
SEÇİM BİTER, DELEGELER UNUTULUR...
26 Eylül 2026 13:11:00
GUİNNESS DÜNYA REKORTMENİ
SEÇİM BİTER, DELEGE UNUTULUR....
Olimpiyat Oyunları geride kalır, takip eden ilk üç ay içerisinde federasyonların olagan mali kongre maratonu baslar. İki yıl sonra ara mali kongreler gelir ve nihayetinde seçim sandığı yeniden delegenin önüne konur.
Ancak, Türk sporunda bu kronolojik akış kadar berrak olan, fakat ne yazık ki, bir o kadar da hastalıklı işleyen başka bir gelenek daha vardır. “Seçimden seçime hatırlanan delege ilişkileri.”
Türk sporunda koltuğa talip olan adayların genel kurul öncesinde sergiledikleri performans, adeta bir iletişim harikası gibidir.
Telefonlar susmaz, iller ziyaret edilir, hal, hatır sormalar tavan yapar.
Uzun yemeklerde projeler ve geleceğe ilişkin planlar üzerine derin istişareler gerçekleştirilir.
Delege de haklı olarak kendisini camianın tam merkezinde, Türk sporunun geleceğine yön veren önemli bir paydaş olarak hisseder.
Sonra...
Sandıklar açılıp zafer konuşmaları yapıldıktan ve o koltuklara oturulduktan sonra, sihirli bir şekilde Başkan ve delege arasında bütün iletişim hatları yavaş yavaş aksamaya, ardından da çoğunlukla kesilmeye başlar.
Ve bu durum, bir sonraki mali kongreye kadar devam eder.
Seçim akşamına kadar anında yanıtlanan telefonlar, artık “Başkan toplantıda.” mesajlarına dönüşür. Ve ne hikmetse bu toplantılar bir türlü bitmek bilmez.
Bazen de başkan yerine, bugünlerde adına “özel kalem yada danışman” denilen kişiler cevap verir.
Eğer hasbelkader Telefon cevaplanir ise delege talebini iletir. Karşı taraftan ise çoğunlukla
“Durumu başkana ileteceğiz.”
ya da...
“Size dönüş yapılacak.”
denilir.
Fakat çoğu zaman ne dönen olur ne de arayan.
Delegenin sahadan ilettigi öneriler raflara kaldırılır, yerel temsilcilerin yaşadığı sorunlar sümen altı edilir.
Delege ile başkan arasındaki o sıcak bağ, seçimin bittiği saat itibarıyla adeta yerini özgün bir sekilde sessizliğe bırakır.
İş yoğunluğu bahane edilir. Sanırsınız ki Türk sporunu kurtaracak bir yoğunlugu var.
Ta ki...
Mali kongre veya bir sonraki genel kurul kapıya dayanana kadar bu durum devam eder.
Bugünlerde yine federasyon koridorlarında ve camia kulislerinde benzer bir hareketlilik gözlemliyoruz.
Bir tarafta koltuğunu korumak ve mali kongrede ibra edilmeme riskini ortadan kaldırmak isteyen mevcut yönetimler, diğer tarafta muhalefeti örgütleyerek alan kazanmaya çalışan yapılar...
Ve... şimdilerde unutulan numaralar rehberlerden çıkarılıyor, hal, hatırlar soruluyor, sahte kahkalar atılıyor, ziyaret programları hazırlanıyor.
Peki, delegeler ve spor camiası bu samimiyetsiz döngünün farkında değil mi?
Elbette farkındalar...
Çünkü, delege de artık seçimden seçime hatırlanmak istemiyor.
Oyuna ihtiyaç duyulduğu zaman aranmak, seçim bittikten sonra ise unutulmak ve iletişimin kesilmesini istemiyor.
Neyse ki camiamızda, sayıları çok az da olsa, seçimden sonra da delegesiyle bağını koparmayan, delegesini bir yük değil, değer olarak gören, iletişimi ve vefayı bir yönetim ilkesi haline getiren başkanlarimiz da var.
Onların varlığı, spor yönetiminde olması gereken anlayışın hala mümkün olduğunu gösteriyor ve umudumuzu korumamızı sağlıyor.
Neticede, Türk sporu, seçimden seçime, mali kongreden mali kongreye hatirlanan delege ilişkileriyle bir adım ileri gidemez.
Delegenin başkan ve yönetiminden istediği şey, başkanın 365 gün sahayı dinlemesi, delegesiyle iletişimi devam ettirmesi, karar süreçlerine yerel dinamikleri mümkün olduğunca dahil etmesu ve delegesini yalnızca oy kullanacagi zaman hatırlamayan bir yönetim anlayişidir.
Çünkü, spor yönetmi yalnizca sandıktan ibaret degildir.
Spor yönetimi süreklilik, samimiyet ve hepsinden önemlisi VEFA işidir.
" Kalın Sağlıcakla"
Uğur Öztürk

























