Yavuzyılmaz uyardı: “Eşel Mobilde limit kalmadı, zam fırtınası için kanun teklifime destek verin!”
  Kandilli Tepesi'ne Yıkım Kararı, Ereğli Halkı'nın tepkisine yol açtı!
  Genç Astsubay Mert Necati Günay kalbine yenik düştü
  Yavuzyılmaz'dan KYK isyanı
  Sertan Ocakçı'nın ani ölümü sevenlerini yasa boğdu
  Yavuzyılmaz, " Her şey ortaya çıktı "
  Zonguldakspor’un mağduriyeti giderilirse federasyonun samimiyetini göreceğiz.
  CHP İl Başkanı Devrim Dural'ın listesi dikkat çekiyor
  Mücadelemiz kazandı
  Namus sadece kadınlara yüklenmez, namusu olmayan erkekleri de görmeniz gerek.
29 Nisan 2026 Çarşamba
Kdz.Ereğli ve Zonguldak Bölgesel Haberler
  •  
    •  » GEZİ, TUR VE SEYAHAT
    •  » EĞİTİM
    •  » VİDEO GALERİ
    •  » YAŞAM VE ÇEVRE
    •  » HABER ARA
    •  » BİLİM VE TEKNOLOJİ
    •  » TÜM MAKALELER
    •  » FOTO GALERİ
    •  » SAĞLIK
  • YAZARLARIMIZ
  • GÜNDEM
  • SEKTÖR
  • TÜM HABERLER
  • SİYASET
  • SPOR
  • DÜNYA
  • DUYURU, İLAN, ANMA VE KUTLAMA
  1. Gündem

Türklerde ve Cumhuriyet Dönemi'nde Türk kadını

Türklerde ve Cumhuriyet Dönemi'nde Türk kadını

Türk ülküsü üzerinde kadın erkek beraber çalışmak durumundayız Eski Türklerde kadın, ailede söz sahibi olduğu kadar siyasi ve ekonomik ilişkilerde devlet yönetiminde de söz sahibi olmuştur. Kadınlar kılıcını iyi kullanır, ata biner, güreşirler ve savaşa da katıldıklarını görmekteyiz

  • Whatsapp ta Paylaş

 Haber giriş tarihi : 09-03-2025 | 12 : 45 05
 Haber güncelleme tarihi : 09-03-2025 | 12 : 45 05

TÜRKLERDE VE CUMHURİYET DÖNEMİ'NDE TÜRK KADINI

Türkiye Cumhuriyeti, batı toplumlarının 200 yılda gerçekleştirdiği aydınlanma devrimlerini 15 yılda hayata geçiren bir mucizenin adı olmuş, aydınlanma ve modernleşme süreciyle diğer Müslüman ülkelere ve dünyaya örnek gösterilen bir ülke konumuna gelmiştir.

Konunun kapsam ve önemi nedeniyle özet olarak Türklerde kadın ve Cumhuriyet dönemi kadının değeri ve Kurtuluş devrimimizde kadın ile cephede savaşan kadına sosyal,siyasal haklarını özet olarak bu yazımda değerlendirme çalışacağım

A-İLK TÜRKLERDE KADIN :Türk tarihinde kadın, hatun veya hanım değerli ve yeri doldurulamazdır. Dünya tarih sayfalarını incelersek, kadına Türkler kadar değer veren ve yücelten ikinci bir milletin olmadığını çok açık biçimde görebiliriz. Aile bugün olduğu gibi eski Türklerde de önemli ve değerlidir. Türklerde ailenin temeli kadındır. Türk kadını ailesinde söz sahibi olmuş ve kocasına daima destek olmuştur. Bu milattan önce de böyle idi. Avrupa, Afrika ve Arabistan’daki kadınlar köle olarak satılırken, Türk kadını her zaman hür ve özgür olmuştur.

Eski Türklerde kadın, ailede söz sahibi olduğu kadar siyasi ve ekonomik ilişkilerde devlet yönetiminde de söz sahibi olmuştur. Kadınlar kılıcını iyi kullanır, ata biner, güreşirler ve savaşa da katıldıklarını görmekteyiz.

Bir Türk atasözü şöyle der: “Birinci zenginlik sağlık, ikinci zenginlik iyi kadındır”.

Türk erkekleri, bir kadınla evlendiklerinde ikinci bir kadın almazlardı. Hun Türkleri döneminden beri kadın erkek ayrımı yapılmaz ve Hunlarda, kadın erkeğin tamamlayıcısı olarak kabul edilir ve onsuz hiçbir şey yapılmazdı. Hatta öyle ki, Kağan’ın emirnamelerinde “Kağan buyruğu” ifadesi yalnız yer alır ve Kağanın hatununun adı kaydedilmezse o emirname geçerli sayılmazdı. Yabancı ülke elçileri kabulü sırasında hatunun da kağanın yanında olması mutlak kural olduğunu görmekteyiz.

Ziya Gökalp bu durumu şöyle ifade ediyor: “Eski ırkların hiçbiri kadınlara Türkler kadar hak vermemiş ve saygı göstermemiştir”

Tarihte ilk kadın Hükümdar iskit Saka Türklerinin Hükümdarı Tomris hatundur. Büyük Hun Devleti hakanı Mete, komutan; hatunu ise, diplomat rolünde idiler.Göktürk anıtlarında Bilge Kağanın “Tanrı, Türk milleti yok olmasın diye babam (İlteriş) Kağanla anam (İlbilge) Hatunu yüceltti” şeklindeki ifadesiyle Han buyruklarının başındaki “Han ve Hatun buyurur ki…” şeklindeki ifadeler, kadının toplum içinde önemli bir yeri ol¬duğunu gösterir.

Göktürk ve Uygurlarda da kağanın hanımı hatun, devlet işlerinde kocası ile birlikte söz sahibi olmuştur. Tıpkı Hunlarda olduğu gibi, emirnameler yalnız kağan adına değil, “Kağan ve Hatunun namına” şeklinde ibare ile birlikte imzalanırdı. Kadın, aile içinde de daima yüksek söz sahibi olmuştur.

Asya Türklerinde Göktürklerin tarihi ve yaşamlarıyla ilgili en önemi kaynak Orhun kitabeleridir. VII. Yüzyıldan itibaren Orhun kitabeleri de “Kağan ve Hatun buyurur” sözleriyle başlar.

Türk kadınlarına verilen değerle alakalı İslam öncesi döneme ait bir çok kaynak bulunmaktadır. Bunlardan birisi de İslam öncesi İtil (Volga) Bulgarlarını ziyaret eden İbni Fadlan’ın eseridir. Fadlan eserinde Türk toplumunda kadının yerinin şaşırtıcı olduğunu itiraf etmekte ve şaşkınlığını açıkça belirtmektedir.

Fadlan, hatunun hükümdarın yanında oturduğunu ve bunun Türk geleneklerinin bir parçası olduğunu ve Türk kadınının asla erkeklerden kaçmadığını belirtiyor. Türk Destanlarda kadının güç ve ilham kaynağı olduğu bildirilmektedir.

Türk kadını her zaman at üstünde, kılıç elinde ve savaş meydanında en önde Dede Korkut destanımıza baktığımızda “Bamsı Beyrek” hikayesinde yer alan Banu Çiçek, bunun en güzel örneklerinden birisidir Türkler kadını bereket sembolü, yerin ve göğün evladı olarak görmüştür. Katunun rızası ve imzası olmadan Kağanın yaptığı anlaşma bile geçerli sayılmıyordu.

Çin ile ilk anlaşmayı, Mete Han'ın hatunu yaparken; Avrupa Hun Türklerinde resmi görüşmeleri Attila'nın hatunu yapıyordu. Türk mitolojisinde ise kadın artık tanrısallaşmıştır. Hükümdarın eşi devlet işlerinde yardımcısı konumundaydı.

Yaradılış destanında Ak Ana, sudan yaratma fikrini Ülgen'e verirken, en meşhur figürlerden Umay Ana Orhun Yazıtlarında bile yer almış.
Nitekim yazıtlarda ''Umay gibi, annem hatunun şerefine küçük kardeşime Kül Tigin adı verildi. Babam İlteriş kağan, anam İlbilge hatunu Tengri yukarıdan idare ederek yükseltmiş.'' demektedir.

Yine Türk mitolojisinde Asena yol gösteri tanrıçayken, Ötügen ise toprak anaya verilen isimlerden biridir.Türklerde kadın bu kadar kutsal bir noktadayken, zaman içinde Türk kadını Anadolu’ nun sosyolojik yapısı içinde geri kalmışlığını yaşadığını görüyoruz.

Cinsiyet ayrımının hiçbir zaman yapılmadığı eski Türklerde kadın, hukuk bakımından erkekle eşitti (Ziya Gökalp, Türk Medeniyeti Tarihi, II, İstanbul 1974, s. 289).

Kız ile erkek arasında ayrım yapılmazdı. Türklerde kız çocuğu, evin başı,evin yakışığı idi. Eve gelen gelin, evi aydınlatan bir ateş olarak görülürdü (Bahaeddin Ögel, Türk Kültürünün Gelişme Çağları, Türk Dünyası Vakfı Yay., İstanbul 1988, s. 250, 254)

Ünlü İtalyan gezgini Marco Polo*, bir seyahatname klasiği olan ‘İl Millione’ adlı yapıtında, Türk kadınlarının 'ahlaki temizliğini' över ve onların “tüm dünyanın en temiz ve ahlaklı” kadınları olduğunu söyler...
14.Yüzyılın ünlü Arap gezgini İbn Batuda, ünlü 'Seyahatname' sinde, Orta Asya kadınından övgüyle söz ederken onların 'peçe, çarşaf diye birşey tanımadığını', 'erkeklerle birlikte dolaştıklarını*”, gerektiğinde 'komutan olacak kadar' iyi savaştıklarını söyler…]

Kaynak; METİN AYDOĞAN "Antik Çağdan Küresellleşmeye Yönetim Gelenekleri ve Türkler"

B-CUMHURİYET VE KURTULUŞ DÖNEMİ TÜR KADINI AÇISINDAN İNCELENDİĞİNDE TÜRK KADINI TARİHİ KÖKLERİNDEKİ
SAYGINLIĞA TEKRAR KAVUŞTURULMAK İSTENDİĞİNİ GÖRMEKTEYİZ
Yeni Kurtuluş hareketi ve Cumhuriyet dönemine geldiğimizde ,Mustafa Kemal Atatürk "Dünya yüzünde gördüğümüz herşey kadının eseridir" diyecek kadar kadının toplum ve medeniyet içindeki yerini takdir etmektedir.

“Kadınlarımız eğer milletin gerçek anası olmak istiyorlarsa, erkeklerimizden çok daha aydın ve faziletli olmaya çalışmalıdırlar.”

Türk kadınının günümüzdeki kazanımları, Atatürk ve devrim arkadaşlarının mücadelesi sonucu elde edilmiş birer “Cumhuriyet” kazanımıdır. Ancak Atatürk, “Dünyada hiçbir milletin kadını ‘Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar emek gösterdim’ diyemez” demiştir.

Kadın haklarını batılılaşmanın ve çağdaşlaşmanın bir unsuru olarak algılamıştır. Türk kadınına her zaman güvenmiş ve Türk kadınının toplumda hak ettiği yere gelebilmesi için öncü reformlara imza atmıştır. Hiçbir ülkede, hiçbir lider, kadın hakları için böylesine duyarlı olmamış ve böylesine savaşmamıştır.

Bu yazıda Mustafa Kemal Atatürk’ün kadın ve kadın eğitimine verdiği önem irdelenmiştir.

Atatürk, Türk kadını için: “Daha selametle ve daha dürüst olarak yürüyeceğimiz yol vardır. Bu yol Büyük Türk kadınını; çalışma hayatında birlikte olmak, hayatımızı onunla birlikte yürütmek, ilmi, ahlakî, toplumsal ve iktisadi hayatta erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve destekçisi yapmak yoludur” demiştir.
Türkiye'de kadın haklarının kazanılması, Osmanlı'nın son yıllarında başlasa da Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, halkın azmi ve cesaretiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla önemli bir dönüm noktası olduğunu görmekteyiz
1926 yılında kabul edilen Medeni Kanun, Türkiye'de kadın haklarının tarihsel gelişimini başka bir seviyeye taşıdı.

Atatürk, kadının erkekle birlikte öğrenim yapması, sosyal, kültürel ve ekonomik hayatta onlarla birlikte görev alması görüşünü benimsemiş ve savunmuştur. Atatürk Dönemi'nde Türk kadını aile kurma, eğitim yapma ve istediği mesleği seçme hak ve özgürlüğü gibi sosyal haklar kazanmıştır.

Türk ailesinin kuruluşunu yeniden düzenleyen Türk Medenî Kanunu'nun kabul edilmesiyle, toplumsal ve ekonomik hayatta kadın erkek eşitliği sağlanmıştı. Burada kadınların siyasî haklarından söz edilmemekteydi. Demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla yerleşebilmesi için, kadınlarımıza siyasî hakların verilmesi gerekiyordu. Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında görevini fazlasıyla yapmış olan Türk kadını, ülke yönetimine de katılmalıydı.

Medenî kanun ile kazanılan haklardan sonra Türk kadınına yönetimde görev alabilmesini sağlayan siyasî haklar 1930'dan itibaren verilmeye başlandı. Önce 1930'da kadınlara belediye seçimlerine katılma hakkı tanındı. Türk kadını, 1933'te muhtarlık seçimlerine katılma hakkına kavuştu. Türk kadını, 1934'te yapılan anayasa değişikliği ile Avrupa ülkelerinin birçoğundan önce, milletvekili seçme ve seçilme hakkını kazandı.

Atatürk bir konuşmasında; "Türk kadını dünyanın en aydın, en faziletli ve en ağır kadını olmalıdır." demiştir. Atatürk "Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah'ın emrettiği şey, erkek ve kadının beraber olarak ilim ve bilgiyi kazanmasıdır." sözü ile toplum hayatında kadının önemini belirtmiştir.
“Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan, biçim ve kılıkta başarıdan çok; ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır.”

1907 yılında, Bulgar Türkoloğu İvan Manolof’a Mustafa Kemal, kafasında tasarladığı Türkiye’yi şöyle anlatmıştır: “Bir gün gelecek, ben hayal zannettiğiniz bütün bu devrimleri başaracağım. Ait olduğum millet, bana inanacaktır. Düşündüklerim hiçbir demagoji ürünü değildir. Bu millet, gerçeği görünce arkasında tereddütsüz yürür. Dava uğrunda ölmesini bilir. Saltanat, yıkılmalıdır. Devlet yapısı, uygun bir unsura dayanmalıdır. Din ve devlet birbirinden ayrılmalı, doğu medeniyetinden benliğimizi sıyırarak batı medeniyetine aktarılmalıyız. Kadın ve erkek arasındaki farkları silerek yeni bir sosyal düzen kurmalıyız.

Batı medeniyetine girebilmemize engel olan yazıyı atarak, Latin kökünden bir alfabe seçmeli, kılık kıyafetimize kadar, her şeyimizde batılılara uymalıyız. Emin olunuz ki, bunların hepsi bir gün olacaktır.”
Karlsbad’a tedavi için giden Mustafa Kemal’in Türk kadını hakkındaki düşünce ve özlemleri, 6 Haziran 1918 tarihli günlüğünde şöyle yer almıştır: “Türk kadınının Batılı kadınlar gibi toplumda yerini alması lüzumludur. Kadınlar konusunda cesur olalım. Vesveseyi bırakalım. Onların beyinlerini ciddi bilim ve fenle süsleyelim. Şeref ve haysiyet sahibi olmalarına birinci derecede önem verelim.”

Kurtuluş Savaşı yeni bitmiş, Lozan Barış Antlaşması'nın henüz imzalanmadığı günlerdi. 17 Kasım 1922 günü, bu şartlar altında bile, Gazi, ‘Öğretmenler Birliği’nin toplantısını Ankara’da gerçekleştirir. Bu toplantıya sadece üç kadın öğretmen katılır ve ön sıraya otururlar. Toplantıda erkek öğretmenler, kadın öğretmenlerle aralarında birkaç sıra boş bırakmışlardır.

Ertesi gün, Meclis'teki bazı milletvekillerine Gazi şöyle çıkışır; “Fakat onları niçin ayrı sıralara oturttunuz? Siz kendinize mi güvenemiyorsunuz? Yoksa Türk kadınının faziletine mi? Bir daha öyle ayrılık görmeyeyim. Anlaşıldı mı?”
Bu çalışmalar, Atatürk’ün eğitime verdiği önemi gösterdiği gibi, kadınların eğitimini savaş içinde bile düşündüğünü ortaya koymaktadır.

Afet İnan, kadınların siyasi hakları konusunda çok önemli şu anıyı anlatmıştır: “4 Haziran 1933 tarihinde Gazi, Ruşen Eşref (Ünaydın), Falih Rıfkı (Atay), Saffet (Arıkan), Recep (Peker), Necip Ali (Küçüka), Fethi (Okyar), Tevfik Rüştü (Aras), Şükrü (Kaya), vb. gibi ileri gelen kişileri çevresinde toplamıştı.

Tartışma, Türkiye’de Mustafa Kemal’in savunduğu gerçek bir demokrasinin kurulması üzerinde yoğunlaştı. O akşam kadın ve erkeğin haklarının eşitliğine hiç kimse karşı çıkmadı. O zaman Gazi söz alarak şöyle dedi: ‘Cumhuriyet rejimi, demokratik hükümet sistemi ve biçimi demektir. Biz cumhuriyeti kurduk, cumhuriyet onuncu ulaştı, zamanı gelince demokrasinin tüm isteklerini yerine getirmeye çalışmalıyız. Bunlardan biri de kadınların haklarını tanımaktır.’”
Daha sonra 26 Ekim 1933 günü 2349 sayılı yasayla kadınlar, ‘Köy İhtiyar Heyetine ve Muhtarlığa Seçme ve Seçilme Hakkı’nı elde etmişlerdir.

Kadınlara verilen siyasal hakların en önemlisi olan ‘Milletvekili Seçme Hakkı’dır. 5 Aralık 1934 gün ve 2599 sayılı yasanın 10. maddesiyle, 22 yaşını bitiren kadın-erkek her Türk’e milletvekili seçme hakkı verilmiştir.
1935 yılında yapılan ilk genel seçimde de 18 kadın milletvekili Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmiştir.

Kadının seçme seçilme hakkını elde etmesi ve sosyal ve ekonomik hayata erkek ile eşit şekilde katılmasını amaç edinmiş bu kadın hareketi Mustafa Kemal Atatürk’ün aydınlanma devrimlerinin alt yapısını oluşturmuş ve kadın haklarının kabulü konusunda büyük destek sağlamıştır. Türk Kadınlar Birliği 1935 yılında Cumhuriyetin ilk Uluslararası Dünya Kadınlar Birliği toplantısına da ev sahipliği yapmıştır.

Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın sonunda ilk hedef aklın ve bilimin ışığında yürüyecek Cumhuriyet idaresinin ilanı olmuştur. Çünkü Büyük Önder, askeri zaferlerin sosyal, ekonomik ve hukuki devrimlerle taçlanmaması halinde uzun ömürlü olmayacağına inanmıştır.

Bu nedenle Cumhuriyetin ilanıyla başlayan Cumhuriyet Projesi aydınlanma, dönüşüm, çağdaşlaşma, sanayileşme ve hukuk devrimleriyle yoluna devam etmiştir. Mustafa Kemal ATATÜRK, iktisadi, hukuki, toplumsal, kültürel ve siyasal hayattaki ilerlemelerle “on yılda her yaştan on beş milyon genç yaratma“ idealiyle karanlığın üstüne bir güneş gibi doğmuştur. Avrupa’nın yüzyıllar süren kadın hakları mücadelesi, Türkiye’de Cumhuriyetle birlikte yaşam alanı bularak gündeme gelmiş ve gerçekleştirilen hukuki düzenlemelerle özellikle kadının yeri yeniden şekillenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti, batı toplumlarının 200 yılda gerçekleştirdiği aydınlanma devrimlerini 10 yılda hayata geçiren bir mucizenin adı olmuş, aydınlanma ve modernleşme süreciyle diğer Müslüman ülkelere ve dünyaya örnek gösterilen bir ülke konumuna gelmiştir. Atatürk Devrimlerinin laik niteliği ise Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş devletler topluluğu içinde saygın bir yere sahip olmasını sağlamıştır.

İngiliz tarihçi Arnold J. Toynbee Türk inkılabının ve önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün büyüklüğünü ve önemini bakın nasıl anlatıyor: “Bir an için tahayyül ediniz ki Batı dünyasında Rönesans, Reformasyon, 17. yüzyıl sonundaki bilim ve düşünce ihtilali, Fransız inkılabı ve sanayi inkılabı, bir insan ömrünün içine sığdırılmıştır.” (Le Monde et I’Occident. Tarduit de I’anglais par Primrose du Bos Bruges, 1957, s.36-
Atatürk'ün “Türk çocuğu, atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” sözünü hiç unutmadan onun düşüncelerini anlamak, muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma hedefi doğrultusunda ilerlemek; karşımıza çıkacak tüm güçlükleri birlik, beraberlik içinde yenerek ve yılmadan çalışarak Türk ülküsü üzerinde kadın erkek beraber çalışmak durumundayız
Atalarımızın Aziz Hatıralarına Saygılarımla

Müşavir Av.Emine Aygören H.

Oğuz Boyları Yörük Türkmen ve Çepni Federasyonu Danışma ve Onur Kurulu Üyesi


Haber : 

ETİKETLER : Yazdır

  • Türk ülküsü
  • 8 Mart dünya emekçi kadınlar günü
  Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.

 Yorumlar ( 0 )

Henüz bir yorum yapılmamış

 Dünyadan


  • Dünyaca Ünlü Yazar Manafa Diyalog ve Barış Ödülü
    Dünyaca Ünlü Yazar Manaf’a Diyalog ve Barış Ödülü
  • Manaf’a Dayanışma ve Barış Ödülü
  • “Özgürlük ve Barış Ödülü” Akif Manaf’ın
  • Manaf’a “Türk Dünyası Barış Ödülü” Verildi
  • Küresel Bilinç ve Barış Ödülü...
  • Sosyal Adalet ve Barış Ödülü Manaf’ın
  • “Barış Sanatı Ödülü”
  • Barış aktivisti Manaf'a “Barış ve İnsan Hakları Ödülü”
  • Başbakan Üstel: Terk edilmiş Güzelyurt Hastanesini bitirmeye kararlıyız
  • New York'un ilk Müslüman Belediye Başkanı Mamdani, Kur'ana el basarak yemin etti
  • Cumhurbaşkanı Erhürman Özgür Özel'i kabul etti
  • Denktaş'a yıllardır süren vefasızlığa Erhürman son verdi

 Çok Okunanlar


  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
  • Bozkurt, çalışmalarına aralıksız devam ediyor.
    Bozkurt, çalışmalarına aralıksız devam ediyor.
  • Mustafa Kemal Derneği, muhteşem bir geceye imza attı
    Mustafa Kemal Derneği, muhteşem bir geceye imza attı  
  • Eski Galatasaraylı voleybol oyuncusu Güngör Demirtaş hayatını kaybetti.
    Eski Galatasaraylı voleybol oyuncusu Güngör Demirtaş hayatını kaybetti.
  • Kdz. Ereğli TSO Başkan Adayı Yüksel BALCInın basın açıklaması
    Kdz. Ereğli TSO Başkan Adayı Yüksel BALCI'nın basın ..
  • 23 Nisan 1920de meclisi dualarla açtıktan sonra kürsüye çıktı ve dedi ki:
    23 Nisan 1920'de meclisi dualarla açtıktan sonra kürsüye ..
  • 14 yaşındaki Çağlanın menenjit nedeniyle ölümü Meclis gündeminde
    14 yaşındaki Çağla’nın menenjit nedeniyle ölümü Meclis gündeminde!
  • Başkan Mahmut Şengül,  bugün yaşadığımız derin yoksulluk kader değil tercihtir.
    Başkan Mahmut Şengül, '' bugün yaşadığımız derin yoksulluk ..
  • Osmanlı Çileği her toprakta yetişmez; O, Ereğlinin kestane toprağına aşıktır.
    Osmanlı Çileği her toprakta yetişmez; O, Ereğli'nin kestane ..  
  • Ön Türk Akademisi Çalıştayı gerçekleştirildi.
    Ön Türk Akademisi Çalıştay'ı gerçekleştirildi.  
  • Yüksel Balcı TSO başkanlık adaylığını basın açıklaması ile duyurdu
    Yüksel Balcı TSO başkanlık adaylığını basın açıklaması ile ..
  • Keskin Kılıçın vefatının 36.yıldönümü anma gününde duygularını dile getirdiği mesaj yayınladı
    Keskin Kılıç'ın vefat'ının 36.yıldönümü anma gününde duygularını dile ..

 Editörden


  • Bozkurt, çalışmalarına aralıksız devam ediyor.
    Bozkurt, çalışmalarına aralıksız devam ediyor.
  • Yavuzyılmaz sordu, Rüzgarlımeşe İlköğretim Okulu'nun akıbeti belli oldu
  • Eski Galatasaraylı voleybol oyuncusu Güngör Demirtaş hayatını kaybetti.
  • Mustafa Kemal Derneği, muhteşem bir geceye imza attı
  • Başkan Yiğitcan Yıldırım, '' Çocukların mutluluğu en büyük önceliğimiz ''
  • Başkan Kara, '' Başarılı gençleri gördükçe geleceğe dair umutlarımız bir kez daha güçleniyor ''
  • 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı gökyüzüne saldıkları siyah balonlarla kutladılar
  • Kdz. Ereğli TSO Başkan Adayı Yüksel BALCI'nın basın açıklaması
  • 23 Nisan 1920'de meclisi dualarla açtıktan sonra kürsüye çıktı ve dedi ki:

 Son Haberler


  • Bozkurt, çalışmalarına aralıksız devam ediyor.
    Bozkurt, çalışmalarına aralıksız devam ediyor.
  • Yavuzyılmaz sordu, Rüzgarlımeşe İlköğretim Okulu'nun akıbeti belli oldu
    Yavuzyılmaz sordu, Rüzgarlımeşe İlköğretim Okulunun akıbeti belli oldu
  • Eski Galatasaraylı voleybol oyuncusu Güngör Demirtaş hayatını kaybetti.
    Eski Galatasaraylı voleybol oyuncusu Güngör Demirtaş hayatını kaybetti.
  • Dünyaca Ünlü Yazar Manaf’a Diyalog ve Barış Ödülü
    Dünyaca Ünlü Yazar Manafa Diyalog ve Barış Ödülü

 Köşe Yazarlarımız


  • Meryem Altunkaya
    BU ÜLKE GENÇLERİMİZİ SPORA YÖNLENDİRMEKTE GEÇ BİLE KALDI
  • Timuçin ÖZAT
    Devam etmekle kalmayacak, kötüleşecek!
  • Zeki BAŞTÜRK
    ULUDAĞ GEZEĞİ: GELENEĞİN EZGİLERE YANSIMASI
  • Aydın Yaylacıklılar
    KURUMSAL OPERASYONEL ÖZELLİKLER
  • Mustafa Uysal
    ANLATAMAZSIN VEFA'YI !
  • A.Baybars Göğez
    "İKLİM FELAKETİ: TEHLİKENİN FARKINDA MIYIZ?"
  • Sefa YÜRÜKEL
    23 Nisan, takvim yapraklarında yalnızca bir “resmî tatil” günü değildir.
  • Uğur ÖZTÜRK
    Önemli olan Olimpiyatlara katılım sayısı mı, madalya sayısı mı?
  • Gürol ÖZTÜRK
    YAZMAK YA DA YAZAMAMAK İŞTE TAM BURASI
  • Fahri Eryılmaz
    ADIN KADIN
  • Erdoğan KUTLU
    SEMT-İ MÜDAFAA
  • Efsun İsmail DEMİREL
    MİLLETVEKİLİMİZ SAFFET BOZKURT’A AÇIK MEKTUP
  • Önder ÖNER
    Sağlığımızın Belası Hava Kirliliği

 Haber Yorumları


  • Aysun
    Olayın peşini bırakmayın vekilim
  • Şule
    Trabzon dışında Zonguldak ya da Ereğli de yeriniz var mı? Trabzon bize çok uzan ancak akrabalar var orada
  • Ahmet Uzun
    Yiğitcan kardeşime başarılar diliyorum yolun açık olsun
  • sema islim
    Barışa adanmış bir ömür... Gönülden tebrik ederim.
  • sema islim
    Barışa adanmış bir ömür... Gönülden tebrik ederim.
  • sema islim
    Barışa adanmış bir ömür... Gönülden tebrik ederim.
  • sema islim
    Barışa adanmış bir ömür... Gönülden tebrik ederim.
  • EMİN SEMİH OZKOK
    Umuyor ve diliyorum ki, karat OY BİRLİĞİ ile alınmış olsun. Bu aynı zamanda AHDE VEFA tescili olur.
  • sema islim
    Barışa adanmış ömre bir ödül daha..
  • Cengiz çeliktaş
    Çok doğru bir karardır maalesef benim gibi birçokmadur bu ilacı aç kalıpta yaşamak için mecbur kaldığı için alıyor onlardan biride benim... DEVAMI
  • ANA SAYFA
  • Künye
  • İLETİŞİM
    • » İletişim Bilgileri
  • Bize Ulaşın
  • GALERİ
    • » Foto Galeri
    • » Video Galeri
  • duyurular
Kdz.Ereğli ve Zonguldak Bölgesel Haberler

© kdzereyli.com

İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
  •   Bilim ve Teknoloji
  •   Eğitim
  •   Videolu Haber
  •   Arşiv
  •   Video Galeri
  •   Haber Ara
  •   Tüm Makaleler
  •   Foto Galeri
  •   Günün Haberleri
  •   Üyelik
  •   Youtube