönmeyen insanların ardından büyüyen büyük eksikliğin romanıdır. Okurunu yalnızca cepheye değil, cephe gerisindeki acılara da götüren güçlü bir anlatıdır.
Sarıkamış denildiğinde çoğu insanın usuna kar, tipi ve donarak ölen askerler gelir. Oysa bu romanda asıl donanın bedenlerden önce umutlar olduğu görülür. Mehmet UÇAR, savaşın yalnızca cephede yaşanmadığını; köylerde, evlerde, anaların yüreğinde, çocukların gözlerinde de sürdüğünü etkileyici bir biçimde anlatır.
Aynı köyden askere alınan elli yedi genç… Daha bıyığı terlememiş çocuk yaşta delikanlılar… Kavala Mehmet Ali, Ethem oğlu Abdullah, Danacı Mevlüt, Öksüz Ahmet ve niceleri… Her biri Anadolu’nun yoksul ama onurlu insanlarıdır. Arkalarında gözü yaşlı anneler, yalnız kadınlar, yetim çocuklar ve yarım kalmış yaşamlar bırakarak giderler. Romanın en çarpıcı yanlarından biri de işte burada ortaya çıkar: Savaş yalnız ölenleri değil, geride kalanları da yok eder.
İnce Ali karakteri ise bu büyük tarihsel trajedinin içindeki sade ama unutulmaz bir insanı simgeler. O, tarihin büyük kahramanlarından biri değildir; fakat halkın içinden çıkan sıradan bir Anadolu insanıdır. Bu yönüyle roman, resmi tarihin dışında kalan insanların öylülrrini dev görünür kılar. İnce Ali’nin köyüne dönen tek kişi olması ise romanın trajik etkisini daha da derinleştirir. Dönen vardır ama artık hiçbir şey eskisi gibi değildir.
Mehmet UÇAR’ın anlatımındaki en önemli özelliklerden biri yalınlığıdır. Gösterişe kaçmadan, süslü tümcelere sığınmadan anlatır yaşananları. Doğanın acımasızlığını aktarırken aynı zamanda onun büyüleyici güzelliğini de duyunsatır. Kar, yalnızca bir doğa olayı değildir romanda; bazen kefen olur, bazen sessizlik, bazen de unutuluş.
Romanın dikkat çeken bir başka yönü de tarih ile bugün arasında kurduğu bağdır. Sarıkamışlı İnce Ali, geçmişte yaşanan büyük acıları anlatırken okurunu bugünü düşünmeye zorlar. Savaşların bedelini kimler ödüyor? Yoksul halk çocukları neden hep en ön safta yer alıyor? Geriye kalanların acıları neden çoğu zaman unutuluyor? Roman, bu soruları açıkça sormasa da okurun zihnine bırakıyor.
Sonuç olarak Sarıkamışlı İnce Ali, yalnızca tarihsel bir roman değil; insanı, acıyı, yoksulluğu ve unutulmuş yaşamları anlatan toplumsal bir bellektir.
Mehmet UÇAR, bu eserinde Sarıkamış’ın buz tutmuş coğrafyasının altında kalan insan öykülerini gün yüzüne çıkarıyor. Okuru hem hüzünlendiren hem düşündüren, uzun süre etkisinden çıkılamayacak bir roman ortaya koyuyor.
Toplumsal gerçekliğin günümüzdeki temsilcisi Mehmet UÇAR' ı yürekten kutlarım. Okurun çok olsun.
Zeki BAŞTÜRK



























