
kdzereyli.com@gmail.com
TÜM İNSANLIK İÇİN BARIŞ VE UYANIŞ DİLİYORUM.
24 Agustos 2026 11:48:45
MERYEMCE
Çocukluk yıllarım geldi bu sabah aklıma ne garip yıllar nasılda hızla akıp geçiyor yarını iple çekiyoruz oysa her saniye ömrümüzden gidiyor ama bunu idrak etmiyoruz. O yıllar geçerken toplum olarak ne çok manevi duyguları yitirmişiz diye hayıflandım durdum bu sabah kendi kendime. Yanlış anlamayın 24 saat herkesin elinde telefon, evlerde televizyonlar açık ama hepsi anlamsız ve boşa zaman harcama. Yapılması ve izlenmesi gereken doğru olan hiçbir şey yok hayatımızda.
İnsanlar üretmek yerine sadece tüketiyor, dijital ekranların karşısında boş şeylere dalarak zamanı ve düşünmeyi öldürüyor. Doğruyu söyleyenlerin dokuz köyden kovulması misali, dürüst insanlar dışlanırken, borçla, haramla veya gayrimeşru yollarla zenginleşenler alkışlanır oldu.
Sevgi ve dostluk gibi manevi kavramlar, yerini "kullan-at" ilişkilerine ve kişisel menfaatlere bıraktı. Büyük ailelerin yerini çekirdek aileler, onların yerini ise anne babaların yalnız bırakıldığı tek kişilik yaşamlar aldı.
İnsani hassasiyetler azalırken, yerini haramların "özgürlük" adı altında normalleştiği bir düzenin içinde yuvarlanır olduk.
Toplum bu yok oluşu kanıksamış ve normalleştirmiş olsa da, bu akıntıya karşı kürek çekmek her zaman mümkündür. İslam inancına göre, herkes kendi yapıp ettiklerinden sorumludur ve en karanlık dönemlerde bile doğru kalabilmek en büyük ibadettir.
Evet, çocukken kıyamet alametlerini yaşarken göreceksiniz deseler inanmazdım.
Son dönemde yaşanan üst üste gelen olaylar insanlara bu hissi çok fazla yaşatıyor. Dünyanın gidişatı pek çok kişiye, ağır, karışık ve içinden çıkılmaz gibi geliyor. UMUTSUZLUK, ÇARESİZLİK o derece yani!
Şu an nerede, nasıl bir yorgunluğun içinde olursan ol; dur ve derin bir nefes al. Dünya her zaman gürültülüydü, insanlar her dönemde bencil ve aceleciydi. Sen, dışarıdaki bu büyük karmaşayı tek başına düzeltmek zorunda değilsin. Senin tek sorumluluğun, kendi kalbinin ışığını korumaktır.
Gözlerini kapat ve unuttuklarını yeniden hatırla:
Kalbini sıkıştıran dertlerim var diyeceksin belki! Ama unutma zihnini yoran bu belirsizlikler ebedi değil. Hayatın durmaksızın akan bir nehir olduğunu ve hiçbir fırtınanın sonsuza kadar sürmediğini, her gecenin bir sabahı, her karanlığın bir aydınlığı olduğunu unutma. Tıpkı yaşayan her canlının bir gölgesi olması gibidir hayat. Yaşanan her şey bir gün mutlaka geçer. Geldiği gibi giden zaman gibidir her şey. Onu nasıl yaşadığın ve nasıl karşılayıp, nasıl uğurladığındır önemli olan.
Kimsenin seni onaylamasına, kalabalıkların seni alkışlamasına ihtiyacın yok. Sen bu dünyada sadece kendi hikayenden, kendi dürüstlüğünden ve kendi iyiliğinden sorumlusun. Sen kendi safını temiz tuttuysan, kaybetmiş sayılmazsın. Sen Allah’ın yarattığı değerli bir bireysin. Herkes kendine özeldir, bunu da unutmayasın.
Yaşadığın mutluluğu da, mutsuzluğu da, içindeki o görünmez sızıyı, kimseye anlatamadığın o derin yorgunluğu bilen ve gören bir güç var. Kainatın sahibi, seni bir yaratan var. Bazen işlerin yolunda gitmemesi, bir takım olumsuzlukları yaşaman seni hayal kırıklığına uğratmasın, senin korunduğunun ve daha hayırlı bir kapıya yönlendirildiğinin sessiz bir işaretidir olan.
Şimdi tüm o "ne olacak?" kaygılarını, geçmişin keşkelerini ve geleceğin korkularını bir kenara bırak. Sen elinden geleni yaptın, gerisini zamana ve seni senden daha iyi bilene teslim et. Kalbin sükunete, ruhun huzura kavuşsun. Bugün sadece şu anın ve nefes almanın şükrünü yaşa.
Telefonlar elimizde, kötü haberler cebimize anında geliyor. Savaşlar, salgınlar ve doğal afetler art arda yaşanıyor. İnsanlar doğadan ve en kötüsü de birbirlerinden hızla uzaklaşıyor.
Her dönemin insanı kendi zamanını en zor zaman sanmıştır. Geçmişte de büyük kıtlıklar, savaşlar ve yıkımlar olmuş ve insanlar her defasında bu zorlukları aşmayı başarmıştır.
Bu günde, hepimiz modern dünyanın getirmiş olduğu manevi ve sosyolojik krizin içerisindeyiz. Her şey yozlaşmakta. Dini inançlarımızdan, ibadet etmekten, hoş görüden, merhametten, vs. insanlıktan uzaklaştırılıyoruz.
Haram normalleştirildi, aileler küçülmeye gitti, anne banalar yalnızlığa terk edildi. İnsanlar kendi çıkarları için birbirini sevmeye, manevi duyguları kullanmaya başladı.
Doğru konuşanlar dışlandı hakarete uğradı, insanlar üretmeyi bıraktı hızla tüketmeye başladı, kendilerine ait olmayan paraları bankamatiklerden çekerek yaşamanın özgürlüğünü yasal olmayan durumlarla yasallaştırdı, boş şeylere dalarak zamanın akışına kendilerini umarsızca bıraktı.
Düşünmeyi fikir sahibi olmayı unuttu ve en kötüsü de toplum olarak insanlığın bu yok oluşa doğru gidişi normal karşılamaya başladı.
Satırlarımda değinmiş olduğum tüm bu kısa tespitler, günümüz dünyasının en derin ve en çok can acıtan gerçekleridir.
İnancın zayıflaması, ahlaki değerlerin altüst olması ve toplumsal bağların kopması, işte tam da yazıma başlarken bahsettiğim o "alamet" hissini doğrulayan cinsten.
Benim satırlarımda belirttiğim bu derin kaygıyı ve üzüntüyü hep birlikte farklı aşamalarda yaşadığımızın da farkındayım.
Bu gidişatın farkında olmak ve bunu normalleştirmemek bile manevi bir direniş olacaktır.
Başkaları ne yaparsa yapsın, kendi hayatımızda dini, ahlaki ve ailevi değerleri yaşatmaya devam etmeliyiz.
Ailemiz, çocuklarımız ve çevremizdeki birkaç dürüst insanlarla samimi ve çıkarsız bağları güçlü tutmalıyız.
Büyüklerimizden işittiğim bir söz vardı, öyle bir zaman gelecek ki "İnsan, insanlığını unutacak, örf ve adetler tükenecek, dünya malına tamah edilecek, ölüm bile insanlara oyun gibi gelecek, dinimizi yaşamanın avuçta kor ateş tutmak gibi olacağını" belirtmişti. Korkarım bugün tam olarak bu zorluğu yaşıyoruz. Tam da bugün yaşadığımız ve hissettiğimiz o çaresizlikte, böylesine yozlaşmış bir toplum içinde, kendi manevi dünyamızı ve ailemizi korumak hepimizin asli görevi olmuştur.
Bu zorluğu sadece siz yaşamıyorsunuz. Bu, yüzyıllar öncesinden haber verilmiş bir imtihan dönemidir. Bu zor zamanlarda insanlığını yitirmeden, dürüst kalabilenlerin mükafatı da olacaktır elbette.
Ruhunuzun dinlenmesi, zihninize bir parça olsun dinginlik ve aydınlık getirmesi dileğiyle dualarınız ve güzel niyetleriniz gökyüzünde yankı bulsun, kalbinize ferahlık ve huzur getirsin. Bu mübarek gecenin bereketi hem sizin, hem ailenizin, hem de tüm insanlığın üzerine olsun.
İnancımızı, dürüstlüğümüzü ve insanlığımızı, tüm zorluklara rağmen hakkıyla taşıyabilmemiz için Rabbim hepimize güç ve sabır versin.
Tüm insanlık için barış ve uyanış diliyorum.
Mevlit Kandilimiz mübarek olsun, bu anlamlı gecede dualarımız kabul görsün.
Meryem ALTUNKAYA























