Yavuzyılmaz uyardı: “Eşel Mobilde limit kalmadı, zam fırtınası için kanun teklifime destek verin!”
  Kandilli Tepesi'ne Yıkım Kararı, Ereğli Halkı'nın tepkisine yol açtı!
  Genç Astsubay Mert Necati Günay kalbine yenik düştü
  Yavuzyılmaz'dan KYK isyanı
  Sertan Ocakçı'nın ani ölümü sevenlerini yasa boğdu
  Yavuzyılmaz, " Her şey ortaya çıktı "
  Zonguldakspor’un mağduriyeti giderilirse federasyonun samimiyetini göreceğiz.
  CHP İl Başkanı Devrim Dural'ın listesi dikkat çekiyor
  Mücadelemiz kazandı
  Namus sadece kadınlara yüklenmez, namusu olmayan erkekleri de görmeniz gerek.
21 Mayıs 2026 Perşembe
Kdz.Ereğli ve Zonguldak Bölgesel Haberler
  •  
    •  » GEZİ, TUR VE SEYAHAT
    •  » EĞİTİM
    •  » VİDEO GALERİ
    •  » YAŞAM VE ÇEVRE
    •  » HABER ARA
    •  » BİLİM VE TEKNOLOJİ
    •  » TÜM MAKALELER
    •  » FOTO GALERİ
    •  » SAĞLIK
  • YAZARLARIMIZ
  • GÜNDEM
  • SEKTÖR
  • TÜM HABERLER
  • SİYASET
  • SPOR
  • DÜNYA
  • DUYURU, İLAN, ANMA VE KUTLAMA
Cumhuriyet Halk Partili Belediyelerde Yolsuzluk, Rüşvet ve Siyasi Mafyalaşma: Yapısal Bir Analiz
of.ozankaya@isnet.net.tr

Cumhuriyet Halk Partili Belediyelerde Yolsuzluk, Rüşvet ve Siyasi Mafyalaşma: Yapısal Bir Analiz
17 Mayis 2026 21:44:25

Yazar : Sefa YÜRÜKEL

  • Whatsapp ta Paylaş
Cumhuriyet Halk Partili Belediyelerde Yolsuzluk, Rüşvet ve Siyasi Mafyalaşma: Yapısal Bir Analiz

SEFA YÜRÜKEL YAZDI:

Cumhuriyet Halk Partili Belediyelerde Yolsuzluk, Rüşvet ve Siyasi Mafyalaşma: Yapısal Bir Analiz

CHP’li Belediyelere Yönelik Operasyonların Kapsamı

31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi, yüzde 37,8 oy oranıyla birinci parti olarak sandıktan çıkmış ve Türkiye’nin en büyük kentlerinin yönetimini üstlenmiştir. Ne var ki sandığın bu mesajı, Ekim 2024’ten itibaren benzeri görülmemiş bir yargı operasyonu dalgasıyla karşılanmıştır. CHP’li belediyelere yönelik başlatılan soruşturmalar, gözaltılar ve tutuklamalar, Cumhuriyet tarihinde bir ana muhalefet partisinin karşı karşıya kaldığı en geniş çaplı operasyon niteliğini taşımaktadır. 1 Nisan 2026 tarihli T24 verilerine göre, Ekim 2024’ten itibaren süren operasyonlarda aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da olduğu biri önceki dönem olmak üzere 24 belediye başkanı tutuklanmış, yalnızca üçü bu süreçte tahliye edilebilmiştir. Tutuklanan belediye başkanlarından Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar serbest bırakılmış, ancak görevlerine iade edilmemişlerdir.

Operasyonların coğrafi ve idari ölçeği, sorunun münferit vakalardan ibaret olmadığını göstermektedir. 31 Mart 2024 seçimlerinden bu yana CHP’li 6’sı büyükşehir olmak üzere toplam 26 belediye başkanı hakkında çeşitli suçlamalarla işlem yapılmıştır. Tutuklanan bazı belediye başkanlarının yerine kayyım atanırken, bazılarının yerine belediye meclisinin seçtiği isimler gelmiştir. Örneğin Görele Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Hasbi Dede CHP’den ihraç edilmiştir. Ataşehir ve Eşme Belediyelerine yönelik operasyon ve belediye başkanlarının tutuklanmasının ardından CHP’nin tutuklu bulunan belediye başkanı sayısı 21’e çıkmıştır.

Bu operasyonların en kritik ve ahlaki açıdan en sorunlu boyutu, yargı baskısının siyasi bir silah olarak kullanılması ve belediye başkanlarının “ya rozet ya kelepçe” ikilemiyle karşı karşıya bırakılmasıdır. CHP’den istifa ederek AKP’ye katılan belediye başkanlarının sayısı, operasyonların salt hukuki değil aynı zamanda siyasi bir mühendislik projesi olduğuna dair güçlü bir kanaat oluşturmuştur. BBC Türkçe’nin kapsamlı derlemesine göre, CHP’li belediyeleri veya belediye çalışanlarını ilgilendiren ondan fazla soruşturma bulunmaktadır ve bunlar arasında en fazla dikkat çekenler, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk soruşturması ile iş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın elebaşılığını yaptığı öne sürülen suç örgütüyle ilgili soruşturmalardır.

CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk iddiaları, yalnızca büyükşehirlerle sınırlı kalmayıp Anadolu’nun dört bir yanındaki belediyelere yayılmıştır. Sayıştay’ın 2024 yılı denetim raporları, CHP’den seçilip AKP’ye geçen belediyelerde dahi mevzuat dışı işlemleri ortaya koymuştur. Örneğin Aydın’da işçiler itfaiyeci yapılmış, belediye kaynakları usulsüz biçimde kullanılmıştır. Marmaris Belediyesi’nde toplam 36 usulsüzlük tespit edilmiş; Sinop Belediyesi’nde ihalesiz kiralamalar, parçalara bölünerek yapılan alımlar, taşınmaz kayıt eksiklikleri ve belediye bütçesinden özel işletmelere ödenen elektrik faturaları gibi birçok usulsüzlük saptanmıştır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi: Yolsuzluk ve Suç Örgütü İddiaları

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma, CHP’li belediyeler arasındaki en kapsamlı ve en yüksek profilli soruşturma niteliğini taşımaktadır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bu soruşturmada, Ekrem İmamoğlu’nun elebaşılığı yaptığı öne sürülen örgütün birçok ihaleye fesat karıştırdığı ve hayali ihalelerle kamu kurumu zararına dolandırıcılık faaliyetleri gerçekleştirdiği iddia edilmektedir. İmamoğlu hem emniyet hem de savcılık ifadelerinde tüm isnatları şiddetle reddetmiş, savcılık ise iddia edilen örgütün liderliğini Murat Ongun’un yaptığını öne sürmüştür.

İBB’ye yönelik operasyonlar, belediye iştirakleri üzerinden yürütülen sistematik usulsüzlükleri gün yüzüne çıkarmıştır. İBB iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’ye düzenlenen operasyonda 12 kişi tutuklanmıştır. Ekrem İmamoğlu liderliğinde suç örgütü iddiasıyla İBB şirketine düzenlenen bir başka operasyonda ise 20 kişi için tutuklama talebinde bulunulmuştur. Bu operasyonlar, belediye şirketlerinin nasıl birer kayıt dışılık alanına dönüştüğünü ve kamu kaynaklarının siyasi amaçlarla kullanıldığını gözler önüne sermektedir.

İBB’ye yönelik yolsuzluk soruşturmasının en dikkat çekici boyutlarından biri, belediye ihalelerinin belirli bir müteahhit grubuna verilmesi ve bu müteahhitlerin siyasi kampanyalara finansman sağlamasıdır. BBC Türkçe’nin haberine göre, İBB ve iştiraklerinde görevli çok sayıda kişi hakkında ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve suç örgütüne üye olma suçlamaları yöneltilmiştir. Soruşturma kapsamında, belediye bütçesinden aktarılan kaynakların bir kısmının siyasi kampanyaların finansmanında kullanıldığı iddia edilmektedir. Bu durum, belediye ihale sisteminin bir tür “siyasi vergilendirme” aracına dönüştüğüne ve belediye kaynaklarının parti finansmanı için kullanıldığına işaret etmektedir.

İBB’ye yönelik soruşturmaların hukuki zemini tartışmalıdır. CHP yöneticileri, bu soruşturmanın bir yolsuzluk soruşturması değil, siyasi bir operasyon olduğunu savunmaktadır. CHP’nin Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi İcra Kurulu Başkanı Bülent Tezcan, iddianamenin bir “yolsuzluk soruşturması değil, siyasi bir darbe girişimi” olduğunu ifade etmiştir. İddianamenin tamamlanmasının ardından İmamoğlu hakkında açılan dava, yalnızca İstanbul’un değil, aynı zamanda 2028 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin de kaderini etkileyecek nitelikte görülmektedir. Bu durum, yargı sürecinin siyasi boyutunu ve operasyonların zamanlamasının tesadüfi olmadığını ortaya koymaktadır.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZBETON Skandalı

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON A.Ş. üzerinden yürütülen usulsüzlükler, CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk ağlarının belki de en somut ve belgelenmiş örneğini oluşturmaktadır. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, İZBETON A.Ş. üzerinden kentsel dönüşüm projeleri kapsamında kooperatifler aracılığıyla menfaat sağlandığı iddiasıyla “zimmet, nitelikli dolandırıcılık” suçlarından işlem başlatılmıştır.

Soruşturmanın en çarpıcı bulgusu, MASAK raporuna yansıyan 440 milyon liralık para transferidir. Haber7’nin 20 Nisan 2026 tarihli haberine göre, kooperatifin inşaat işlerini yapan CHP PM üyesi ve eski Tunceli Milletvekili Polat Şaroğlu’nun kardeşine ait şirketten, alt taşeron şirket Loft Mimarlık’a 4 yılda 440 milyon 599 bin lira aktarılmıştır. Bu şirketin sahibi Tuba Karaahmetli Özdemir, parayı farklı zamanlarda kayınvalidesi Serap Özdemir’in hesabına göndermiştir. Bu para trafiği, belediye iştirakleri üzerinden yürütülen usulsüzlüklerin nasıl karmaşık bir ağ üzerinden gerçekleştirildiğini ve kamu kaynaklarının nasıl buharlaştırıldığını gözler önüne sermektedir.

İZBETON soruşturmasının bir diğer dikkat çekici boyutu, gözaltı ve tutuklama sayılarıdır. Soruşturma kapsamında aralarında CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un da olduğu 12 şüpheli tutuklanmıştır. Tutuklananlar arasında dönemin İzmir eski Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya da bulunmaktadır. Bu isimlerin parti hiyerarşisi içindeki konumları, yolsuzluk ağının belediye şirketlerinden parti örgütüne uzanan geniş bir yelpazeye yayıldığını göstermektedir.

İzmir’deki soruşturmalar yalnızca İZBETON ile sınırlı kalmamış, belediyeye bağlı diğer iştiraklere de yayılmıştır. Hürriyet’in 13 Nisan 2026 tarihli haberine göre, İZBETON üzerinden yapılan usulsüzlüklere ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonlarda çok sayıda belediye çalışanı ve müteahhit gözaltına alınmıştır. Belediye şirketlerinin bu denli sistematik biçimde usulsüz işlemlere alet edilmesi, sorunun münferit birkaç kişinin bireysel hatalarıyla açıklanamayacağını, aksine kurumsallaşmış bir yolsuzluk mekanizmasının varlığını ortaya koymaktadır. İzmir özelinde ortaya çıkan bu tablo, CHP’li belediyelerdeki mali disiplinsizliğin ve kayıt dışılığın boyutlarını çarpıcı biçimde gözler önüne sermektedir.

Üsküdar Belediyesi: Rüşvet Ağları ve Paravan Şirketler

İstanbul’un Üsküdar ilçesinde CHP’li belediye yönetimine yönelik yürütülen rüşvet operasyonu, CHP’li belediyelerdeki mafyatik yapılanmanın en somut örneklerinden birini sunmaktadır. 7 Nisan 2026’da düzenlenen operasyonda, belediyede yapı ruhsatı ve iskan ruhsatı süreçlerinde usulsüzlük yapıldığı gerekçesiyle aralarında Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci ile Kent A.Ş. Genel Müdürü Nazım Akkoyunlu’nun da bulunduğu 20 kişi gözaltına alınmıştır.

Soruşturmanın en dikkat çekici bulgusu, belediye iştiraki Kent A.Ş.’nin paravan olarak kullanılmasıdır. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açıklamasına göre, Kent A.Ş.’nin belediyede ruhsat ve iskan süreçlerinde resmi yetkisi bulunmamasına rağmen fiilen etkili olduğu tespit edilmiştir. Soruşturmada, yapı ruhsatı sürecinde müteahhitlerden usulsüz şekilde para talep edildiği ve bu süreçte Kent A.Ş.’nin paravan olarak kullanıldığı belirtilmiştir. Yapı ruhsatı vermeye yetkili birimin belediyenin İmar ve Şehircilik Müdürlüğü olmasına rağmen, müteahhitlerle yürütülen görüşmeler Kent A.Ş. üzerinden yapılmıştır. Bu durum, belediye iştiraklerinin nasıl birer rüşvet tahsilat merkezine dönüştürüldüğünün tipik bir örneğidir.

Üsküdar Belediyesi’nde ortaya çıkarılan rüşvet ağının en çarpıcı boyutu, kullanılan organize yöntemlerdir. Savcılığın aktardığına göre, ada ve parsel bilgileri üzerinden oluşturulan kapalı devre ve kriptolu bir iletişim ağı kullanılmıştır. Hazırlanan Excel listelerinde her ada ve parsel için farklı renklerle sınıflandırma yapıldığı, mavi rengin müteahhitle anlaşma sağlandığını ve işlemlerin ilerletileceğini, kırmızı rengin ise anlaşma sağlanamadığını ve işlemlerin durdurulacağını ifade ettiği belirlenmiştir. Bu denli organize bir yapı, rüşvet mekanizmasının münferit birkaç memurun kişisel yolsuzluğu olmadığını, aksine belediye yönetimi tarafından sistematik olarak işletildiğini göstermektedir.

Kent A.Ş. çalışanlarının, yetkileri bulunmamasına rağmen belediyenin imar birimini yönlendirdiği ve hangi ruhsat başvurularının ilerletileceği ya da bekletileceğine ilişkin kararlar aldığı tespit edilmiştir. Bu durum, belediye iştiraklerinin yalnızca ihale ve alım süreçlerinde değil, aynı zamanda imar ve ruhsat gibi temel belediye hizmetlerinde dahi usulsüz çıkar mekanizmalarının parçası haline geldiğini göstermektedir. Vatandaşın en temel belediye hizmetlerine erişimi dahi rüşvet karşılığında sağlanır hale gelmiş, bu durum yerel yönetimlerin meşruiyetini temelden sarsmıştır. Üsküdar örneği, CHP’li belediyelerdeki siyasi mafyalaşma olgusunun belediye şirketleri üzerinden nasıl kurumsallaştığının çarpıcı bir özetidir.

Ataşehir ve Diğer İlçe Belediyelerinde Rüşvet Ağları

İstanbul’un Ataşehir ilçesinde CHP’li belediye yönetimine yönelik yürütülen soruşturma, milyon dolarlık rüşvet trafiğini gözler önüne sermiştir. Sabah gazetesinin 21 Nisan 2026 tarihli haberine göre, Ataşehir Belediyesi’nde iskan ruhsatı verme sürecinde müteahhitlerden rüşvet talep edildiği ve toplamda 3 milyon 926 bin dolar, 180 bin euro ve 150 bin pound tutarında ödeme yapıldığı iddia edilmiştir. Bu paraların elden teslim edildiği ve kayıt altına alındığı belirtilmiştir. Müteahhitlerin bu denli yüksek meblağlardaki ödemeleri, rüşvetin belediye hizmetlerine erişimin neredeyse standart bir bileşeni haline geldiğine işaret etmektedir.

Marmaris Belediyesi’ne yönelik operasyon da CHP’li belediyelerdeki rüşvet ağlarının Ege kıyılarına kadar uzandığını göstermektedir. Euronews’in haberine göre, Marmaris Belediyesi’ne rüşvet iddiasıyla düzenlenen operasyonda 3 kişi gözaltına alınmıştır. Sayıştay’ın 2024 yılı denetim raporunda ise Marmaris Belediyesi’nde toplam 36 usulsüzlük tespit edilmesi, bu belediyedeki sorunun münferit bir rüşvet vakasından ibaret olmadığını, aksine yapısal bir mali disiplinsizlikle iç içe geçtiğini ortaya koymaktadır.

CHP’li belediyelere yönelik operasyonların Anadolu kentlerine yayılan bir diğer önemli ayağı, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım hakkındaki soruşturmadır. Yalım’ın etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifade, yolsuzluk ağının boyutlarını ve CHP içindeki örgütsel bağlantılarını ortaya koymuştur. Yalım ifadesinde, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı sürecinde delegelerin çocuklarının CHP’li belediyelerde işe alınması karşılığında Özgür Özel’i desteklediklerini söylediklerini ve bu listeyi CHP yönetimine ilettiğini iddia etmiş; ayrıca Uşakspor’da 10 futbolcunun belediye kadrosunda çalışıyor gibi gösterildiğini ancak fiilen çalışmadıklarını açıklamıştır. Bu ifadeler, belediyelerdeki yolsuzluğun parti içi siyasetle nasıl iç içe geçtiğini göstermesi bakımından son derece öğreticidir.

Belediye başkanlarının tutuklanması sonrası AKP’ye geçiş süreçleri, CHP’li belediyelerdeki siyasi mafyalaşma olgusunun en tartışmalı boyutunu oluşturmaktadır. Samanyolu Haber’in 23 Nisan 2026 tarihli haberine göre, operasyonlar sonucu 4 belediyenin yönetimi AKP’ye geçmiş, 3 CHP’li belediyeye kayyım atanmıştır. Süreç içinde Özlem Çerçioğlu gibi isimler parti değiştirmiştir. Bu geçişler, yargı baskısının siyasi bir silah olarak kullanıldığına dair eleştirileri güçlendirmekte ve seçmen iradesinin cezaevi tehdidi altında nasıl gasp edildiğini göstermektedir.

Belediye Şirketleri ve Patronaj Ağları

CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk ve siyasi mafyalaşma olgusunun omurgasını, belediye iştirakleri oluşturmaktadır. Sayıştay’ın 2024 yılı denetim raporları, belediye iştiraklerindeki usulsüzlükleri tüm çıplaklığıyla belgelemiştir. Yeni Şafak’ın 16 Kasım 2025 tarihli haberine göre, Sayıştay Başkanlığı mahalli idarelere ve iştiraklerine ait 2024 yılı denetim raporlarını açıklamış, raporlarda belediye şirketleri üzerinden yürütülen ihalesiz alımlar, kayıt dışı istihdam politikaları ve kamu kaynaklarının siyasi amaçlarla kullanılması gibi çok sayıda usulsüzlük tespit edilmiştir.

Belediye iştiraklerinin en yaygın kullanım biçimi, kamu ihale mevzuatının dolanılmasıdır. Sayıştay raporlarına göre, birçok CHP’li belediyede mal ve hizmet alımları kısımlara bölünerek doğrudan temin yöntemiyle aynı tedarikçilerden gerçekleştirilmekte, böylece Kamu İhale Yasası’nın rekabet ve şeffaflık ilkeleri fiilen devre dışı bırakılmaktadır. Bu yöntem, belediye ihalelerinin belirli bir müteahhit grubuna verilmesini ve bu müteahhitlerin siyasi kampanyalara finansman sağlamasını mümkün kılmaktadır. Özellikle İstanbul, İzmir ve Ankara büyükşehir belediyelerinde tespit edilen bu uygulama, patronaj ağlarının kurumsallaşmasının temel mekanizmasıdır.

Belediye şirketleri aynı zamanda kayıt dışı istihdam politikalarının da merkezinde yer almaktadır. Bu şirketler üzerinden işe alınan personelin sosyal güvenlik primlerinin ödenmemesi, yıllık izinlerin kullandırılmaması ve mali tabloların gerçek durumu yansıtmaması, çalışan haklarının sistematik biçimde gasp edilmesine yol açmaktadır. Sinop Belediyesi örneğinde olduğu gibi, belediyede yapılan denetimlerde 102 banka hesabı ve 105 döviz hesabı dışında izlenen ancak muhasebeye işlenmeyen mevduat hesapları bulunduğu belirlenmiştir. Bu hesapların değerlemeye tabi tutulmadığı ve banka kayıtlarıyla uyumlu olmadığı tespit edilmiştir. Yapılan tahsilatların bazı veznelerde gerçeğe aykırı biçimde mahsuplaştırıldığı ve bunun belediyenin mali raporlarını yanıltıcı hale getirdiği vurgulanmıştır.

Patronaj ağlarının bir diğer önemli boyutu, belediye kadrolarının siyasi sadakat esasına göre şekillendirilmesidir. Özkan Yalım’ın ifadesinde belirttiği gibi, CHP kurultay delegeleri çocuklarının CHP’li belediyelerde işe alınması karşılığında oy kullanmıştır. Bu pratik, belediye istihdamının bir patronaj aracına dönüştüğünün somut kanıtıdır. Belediyede işe alımlarda liyakat yerine siyasi sadakat ve kişisel bağlantıların esas alınması, hem belediye hizmetlerinin kalitesini düşürmekte hem de kamu kaynaklarının siyasi amaçlarla kullanılması anlamına gelmektedir. Sayıştay raporlarına yansıyan “işçilerin itfaiyeci yapılması” gibi örnekler, bu patronaj sisteminin ne denli yaygın olduğunu göstermektedir.

Seçici Adalet ve Yargının Siyasallaşması Tartışması

CHP’li belediyelere yönelik operasyonların en yoğun tartışma yaratan boyutu, yargı süreçlerinin işleyişindeki asimetridir. CHP’li belediyelere yönelik operasyonların hızı ve kapsamı ile AKP’li belediyelere yönelik dosyaların akıbeti arasındaki fark, seçici adalet tartışmalarını alevlendirmiştir. 2024 yerel seçimlerinden bu yana CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar sistematik bir hal almış, Ekim 2024’ten itibaren onlarca soruşturma açılmıştır. Aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın da olduğu 24 belediye başkanı tutuklanırken, aynı dönemde AKP’li büyükşehir belediye başkanları hakkında tek bir soruşturma izni dahi verilmemiştir.

Bu asimetriye dair en çarpıcı örneklerden biri, Melih Gökçek dosyalarının akıbetidir. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın açıklamasına göre, Gökçek hakkında hazırlanan 100’e yakın yolsuzluk dosyası savcılığa teslim edilmiş, ancak Gökçek ifadeye dahi çağrılmamıştır. Buna karşın CHP’li belediye başkanları hakkında hızlı bir şekilde tutuklama kararları verilmiştir. Bu durum, yargının iktidar partisi lehine bir dokunulmazlık alanı yaratırken, muhalefete karşı bir baskı aracı olarak kullanıldığının en somut kanıtıdır.

Gazeteci Şamil Tayyar’ın yaptığı değerlendirme, AKP çevrelerinde dahi bu asimetrinin sorgulanmaya başladığını göstermektedir. Tayyar, belediyelerdeki yolsuzluk dosyalarının AK Partili ve MHP’li belediyeleri de kapsadığını ve birkaç belediye için operasyon ihtimalinin yüksek olduğunu belirtmiştir. Tayyar’ın aktardığı bir anekdot, rüşvetin belediyelerde nasıl kurumsallaştığını ortaya koymaktadır. Bir zincir market yöneticisi, ruhsat işlemleri için belediye tarafından sürekli maddi taleplerle karşılaşıldığını, operasyonlar başladıktan sonra ise “itirafçı olurum” tehdidiyle işlemlerini herhangi bir bedel ödemeden tamamlatabildiğini ifade etmiştir. Bu anekdot, rüşvetin ne denli yaygın olduğunu ve ancak operasyon korkusuyla durdurulabildiğini göstermektedir.

CHP yöneticileri, partilerine yönelik operasyonların siyasi olduğunu ve belediyelerindeki yolsuzluk iddialarının abartıldığını savunmaktadır. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Ya AKP’ye katılacaksın ya Silivri’ye atılacaksın” sözleri, bu operasyonların salt hukuki değil, siyasi bir mühendislik projesi olduğuna dair güçlü bir eleştiridir. Özel ayrıca, “AKP’li belediyelere soruşturma açıldığı halde hiçbirine kayyım atanmazken, CHP’li belediyelere sistematik olarak operasyon yapılmasının çifte standart olduğunu” ifade etmiştir. Bu değerlendirme, yargının bağımsızlığına ilişkin kaygıları derinleştirmektedir.

Sonuç:

CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk, rüşvet ve siyasi mafyalaşma olgusu, münferit vakaların ötesinde, belediye iştirakleri üzerinden kurumsallaşan yapısal bir soruna işaret etmektedir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki suç örgütü iddialarından İzmir İZBETON’daki 440 milyon liralık usulsüzlüğe, Üsküdar Belediyesi’ndeki paravan şirket üzerinden rüşvet tahsilatından Ataşehir’deki milyon dolarlık rüşvet trafiğine kadar uzanan geniş bir yelpazede, belediye kaynaklarının siyasi ve kişisel çıkarlar için kullanıldığı belgelenmiştir. Sayıştay raporları, belediye şirketlerindeki kayıt dışı istihdam, ihale usulsüzlükleri ve mali disiplinsizliğin boyutlarını tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.

Buna karşın, CHP’li belediyelere yönelik operasyonların seçici niteliği ve AKP’li belediyelere yönelik benzer dosyaların akıbeti arasındaki asimetri, yargı sürecinin siyasi bir araç olarak kullanıldığına dair güçlü bir kanaat oluşturmaktadır. 24 CHP’li belediye başkanının tutuklanmasına karşın Melih Gökçek gibi onlarca yolsuzluk dosyası bulunan AKP’li belediye başkanlarının ifadeye dahi çağrılmamış olması, seçici adalet tartışmalarının temelini oluşturmaktadır. Kalıcı bir çözüm, tüm belediyelerin parti kimliğine bakılmaksızın eşit denetime tabi tutulmasını, belediye şirketlerinin şeffaflığının artırılmasını ve yargının bağımsızlığının yeniden tesis edilmesini gerektirmektedir.

Kaynakça

A Haber. (2021, 15 Aralık). Usulsüzlük, kayırmacılık, borç batağı! İşte CHP’li İBB, ABB ve İzmir skandalları Sayıştay raporunda. https://www.ahaber.com.tr

Akşam. (2025, 7 Kasım). Bir belediyede daha usulsüzlük zinciri! Sayıştay raporu CHP’lileri ifşa etti. https://www.aksam.com.tr

BBC Türkçe. (2025, 31 Temmuz). CHP’li belediyelere yönelik soruşturmaların anatomisi. https://www.bbc.com/turkce

Euronews. (2026, 7 Nisan). CHP’li Üsküdar Belediyesi’ne rüşvet operasyonu: 20 kişi gözaltına alındı. https://tr.euronews.com

Haber7. (2026, 20 Nisan). Yolsuzlukta yeni detay! 440 milyon lirayı kayınvalidesine göndermiş! https://www.haber7.com

Hürriyet. (2026, 13 Nisan). İZBETON soruşturmasındaki dilekçe ortaya çıktı! https://www.hurriyet.com.tr

Sabah. (2026, 21 Nisan). CHP’li Ataşehir Belediyesi’nde milyon dolarlık rüşvet iddiası. https://www.sabah.com.tr

Samanyolu Haber. (2026, 23 Nisan). İşte 2 yılda CHP’li seçilmiş belediye başkanlarına yapılan operasyonlar. https://www.samanyoluhaber.com

T24. (2026, 1 Nisan). CHP’li belediyelere yönelik operasyonların çetelesi: 6’sı büyükşehir 26 belediye başkanı hakkında soruşturma, gözaltı, tutuklama ve yaptırım! https://t24.com.tr/politika

SEFA YÜRÜKEL

  Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış

 Diğer Yazıları


  • “Cumhuriyetin Valisi: Rozet Değil Karakter Taşıyan Devlet Adamı Üzerine Satirik Bir İnceleme”
    23-05-2025 | 20 : 51 05
  • Türkiye’de Siyasal Kriz ve Muhalefetin Stratejik Açmazı: CHP’ye Eleştirel Bir Yaklaşım
    23-05-2025 | 20 : 49 32
  • Nihat Genç olmak ya da olmamak: Türkiye’nin eşik noktasında bir kimlik meselesi
    12-06-2025 | 17 : 40 08
  • Ulus BAKER, bir dahi, yüce bir Türk filozof...
    17-05-2024 | 15 : 36 18
  • DÜNYA BEKTAŞİ DEVLETİ'Nİ KURARLARSA YANDI GÜLÜM KETEN HELVA
    23-09-2024 | 10 : 08 16
  • TÜRKİYE’DE HALK, ÇÖZÜM İÇİN KENDİ KENDİNİN DERMANI OLMALI VE DEVRİMCİLEŞMELİDİR
    03-01-2024 | 16 : 43 45
  • 29 EKİM VE 10 KASIM’DA ATATÜRK’Ü ANMAKLA ATATÜRKÇÜ OLUNMUYOR
    26-10-2024 | 16 : 10 49
  • MUHARREM AYI, MATEM VE MUHARREM ORUCUNUN ANADOLU ALEVİLİĞİNDEKİ YERİ
    26-06-2025 | 20 : 35 13
  • Kuva-yi Milliyeciler'in "İNGİLİZ KEMAL'i '' vefat etti.
    18-07-2024 | 21 : 48 51
  • KENDİLERİNE “ATATÜRKÇÜYÜM” DİYEN KORKAKLAR.
    03-01-2024 | 16 : 40 40
  • NE AKP NE CHP: TÜRK MİLLETİ ÜÇÜNCÜ VE MİLLİ BİR YOLA GİRMELİDİR!
    16-01-2024 | 16 : 25 46
  • Tercih Milletindir! İkinci bir yol yoktur! Yol bellidir!
    10-01-2024 | 20 : 39 38
Tüm Yazıları

 Köşe Yazarlarımız


  • Meryem Altunkaya
    BU ÜLKE GENÇLERİMİZİ SPORA YÖNLENDİRMEKTE GEÇ BİLE KALDI
  • Timuçin ÖZAT
    Devam etmekle kalmayacak, kötüleşecek!
  • Zeki BAŞTÜRK
    DOLU DOLU YAŞAMAK
  • Aydın Yaylacıklılar
    Değerli TURGÖN Üyeleri, hep birlikte nasıl daha fazla kazanabileceğimizden bahsetmek istiyorum.
  • Mustafa Uysal
    ANLATAMAZSIN VEFA'YI !
  • A.Baybars Göğez
    19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMIMIZ kutlu olsun.
  • Sefa YÜRÜKEL
    Bandırma Vapuru’ndan Altı Ok’a: Bir Milletin Küllerinden Doğuş Destanı
  • Uğur ÖZTÜRK
    19 Mayıs; sadece bir tören, bir resmi tatil ya da birkaç kutlama programı değildir.
  • Gürol ÖZTÜRK
    YAZMAK YA DA YAZAMAMAK İŞTE TAM BURASI
  • Fahri Eryılmaz
    ADIN KADIN
  • Erdoğan KUTLU
    SEMT-İ MÜDAFAA
  • Efsun İsmail DEMİREL
    MİLLETVEKİLİMİZ SAFFET BOZKURT’A AÇIK MEKTUP
  • Önder ÖNER
    Sağlığımızın Belası Hava Kirliliği

 Çok Okunan Köşe Yazıları


  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
  • Zeki BAŞTÜRK
    DOLU DOLU YAŞAMAK
  • Sefa YÜRÜKEL
    Bandırma Vapuru’ndan Altı Ok’a: Bir Milletin Küllerinden Doğuş Destanı
  • Zeki BAŞTÜRK
    60 YIL SONRA YÜREKLER AYNI COŞKUYLA ÇARPTI
  • Uğur ÖZTÜRK
    Türkiye’de Spor Alt Yapısının Temel Eksikleri
  • Uğur ÖZTÜRK
    19 Mayıs; sadece bir tören, bir resmi tatil ya da birkaç kutlama programı değildir.
  • Zeki BAŞTÜRK
    KUSURDA GÜZELLİĞİ GÖREBİLME SANATI
  • A.Baybars Göğez
    Kaç belediye AKP'ye geçti diye tartışılırken yapay zeka yardımıyla durum şöyle;
  • Uğur ÖZTÜRK
    Yapay Zekâ: İnsanın Hizmetkârı mı, Sessiz Efendisi mi?
  • Aydın Yaylacıklılar
    Değerli TURGÖN Üyeleri, hep birlikte nasıl daha fazla kazanabileceğimizden bahsetmek istiyorum.
  • Sefa YÜRÜKEL
    Türk Dilinin Tarihsel Sürekliliği ve Millî Kimlik İnşasındaki Kurucu Rolü
  • A.Baybars Göğez
    Öyleyse sağlıklı yaşlanmak gerek.
  • Uğur ÖZTÜRK
    Önemli olan Olimpiyatlara katılım sayısı mı, madalya sayısı mı?
Kdz.Ereğli ve Zonguldak Bölgesel Haberler

© kdzereyli.com

İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
  •   Bilim ve Teknoloji
  •   Eğitim
  •   Videolu Haber
  •   Arşiv
  •   Video Galeri
  •   Haber Ara
  •   Tüm Makaleler
  •   Foto Galeri
  •   Günün Haberleri
  •   Üyelik
  •   Youtube