Zonguldak'a otobüs geldi. Restore edilmiş, boyanmış, içine umut konmuş
Zonguldak'a otobüs geldi. Restore edilmiş, boyanmış, içine umut konmuş. Karadeniz Ereğli'de yaşayan çevre aktivisti Çetin Yılmaz kaleme aldı.
Haber giriş tarihi : 20-03-2026 | 15 : 44 42
Haber güncelleme tarihi : 20-03-2026 | 15 : 44 42
Karadeniz Ereğli de ikamet eden çevre aktivisti Çetin Yılmaz, Zonguldak Belediyesi'nin başlattığı halk otobüsü taşımacılığı için Belediye Başkanı Tahsin Erdem'e teşekkür etti.
Zonguldak’a otobüs geldi.
Bir gün şere bir otobüs geldi. Eski, yorgun, çizik… Ama bizim otobüslerimiz.
Zonguldak… Taş kömürünün karanlık damarlarından doğmuş bir şehir. Emeğin ilk başkenti, Cumhuriyet’in ilk vilayeti, kapitalizmin bu topraklardaki ilk nabzı burada atmış.
Dağlar yarılmış, kuyular kazılmış. Yerin altından ateş nefesli madenciler kömür çıkarmış. O kömür ile gelmiş sınıfın sessiz çığlığı, dipçik gölgesinde uzayan yaralar, barakalarda bitlenen umutlar. Her bir çalışan, başlı başına bir roman kahramanı.
Osmanlı’dan Fransız’a, gayrimüslim patronlardan yerli sermayeye… Hepsi gelip geçmiş, ceplerini doldurup ufukta kaybolmuş. Geride kalan: kazmayla nasırlanan eller, zorla yazılmış mesailer, mükellefiyet denen insanlık utancı.
Eli kazma tutan herkes madenci yapılmış. Gönüllü ya da gönülsüz, dipçikle ya da ekmek parası için… Bolu’dan Kastamonu’ya uzanan o geniş yaralı coğrafya, Zonguldak’a adam taşımış. Karadeniz’in ötesinden, başka dillerden, başka diyarlardan izler bırakmış bu topraklara.
Ve bir gün, Cumhuriyet’in ilk yıllarında bir adam çıkmış ortaya: Emin Dayı — Lazmizade Emin Efendi. Hopalı. Yüreği Hopa kadar dalgalı.
Yemen’de savaşmış. Kömür taşıyan trenlerin istasyonunda çalışmış. Güçlü, kuvvetli. Duymuş ki İstanbul’da 8 saatlik çalışma mücadelesi var. İşçileri greve davet etmiş. İşçiler onu dinlemiş.
Uzun uğraşlar sonunda Emin Dayı ile kömür işletmesi yetkilileri, el yazısıyla iki satırlık bir sözleşme kaleme almış:
“Biti temizlenecek barakaların, gayrimüslim çalışanlarla eşitlenecek ücretler, tanınacak sekiz saatlik gün.”
İmza atmış. Tek başına. Karşılığında işsiz kalmış. Ama o imza bir tohum olmuş. Sonra grevler, sonra amele birliği, sonra sendikalar… Zonguldak’ın damarlarında akan kömür kadar inatçı bir mücadele.
Devlet demiryolları, demir-çelik fabrikaları, limanlar… Hepsi bu kara elmasla nefes almış. Ama yönetenler? Parayı bulunca onlar da kaçmış. Şirketler gibi devlet de sırtını dönmüş. Şehir hâlâ o eski kömür günlerinin —şimdi her biri birer kültürel varlığa dönüşen— paslı altyapısıyla ayakta duruyor.
Öylesine zalim bir dönemde yaşıyoruz ki, kenti ayakta tutan Fevkani Köprüsü’nü söküp demirlerini sattılar. Şimdi kent ciddi bir trafik sorunu yaşıyor. Kente zulüm etmek bir başarı öyküsü halinde sunuldu ama iş işten geçti.
Ve bugün… Alıp alıp kaçtıkları bu kentte, yıllarca düzgün bir toplu taşıma ağı olmamış. Akıllarına gelmemiş. Emekli kenti burası. Bacakları madenlerde aşınmış ihtiyarlar, torunlarının elinden tutup yokuş yukarı yürümek zorunda kalmış.
Ta ki… Birileri utansın, birileri hatırlasın diye, başka yerlerden eski otobüsler alınıncaya kadar.
Evet, Zonguldak Belediyesi eski otobüsleri satın almış. Paslı, çizik, yorgun… Ama restore edilmiş. Boyanmış. İçine umut konmuş.
Şimdi onlar Zonguldak’ın sokaklarında dolaşıyor. Teşekkürler Başkan Tahsin Erdem.
Not: Yazıda geçen “mükellefiyet” ve madencilik serüvenleri hakkında daha derin bilgi için şu kaynakları okumanızı öneririm:
Emekli maden işçisi Erol ÇATMA
Saffet CAN
Mehmet TÜREGÜN ve Lazmizade Emin Dayı’nın mücadelesini anlatan metinler.
Yazan: Çetin Yılmaz
Haber : Çetin Yılmaz

Dünyadan
Çok Okunanlar
» Henüz BUGÜN Haber Görünmüyor

































