Yavuzyılmaz uyardı: “Eşel Mobilde limit kalmadı, zam fırtınası için kanun teklifime destek verin!”
  Kandilli Tepesi'ne Yıkım Kararı, Ereğli Halkı'nın tepkisine yol açtı!
  Genç Astsubay Mert Necati Günay kalbine yenik düştü
  Yavuzyılmaz'dan KYK isyanı
  Sertan Ocakçı'nın ani ölümü sevenlerini yasa boğdu
  Yavuzyılmaz, " Her şey ortaya çıktı "
  Zonguldakspor’un mağduriyeti giderilirse federasyonun samimiyetini göreceğiz.
  CHP İl Başkanı Devrim Dural'ın listesi dikkat çekiyor
  Mücadelemiz kazandı
  Namus sadece kadınlara yüklenmez, namusu olmayan erkekleri de görmeniz gerek.
20 Nisan 2026 Pazartesi
Kdz.Ereğli ve Zonguldak Bölgesel Haberler
  •  
    •  » GEZİ, TUR VE SEYAHAT
    •  » EĞİTİM
    •  » VİDEO GALERİ
    •  » YAŞAM VE ÇEVRE
    •  » HABER ARA
    •  » BİLİM VE TEKNOLOJİ
    •  » TÜM MAKALELER
    •  » FOTO GALERİ
    •  » SAĞLIK
  • YAZARLARIMIZ
  • GÜNDEM
  • SEKTÖR
  • TÜM HABERLER
  • SİYASET
  • SPOR
  • DÜNYA
  • DUYURU, İLAN, ANMA VE KUTLAMA
  1. Gündem

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'ndan 'erken seçim' açıklaması

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'ndan 'erken seçim' açıklaması

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu TBMM Grup toplantısında Afyonkarahisar, İstanbul, Tekirdağ, Giresun ve Zonguldak teşkilatlarıyla bir araya geldi.

  • Whatsapp ta Paylaş

 Haber giriş tarihi : 08-04-2026 | 20 : 23 48
 Haber güncelleme tarihi : 08-04-2026 | 20 : 23 48

 
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu TBMM Grup toplantısında  Afyonkarahisar, İstanbul, Tekirdağ, Giresun ve Zonguldak teşkilatlarıyla bir araya geldi.
Genel Başkan Dervişoğlu'nun TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşma metni:
 
 
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'ndan 'erken seçim' açıklaması: ''Türkiye yönetilmediği için zaman kaybetmeden bir seçime ihtiyaç duyulduğu kanaatini taşıyorum. Hiç kimse süreçte yaşananları sulandıracak adımları atmasın milleti de farklı tartışmaların içine çekmesin.''

'' Aziz milletim,
Değerli milletvekilleri,
Kıymetli dava arkadaşlarım,

Sözlerime başlarken

İstanbul Şişli’de

İsrail Konsolosluğu önünde gerçekleşen

Terör saldırısında yaralanan iki polisimize

Geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Muhtemel bir istihbarat operasyonu olan bu menfur hadisenin,

Tekrarlanmaması adına, yetkililerin gerekli önlemleri alacağını umuyorum.

Yaralanan polislerimize şifa dilerken,

Tüm emniyet teşkilatımızın 10 Nisan Polis Haftası’nı şimdiden kutluyorum.

Bu suretle, emniyet teşkilatımızın sıkıntılarını hatırlatmayı da görev biliyorum.

Aylardır milletvekillerimizle, partililerimizle her platformda dile getiriyoruz:

Polis intiharları artık alelade bir hadise gibi gündemden kayıp gidiyor.

Bu konuda önlem almayan, yeterli tetkikler yürütmeyen iktidar makamları

Bu hadiselerden sorumludur.

İkincisi ise polislerimizin iaşe, kumanya sitemleri devam etmektedir.

Özlük haklarında beklenen iyileştirmeler yapılmamıştır.

Maaşlar yerlerde sürünmektedir. Sicil sorunu da yıllardır çözülmemiştir.

Polisimiz, sadece başınız dara düştüğünde aklınıza geliyor.

Onları düşünmeden vatandaşla aranıza koymayı biliyorsunuz.

Karda, kışta, yağmurda, sıcakta saatlerce nöbete koşmayı biliyorsunuz.

Madem öyledir, kahraman polislerimizin hak ettiklerini verin.

Siz bunu umursamaz ve vermezseniz,

İYİ Parti iktidarında polisin hakkını ve hukukunu savunacak, beklentilerini karşılayacağız!

Herkes kendi gündemini konuşuyor.

Vatandaşın gerçek gündemi ise gölgeleniyor.

İktidarın başka, ana muhalefetin başka hesabı var.
Ekranların başka, kulislerin başka hesabı var…

Milletin hesabı ise bambaşka!

Herkes kendince haklılıktan,

Kendi meşrebince doğrudan dem vuruyor.

Ama millet aşını konuşuyor.
İşini konuşuyor.
Faturasını konuşuyor.
Çocuğunun geleceğini,
Güvenliği, adaleti konuşuyor.

Bir yanda,

Her birimize ait ormanlarımız, meralarımız, akarsularımıza göz dikiliyor.

Bir maden ruhsatı salgınıdır ki;

Doğudan batıya, kuzeyden güneye dört koldan yayılıyor.

5-10 yıllık kârlar uğruna,

500, belki 1000 yıllık varlıklarımız yok oluyor.

Milletin kanına girmiş, vatan toprağına göz dikmiş terörist,

Elini kolunu sallayarak geziyor,

Vatanını, toprağı, evini savunan evlatlarımız,

Esra Işık evladımız da hapse atılıyor, cezalandırılıyor.

Adalet, vicdan, hak… Hangi birinin yokluğuna yanalım?

Vicdanı yanmayanları hangi sıfatla analım?

Ve tüm bunlar, dünyada ve Türkiye’de

İklim ve gıda krizleri yaşanırken,

Anadolu evlatlarını doyuramaz hale getirilmişken vukuu buluyor.

Bugün yanı başımızda bir enerji savaşı yaşanıyor.

Biz ise su toplama havzalarımızın üzerine bina dikiyoruz.

Yaz gelince de yağmur duasına çıkıyor,

“Allah niçin yağmur nasip etmedi”,

“Ormanlarımız yine yandı” diye dövünüyoruz.

Memleketimin dört bir yanı maden sahasına çevrilmiş.

Vatandaş doğasını, derelerini, dağını, taşını korumanın derdine düşmüş, meydanlarda hakkını savunuyor.

Düşünebiliyor musunuz,

Ordu’nun yüzde 75’i, Giresun’un yüzde 85’i maden sahası…

Vatandaş direnmesin de ne yapsın?

Bu vesileyle, hemşehrilerimin haklı mücadelelerinde yanlarında olduğumuzun bilinmesini istiyor, toprağın altı kadar, üstünün de kıymetli olduğunu hatırlatıyorum.

Ordu’ya, Giresun’a, Fatsa’ya, tüm Karadeniz’e buradan selam olsun.

Türkiye,

Hiç değişmeyen birkaç sermaye grubunun taşeronluğunda,

Yabancı fonların, kısa vadeli kârların adası yapılmış.

İktidarın Türk milletine sunduğu ufka bakın!

“Türkiye, çok uluslu şirketlerin bölgesel yönetim merkezi olacakmış!”

Geçtiğimiz günlerde Erdoğan’ın bizzat ağırladığı Blackrock CEO’su da

Bu taşeronluk piyasasının en önemli aktörüdür.

Haliyle

Siyaset ne milletin derdine çare bulabiliyor

Ne de o çareleri bulacak zemine yöneliyor.

Kriz normalimiz olmuş.

Yoksulluğu görenek zannediyoruz.

Oysa her şeyi değiştirmek bizim elimizdedir.

Ancak değiştirmek için konuşmak,

Konuşmak için dinlemek lazımdır.

İYİ Parti olarak biz, bunu yapıyoruz.

Buradan tüm arkadaşlarıma çağrımdır:

Nerede bir yaprak koparılır,

Nerede bir avuç toprağa göz dikilir,

Nerede suyumuza kem göz değerse,

Orada olacağız, vatanımızın sathını oradan savunacağız.

İYİ Partililer için, insanını ve toprağını sevmek,

Onun varlık ve dirliğini muhafaza etmek en âli vazifedir.

Bu görevin gereğini her an, her daim yerine getireceğiz!

Bu konuda TBMM’de mücadelelerini eksik etmeyen,

Milletvekillerimize şükranlarını sunuyorum.

Bu görevlerini layıkıyla yerine getiriyorlar ve getirmeye de devam edecekler.

Çünkü kayıtsızlık da sessizlik de,

Sürüleşmek demektir.

Türk milletini kullaştırmak,

Onun vatanını sömürmek

Hiç kimsenin harcı değildir.

Bu vatan müstevlilerce tarumar edilemez,

Edilemeyecektir.

Her daim hür kalacağız!

Değerli arkadaşlar,

Sürekli vurguladığımız,

Dikkat çektiğimiz, döne döne anlattığımız

Uygulamaya konan senaryo

Maalesef adım adım gerçekleşiyor.

İran’daki savaş uzadı.

Trump, İran’a yine süre verdi.

Dün gece açıklanan ateşkese rağmen, halen bu belirsizlik büyüyerek devam ediyor.

Üstelik, artık biliyoruz ki;

Mesele, yalnızca iki devlet arasındaki askeri bir çatışma değildir.

Bu savaşın, İran’ın iç yapısını sarsan,

Onu çözülmeye ve dağılmaya iten sonuçlar üretme ihtimali vardır.

Biz en başından beri buna dikkat çektik.

Dedik ki,
İran’daki kriz, bir iç savaşa dönüşebilir.
Ve böyle bir iç savaş, İran’da sadece rejim değişikliği yaratmaz;

İran’ı dağıtabilir.

Türkiye için asıl tehlike de burada başlamaktadır.

Böylesi bir çözülme, yanı başımızda bir güç boşluğu doğurur.
Ve o boşluğu kimin, hangi silahla,

Hangi dış destekle doldurabileceği sorusu,

Türkiye açısından afaki bir soru değildir.

Daha açık konuşalım:

Arkalarında ABD ve İsrail’in siyasi desteği bulunan,

Son sistem silahlarla donatılmış, paraya ve lojistiğe erişmiş

BÖLÜCÜ yapılanmanın doğuracağı sonuçları görmek zorundayız.

Biz bunu haftalardır söylüyoruz.
Ve bugün, bizzat ABD Başkanı Donald Trump’ın sözleri,

İranlı muhaliflere Kürt gruplar üzerinden silah gönderildiğini ortaya koymuştur.

Demek ki tehlike, hayal değil, abartı değil, gerçektir.
Türkiye’nin kapısına dayanabilecek yeni bir jeopolitik kırılmadan söz ediyoruz.

Böyle bir tabloda, gafletin bedeli ağır olur.
Böyle bir tabloda, ezberle siyaset yapılamaz.
Böyle bir tabloda,

İyi niyet temennileriyle güvenlik tesis edilemez.

O yüzden ilk çağrımız nettir:

Öcalan denen cani üzerinden yürütülen tezgâha derhal son verilmelidir!

Bugün bu hattı sürdürmek, siyasi saflığın ötesinde stratejik bir körlüktür.

Türkiye bu sapkın düşünceden, bu cerahatten kurtulmalıdır.

Suriye’de 15 sene boyunca olan bitenden ders alınmamış mıdır?

Suriye’de sahayı İmralı meczubunun sözüm ona telkinleri değil, güç belirlemiştir.
Suriye’de denklem sembollerle değil,

Örgütlü güçler ve onların arkasındaki dış destekle kurulmuştur.

Şimdi, Amerika ve İsrail ile temas kurmuş, paraya ve silaha kavuşmuş İranlı bölücü grupların Öcalan denen caniyi dinleyeceğini düşünmek, ihanet değilse bile ağır bir zihinsel yetersizliktir.

Türkiye’nin bu konuda kaybedecek vakti yoktur.

Türk ulusal kimliğini zayıflatacak, etnik hezeyanları kışkırtacak,

Devleti gevşetecek her türlü yaklaşımdan vazgeçilmelidir.
Güvenlik, sloganla değil, net akıl, açık ilke ve sağlam devlet iradesiyle sağlanır.

Ama burada ikinci çağrımız da en az birincisi kadar önemlidir.

Milli birlik, yalnızca dış tehdidi işaret ederek kurulmaz.
Milli birlik, içeride adaleti tesis ederek kurulur.

Üstünlerin hukukuyla milli birlik olmaz.
Keyfî uygulamalarla milli birlik olmaz.
Bir vatandaşa başka, ötekine başka hukuk uygulayarak milli birlik olmaz.

Eğer bu ülke, dışarıdan gelen fırtınalara karşı sağlam duracaksa,

Bu, içeride hukukun üstünlüğüyle,

Yani Cumhuriyet mefhumuyla mümkündür.

O mefhumun tarifiyse bellidir:

“Cumhuriyet, iktidar gücünü sınırlamak demektir.

Her kim ki sınırsız iktidar vaat ediyorsa,

Cumhuriyete düşmandır”

Ve bu düşmanlık da bizzat ayrımcılığı körüklemektir.

Siyasi görüşünden ve kimliğinden bağımsız bütün vatandaşlar

Kanuni güvence altında olduğunu hissetmek zorundadır.
Yargıdaki keyfîlik, sona ermek zorundadır.
Ve hepsinden önemlisi, bu ülkenin ortak aklı,

Yeniden parlamentoda işlemek zorundadır.

Meclis, bir tören alanı yahut

Bir takım kirli ve uzun erimli ajandaların

Meşrulaştırılma sahası değildir.

Kapalı kapılar ardında, dar çevre hesaplarıyla,

Milletin gözü önüne çıkmadan devlet yönetemezsiniz.
Devleti güçlendirmek istiyorsanız, önce meşruiyetini güçlendireceksiniz.

Bu da meclis ve meclisi vücuda getiren serbest seçimlerle mümkündür.

Birinde sorun varsa diğerinde de sorun olması kaçınılmazdır.

Son günlerde konuşulan ve birtakım ayrıntıları ortaya çıkan bir başka mesele de

Ülkemizde kurulacak çok uluslu NATO kuvvetidir.

NATO üyesi olarak, ülkemizin önerisi ve onayı olmadan

Bu kararın alınmasının mümkün olmadığını biliyoruz.

Ancak buna rağmen, bahsi geçen çok uluslu ordunun idaresi

Ve karakteri ile ilgili kamuoyunda beliren soru işaretlerini de görmezden gelemeyiz.

Bunun için, İYİ Parti olarak bizim önceliğimiz,

Bahsi geçen ordunun komutasının bir Türk subayında olması

Ve komuta kademesinin de ağırlıklı olarak Türk subaylarından oluşmasıdır.

Bununla birlikte,

Bu orduya tahsis edilecek askerlerimizin

Ordunun çoğunluğunu oluşturmasına da dikkat edilmelidir.

Harekât anında gelecek takviye birliklerinin de

Ordudaki Türk ağırlığını bozmaması gerekmektedir.

Bu ordunun çok uluslu olması

Tamamen kozmopolit bir yapı içinde olmasını gerektirmez.

Kısaca,

NATO’nun güney kanadının güvenliğinden sorumlu olacak olan bu kuvvete

Karakterini veren Türk Silahlı Kuvvetleri olmalıdır.

Türkiye’nin başka alternatifi yoktur.

Aziz milletim,

Dışarıdaki savaş içeride yalnızca güvenlik baskısı üretmiyor.
Ekonomiyi daha kırılgan hale getiriyor.
Enerji, enflasyon baskısı üretiyor.

Petrol fiyatları nakliyeyi çıkmaza itiyor.
Ve bütün bu yük, dönüp dolaşıp vatandaşın sofrasına biniyor.

Birçok ülke şimdiden tedbir paketleri açıklıyor.
Enerji tüketimini sınırlandırmanın yollarını arıyor.
Şokları yönetmeye çalışıyor.

Peki Türkiye’de ne yapılıyor?

Yine seyrediliyor.
Yine gecikiliyor.
Yine sorun büyüsün de sonra bakalım deniliyor.

Yani iktidar ata biniyor, “ya nasip!” diyor.

Anlayacağınız, yürütmeden sorumlu bir kabine yok,

Her biri birer Polyanna kesilmiş, rol yapıyorlar.

Buradan iktidara bir kez daha çağrı yapıyorum!

Derhal bir enerji tasarruf planı oluşturulmalıdır.
Petrol ve doğalgaz hatlarının güvenliği artırılmalıdır.
Nakliye şirketleri için vergi indirimleri devreye alınmalıdır.
Mazot fiyatlarını dengeleyecek adımlar gecikmeden atılmalıdır.

Meselenin ciddiyeti iktidarca halen kavranamamıştır.

Yine bir kriz-fırsat sarkacının zihinlere hâkim olduğu görülmektedir.

Enerji maliyeti yalnızca sanayiciyi vurmaz.
Tarlayı vurur.
Nakliyeyi vurur.
Pazarı vurur.
Sofrayı vurur.
Aileyi vurur.

Yani muhafaza etmemiz gereken her kuruma ve değere

Sürekli tehditler artmaktadır.

Rakamlarla yalan söyleyebilirsiniz,

Kurumları da bu suça ve günaha ortak edebilirsiniz.

Ama hayat yalan söylemez.

Kaynamaya tencere yalan söylemez.
Ödenemeyen fatura yalan söylemez.
Doldurulamayan pazar filesi yalan söylemez.
Aslına bakarsanız devlet yalan söyleyemez!

Mart enflasyonu düşük gelmiş.

Kime göre?
Neye göre?

Kâğıt üstünde büyük oyun kuruluyor.
Hesap yöntemi değişiyor.
Gerçekler budanıyor.
Elektriğin ve doğalgazın enflasyon sepetindeki ağırlığı düşürülüyor.

Ardından elektriğe zam geliyor,
Doğalgaza zam geliyor.
Vatandaşın faturası kabarıyor.
Sanayi nefessiz kalıyor.
Ama hesapta, sanki bunların hiçbiri olmamış gibi davranılıyor.

Zammın adı var ama hesapta yeri yok.

Bu, halkla alay etmektir.
Bu, millete reva görülen bir zulümdür.
Bu, istatistik cambazlığıyla milletin cebinden para çalmaktır.

Haftalardır söylüyoruz:

Tarımda kullanılan mazotun vergisini sıfırlayın.
Taşımacılıktaki yakıt yükünü azaltın.
Üreticiyi ayakta tutun.

Milletvekillerimiz, Başkanlık Divanımız, Genel İdare Kurulumuz pazarlarda gerçeği görüyor.

Sadece bu kürsülerden değil; meydanlardan, sokaklardan, pazarlardan hükümeti uyarıyoruz.

Ama iktidar, milletin cebinden çekilmeyi değil, milletin sofrasına çökmeyi tercih ediyor.

Hesabını sormamız gereken şey budur!

Bugün, çalışan insan daha maaşını aldığı gün yoksullaşıyor.
Emekli, bırakınız ikinci baharını yaşamayı, ay sonunu çıkaramıyor.
Esnaf kepenkle, sanayici maliyetle, çiftçi girdi fiyatlarıyla boğuşuyor.

Hükümet hangi gündemi getirirse getirsin, ben milletin hakikatini konuşuyorum.

Milletin hakikati budur.

Bu millet, bu iktidar tarafından kulluğa mahkum edilmiştir.

Ama bu millet, bu zillete katlanmayacaktır.

Ama siyaset neyi konuşuyor?

Bir yanda iktidar, koltuğunu korumanın hesabını yapıyor.
Bir yanda ana muhalefet, içine düşürüldüğü sarmaldan çıkmanın telaşını yaşıyor.
Bu arada vatandaşın gerçek derdi yine ortada kalıyor.

Biz tam da buna itiraz ediyoruz!

Evet, Türkiye’nin hemen seçime ihtiyacı vardır.
Bunu açıkça söylüyoruz.
Bu iktidar, bu ülkeyi artık yönetememektedir.

Ama siyaset ciddiyet işidir.

Sonuç alınamayacak hamlelerle milletin umudunu kabartıp

Sonra o umutları boşa düşürmek,

Doğru iş değildir.
Ayakları yere basmayan çıkışlar, muhalefetin ağırlığını azaltır.
Sonuç üretmeyen iddialar, milletin siyasete olan güvenini zedeler.

Biz “hemen seçim” diyoruz.
Ama gösteri için seçim istemiyoruz.

Gerçek bir ihtiyaç olduğu için erken seçim talebinde bulunuyoruz.
Bu ülke artık yönetilemediği için seçim diyoruz.

Türkiye’yi seçime götürecek yol, beyhude çıkışların değil, hakikatin yoludur.

Milletten hiçbir gerçek saklanmamalıdır.

Zaten herkes biliyor ki; kral çıplaktır!

Değerli milletvekilleri,

Bugün Türkiye’de yalnızca ekonomik adaletsizlik yoktur.
Bugün Türkiye’de aynı zamanda derin bir hukuk güvensizliği vardır.

Her soruşturmada, her davada, her yürütme tasarrufunda milletin aklına aynı soru geliyor:

Burada hukuk mu işliyor?
Yoksa siyasi hesaplar mı görülüyor?

Tutuksuz yargılama asli olması gerekirken,

Tutuklama ısrarı bir güç gösterisine dönüşüyor.
Üstelik aynı anda mağduriyet alanı da üretiyor.

Bir yandan kolayca “örgüt” yaftası yapıştırılıyor,
Bir yandan toplum yeni yeni fişlemelerle korkutuluyor.

PKK’yı, FETÖ’yü, IŞİD’ı acı ile tecrübe etmiş bir ülkede,
iktidarın her sıkıştığında yeni “örgüt” işaretlemelerine ihtiyaç duyması ayrıca trajiktir.

Tehlikelidir ve en hafif tabirle kötülüktür, fırsatçılıktır.

Aylar önce söyledik:
İktidar da ana muhalefet de kendisine alternatif istemiyor.

Türkiye iki kutuplu bir kavgaya mahkûm edilmek isteniyor.
Milletin hakiki derdi görünmez hale getiriliyor.
Emeklinin, gencin, çiftçinin, iş dünyasının, esnafın derdi konuşulmaz oluyor.

Biz bu oyunu bozacağız.

Bu ülkenin sözde siyasetçilerine kendi manevra alanlarını bırakmayacağız.

Bu oyunu bozacağız.

Vallahi bozacağız, billahi bozacağız!

Aziz milletim,

Bir başka tehlikeli başlık da

Sosyal medyada kimlik numarası zorunluluğu tartışmalarıdır.

Sosyal medyada ciddi bir trolleşme söz konusudur.

Başta iktidar olmak üzere birtakım partiler troll orduları kurmuşlardır.

Troll ordusu kurmayan tek parti övünerek iftihar ediyorum ki İYİ Parti’dir.

Yine övünerek söylüyorum ki, hiçbir troll grubuna boyun bükmeyen yine İYİ Parti’dir.

Bizim trollerimiz yok, pırıl pırıl gençlerimiz var.

Evet, dijital alan başıboş bırakılamaz.
Evet, yalanla, iftirayla, organize kötülükle mücadele edilmelidir.

Ama soruyoruz:

Vatandaş bu kimlik bilgisini kime verecektir?
Sosyal medya platformuna mı verecektir?
Kişisel verilerin güvenliği, bizzat Aile Bakanınızın itirafıyla

“Amerika’nın elinde” ise
Bundan sonra o veriler daha kimlerin eline geçecektir?

Anonim kalmayı başlı başına suç sayamaz

Ya da bunu bir müeyyideye tabi kılamazsınız.
Düzenleme ihtiyacı ile özgürlük alanını yok etme hevesini birbirine karıştıramazsınız.

Ha buradan söyleyeyim, en büyük krizi iktidar yaşayacaktır.

Göreceğim o zaman yarattıkları troll ordularını. Ne yapacaklar?

Hepsini iletişim başkanlığı nüfusuna mı geçirecekler?

Yoksa trollere kopyalanmış vatandaşlık mı verilecek?

Malum yapmadıkları iş değil!

Milletimizin endişeleri haklıdır.

Ülkemizde gazetecilerin yaşadıkları malumdur.

Yayın yasağı artık iktidar için bir refleks haline gelmiştir.

Basın emekçileri, haber yapmak için değil,

Sudan sebeplerle yargılandıkları davalarda ifade vermek

Ya da arkadaşlarına destek olmak için

Adliye koridorlarında koşuşturmaktadır.

İşte mesele tam da budur.

Türkiye’de problem çoğu zaman kanunun varlığı değil,

Kanunun kime nasıl uygulanacağıdır.
Fiili çift hukuk düzeni dediğimiz şey budur.

Birine ifade özgürlüğü olan, ötekine suç olur.
Birine serbest olan, ötekine soruşturma sebebi olur.
Birine hukuk olan, ötekine sopaya dönüşür.

Biz buna razı değiliz.

Türkiye korkuyla yönetilemez.
Türkiye fişlemeyle düzeltilemez.
Türkiye ancak hukuku gerçekten üstün kılarak toparlanır.

Değerli arkadaşlar,

Hobi bahçeleri meselesi bile

Bu ülkedeki yönetim krizinin küçük ama öğretici bir örneğidir.

Millet zaten burnundan solurken,

Yirmi dört yıllık iktidar her gün yeni bir şey yumurtluyor.
Sağımız solumuz ateş çemberi.
Hayat pahalılığı almış başını gitmiş.
Şimdi de hobi bahçelerine sardılar.

Soruyoruz:

Bunca bahçe yapılırken, alınırken, satılırken neredeydiniz?
Elektriğini, suyunu bağladıktan sonra mı aklınıza geldi oraların tarım arazisi olduğu?

Millet bir dönüm yer almış, iki göz oda baraka kurmuş.
Bahçesinde sebzesini, meyvesini yetiştiriyor.
Ağacını dikiyor.
İki karış toprakla uğraşıyor.

Pandemi olunca nefes alacak yer arıyor.

Şöyle bakınca tarıma zarar değil, aksine fayda sağlıyor.

Siz havuzlu villa ile el kadar bağı ayıramıyor musunuz?

Siz nasıl bir hükümetsiniz?

Sen nasıl bir cumhurbaşkanısın?

Kararnamelerin altını patır patır imza atıyorsun.

Bunun dayanağının ne olduğunu merak etmiyor musun?

Milleti 20 katlı, 30 katlı, 40 katlı binalara hapsettiniz.
Şimdi kalkmış tarım arazilerini koruduğunuzu söylüyorsunuz.

Siz bu milleti enayi mi zannediyorsunuz?

Siz zaten “Bütünşehir” yasasıyla bunu yaptınız.

Köyü, köy ekonomisini, köy sosyolojisini tarumar ettiniz.

Herhangi bir büyükşehrin etrafındaki tarlalara bakın.
Tarlalardan buğday başağı yerine fışkıran ortaklarının ucube binalara bakın.
Tarım arazilerinin nasıl betona dönüştüğüne bakın.

Bugüne kadar göz yumduğunuz, izin verdiğiniz,

Acı acı boyadığınız bu tablo,

Milletin değil, sizin eserinizdir.

Bu kötü tablonun ressamı Recep Tayyip Erdoğan;

Boyası da AK Parti iktidarıdır.

Ve anlaşılan odur ki, eserinizle gurur da duyamıyorsunuz.

Yanlışı yanlışla düzeltemezsiniz.
Kılıç elinizde diye, hep millete sallayamazsınız.

Milletten para sızdırmak için önce yasak getirip, sonra ceza ödetiyorsunuz.

Eşeği kaybettirip, sonra bulduruyorsunuz.

Bundan da komisyon alıyorsunuz.

Sizin bildiğiniz bir faiz, bir vergi, bir de ceza.

Ekonomi cezaevi, medya cezaevi, toplum cezaevi.

Eğer derdiniz tarımsa, önce mazotu, gübreyi, üretimi konuşacaksınız.
Bir kilo domatesin, bir kilo salatalığın fiyatını konuşacaksınız.

Bunu konuşmak için pazara gitmeye yüzünüz olacak.

Ben dava arkadaşlarımla gittim.

Salatalık 150, domates 300, biber 400 lira bu memlekette.

Önce utanacaksınız.

Ekmek 20, simit 25 lira olmuş.

Şimdi kafadan simit hesabı da yapamıyorsunuz.

Sen gelirken elinde sadece bir yüzük vardı.

Bundan fazla ne varsa zehir zıkkım olsun.

Çiftçinin “geçen sene bittik, bu sene ise felaket” feryadını duyacaksınız.

Sen buna çözüm bulacağına, destek olacağına, milletin bahçesiyle uğraşıyorsun.

El insaf!
El insaf!
El insaf!

Allah sizi bu memleketin başından inşallah ilk seçimde uzaklaştıracaktır.

Gittiğimiz her yerde konuşuyoruz.

Lafımız vatandaşın vicdanında yer buluyor ama

Havuz medyasının sayfalarında ve ekranlarında yer bulmuyor.

Millet bizi takdir ediyor ama tercih etmemesi için ellerinden geleni yapıyorlar.

Milletin takdirine ve teveccühüne mazhar olmuş siyasi bir hareketin,

Millet tarafından tercih edilmesine ve onun iktidarının gerçekleşmesine,

Hiçbiriniz engel olamayacaksınız.

Ne havuz medyanız ne yandaş medyanız ne de yoldaş medyanız bunu gerçekleştirecek.

Ne de anket şirketleri.

Yapsınlar bakalım, seçime az var.

Gerçek anketi halk yapacak.

Bir KDV yükü meselesi de var.

KDV yükü işletmenin üzerinde kalmaması gerekirken,

Tahsil edilemeyen bir alacağa dönüşmüştür.

İşletme, devlete borcunu günü gününe ödüyor.
Ama devlet, işletmeye olan borcunu zamanında ödemiyor.

Böylece özel sektör, devleti bedavadan finanse etmek zorunda kalıyor.

En çok da KOBİ’ler eziliyor.
Likidite sıkışıyor.
Kredi ihtiyacı artıyor.
Finansman maliyeti yükseliyor.
Yatırım erteleniyor.
İstihdam baskı altına giriyor.

İşte bu yüzden biz bu meseleyi Meclis’e taşıyoruz.

Biz aslında Türkiye’nin her meselesini Meclis’in gündemine taşıyoruz.

Ama iktidar tarafından engelleniyor.

Dün de benzer bir olay yaşandı.

İYİ Parti Grup Başkanvekiline “Evet haklısınız ama bunu kendimiz yapacağız. Bunu muhalefet karışmayacak” deniyor.

Grup Başkanvekilimiz de “İhanet projeleri deyince; muhalefetiyle, iktidarıyla komisyona dolduruyorsunuz;

Millet ve memleket yararına bir şey olunca da ‘İktidar bunu tek başına yapacak’ diyorsunuz” dedi.

Utanmıyor musunuz demenin medeni bir yolunu kullanmayı tercih etti.

Grup Başkanvekilimize teşekkür ediyorum.

İYİ Partili milletvekillerinin Meclis’te kullandığı üslup

Devlet ciddiyetinin nasıl olması gerektiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.

Milletvekillerimiz kürsüye çıkarken hem iktidar mensupları,

Hem de bu memleketin geleceğine kastetmek isteyen bölücü zevatın uzantısı olan gruplar korkuyor.

KDV iadesiyle ilgili Meclis araştırma önergemizi vereceğiz.

Çünkü bu mesele yalnızca muhasebe meselesi değildir.
Üretime, yatırıma, istihdama dair bir meseledir.
Bu mesele, devletin esnafına karşı dürüst davranıp davranmadığı meselesidir.

Yükümlülüğünü zamanında yerine getiren vatandaşı

Ödüllendirmeniz gerekirken, cezalandırdığınız yeter!

Vergide böyle, primde böyle, kredide böyle. Artık yeter!

Artık susmak değil, hesap sorma zamanıdır.

Enflasyonun kendisi zaten hırsızlıktır,

Yalan rakamlarla enflasyon ilanı daha da hırsızlıktır.

Tuzak mantığıyla ceza kesmek,

Hatalı vergi dilimleriyle maaşı kuşa çevirmek,

Vatandaşa, emekçiye, emekliye, memura hak ettiğini vermemek de gasptır!

Maaş zamları, beklenen enflasyona göre değil, yaşanan enflasyona göre belirlenmelidir.
Çarşıdaki gerçeğe göre belirlenmelidir.
Hayat pahalılığına göre belirlenmelidir.

Temmuz ayında asgari ücret güncellemesi de bir aciliyettir, mecburiyettir.
Alın teri korunmalıdır.
İstatistik karın doyurmaz.
Hileli hesap tencere kaynatmaz.

Bugünlerimizi mahvettiğiniz gibi,

Yarınlarımızı da mahvediyorsunuz.

Yapılan araştırmalar da bunu doğruluyor.

Gençlerin yaşam memnuniyeti düşüyor.
Kendisini orta halli gören gençlerin oranı düşüyor.
Girişimci olmak isteyen gençlerin oranı sert biçimde geriliyor.

Bu ne demek biliyor musunuz?

Bu gençler yalnızca yoksullaşmıyor,

Cesaretini de kaybediyor demek.

İş arayan gençlerin çok büyük bölümü geleceğe umutla bakamıyor.
Hayatından memnun değil.

Demek ki mesele işsizlikten daha büyüktür.
Asıl mesele geleceksizliktir.

Bir ülkede gençler “çalışsam da olmuyor, uğraşsam da olmuyor, bağlantım yoksa yol açılmıyor” diye düşünmeye başlamışsa,

Orada yalnızca ekonomi bozulmamıştır,

Ahlak düzeni de bozulmuştur.

Liyakat geri itilmiştir.
Bağlantılar öne çıkmıştır.
Emek değersizleşmiştir.
Rant ödüllendirilmiştir.

İşte bu yüzden gençler suskundur.
Ama bu sessizlik hayra alamet değildir.
Bu sessizlik birikmektedir.

Biz şuna inanıyoruz:

Bir ülkenin en büyük gücü, gençlerinin hayal kurabilmesidir.

Büyük rüyalar kuramayan milletler, büyük millet olamazlar.
Gençler hayal kuramıyorsa, o ülkenin geleceği kararır.

Ülkeyi yönettiğini zanneden beyler, size sesleniyorum:

Siz, Türk gençliğinin hayallerine düşmansınız! Mutluluğa, neşeye düşmansınız!

Onun için gideceksiniz.

Gençlerle birlikte bu memleketin fertleri,

Sizi iktidardan alıp, siyasetin çöplüğüne gönderecektir.

Mesele burada da bitmiyor.

Gençler neden umutsuz?

Nasıl umutlu olsunlar ki kardeşim?

Tarihte ilk defa bir nesil, anne-babalarından geriye düşüyor.

Benim ailemin her nesli, bir önceki nesilden daha iyi durumda.

Şimdi benim en büyük hüznüm:

Dedemin, babama teslim etmekten utandığı Türkiye’yi,

Bizi kendi evladımıza teslim etmeye mahkûm bırakmak istiyorlar.

Bu ihanete asla geçit vermeyeceğiz.

Altını çize çize söylüyorum, en vahim hal budur:

Tarihte ilk defa bir nesil, anne-babalarından geriye düşüyor.

İş bulamıyorlar,

Ev bulamıyorlar,
Yuva kuramıyorlar
Çocuk sahibi de olmuyor, olamıyorlar.

20, 30 yaşında gençlerin saçında, sakalında beyazlar var,

Görmüyor musunuz?

Bir milletin sürekliliği, gençleriyle mümkündür.
O gençler, aileden çıkar, aile kurarlar.
Ancak güven yoksa, bu zincir kırılır.

Ailenin 10 yılı dediler,

Her yılı ailenin SON yılına çevirdiler…

Ailenin bireyi olamayan, toplumun ferdi,

Cumhuriyetin yurttaşı olamaz.

Bugün nüfus kendini yenileme seviyesinin altında.
Nüfus yaşlanmakta,
Çalışan nüfus daralmakta,
Toplumsal canlılık zayıflamaktadır.

Bu mesele yalnızca istatistik meselesi değil,
Evlatlarımızın geleceği meselesidir.

O yüzden aile politikası dediğiniz şey, hamaset işi değildir.
Güven işidir.
Doğrudan destek işidir.

Gençlerin yuva kurmasını kolaylaştıracak,

Konut seferberliği başlatılmalıdır.
Ücretsiz kamu kreşleri yaygınlaştırılmalıdır.
Bebek bakım merkezleri açılmalıdır.
Aile vergi destekleri güçlendirilmelidir.
Anneler korunmalıdır.
Aile kurmaya karar veren gençlerin zihninden korku silinmelidir.

Çocuk sahibi olmak,

Endişe kaynağı değil, bizzat özgüven sebebi olmalıdır.

Anneler korunmadan aile korunmaz.
Aile korunmadan millet korunmaz.
Millet korunmadan devlet güçlenmez.

Değerli arkadaşlar,

Bugün Türkiye’de sorun sadece ekonominin bozulması değildir.
Sorun sadece dış tehditlerin büyümesi değildir.
Sorun sadece siyasetin sertleşmesi değildir.

Asıl sorun, ölçünün kaybolmasıdır.
Asıl sorun, devlet ciddiyetinin aşınması,

Siyasetin mantık ve izandan uzaklaşmasıdır.

Bir evladın babasının kabri başında dua etmesinin bile

Siyasi hesaplara kurban edildiği bir yerde, devlet ve millet duyguları yara alır.

Ayyüce Türkeş Hanımefendi’nin,

Alparslan Türkeş’in kabrinde karşı karşıya bırakıldığı muamele

Yalnızca bir aileye yapılmış saygısızlık değildir.
Devlet terbiyesine de yakışmamıştır.
Siyasi ahlaka da yakışmamıştır.
İnsanî ölçüye de yakışmamıştır.

Devlet, kendine yakışanı yapmak zorundadır.
Siyasi hesap, insanî ölçünün önüne geçmemelidir.

Merhum Başbuğ, Alparslan Türkeş’i 29 yıl önce bugün toprağa emanet etmiştik.

O’nun mübarek kabrinin,

Siyasi partilerin inisiyatifine terk edilmeyecek kadar,

Büyük bir manevi öneme haiz olduğunu ifade ediyorum.

Ve devleti göreve çağırıyorum.

Aziz milletim,

Biz, milletin derdini, kendi hesabına meze edenlere itiraz ediyoruz.
Biz, hakikatin üstünü gürültüyle örtenlere itiraz ediyoruz.
Biz, hukuku eğip bükenlere itiraz ediyoruz.
Biz, ekonomiyi rakam oyunu sananlara itiraz ediyoruz.
Biz, gençliği umutsuzluğa mahkûm edenlere itiraz ediyoruz.
Biz, aileyi korumadan toplumun ayakta kalacağını sananlara itiraz ediyoruz.

Çünkü biliyoruz ki

Devlet güven vermezse toplum çözülür.
Toplum çözülürse aile zayıflar.
Aile zayıflarsa gençler yalnızlaşır.
Gençler yalnızlaşırsa memleketin yarını kararır.

İşte biz, bu karartmayı aşacağız.

Bu karanlığı dağıtacağız.

Biz, hakikatin tarafındayız.
Adaletin, hürriyetin tarafındayız.
Biz, gençlerin hayal kurabildiği;
Biz, ailenin korkuyla değil güvenle yaşadığı;
Biz, devletin şahısların değil,

“Milletin devleti” olduğu Türkiye’nin tarafındayız.

O yüzden diyoruz ki; en büyük demir kubbemiz Cumhuriyet’tir.

103 Sene önce bugün, 8 Nisan 1923’te

Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk,

Cumhuriyeti ilan etmeden, onun umdelerini, ilkelerini açıklamıştı.

Neydi onlar?

1- Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.

2- Saltanatın kaldırılması kararı değiştirilemez.

3- Devletin en önemli görevi, iç güvenliğin kesin olarak sağlanmasıdır.

4- Mahkemeler, en hızlı şekilde adalet dağıtmalıdır.

5- Tarımda, ticarette, sanayide üretici korunup kollanacak, vergide adalet sağlanacak, sermaye ihtiyacını giderecek adımlar atılacaktır.

6- Eğitim sistemi ve öğretmenlerin imkanları geliştirilecektir.

7- Emeklilerin yaşamlarını en iyi sürdürmeleri sağlanacaktır.

8- Memurların özlük hakları düzenlenecek, denetim mekanizmaları tesis edilecek.

9- Mali, idari ve iktisadi bağımsızlığımız sağlanacak, hür teşebbüs desteklenecek.

103 yıl önceki vizyona

Ve bugün karşı karşıya kaldığımız vizyonsuzluğa bakar mısınız?

103 yıl önce hakikatler konuşulurken,

Bugünkü yalanlara bakar mısınız?

Bu millet yapay gündemlerden büyüktür.
Bu millet iki kutuplu kavgadan büyüktür.
Bu millet korku siyasetine de mahkûm değildir,

Yoksulluk siyasetine de mahkûm değildir.

Türkiye yeniden nefes alacaktır.

Türkiye yeniden canlanacaktır.
Türkiye yeniden hakikatle buluşacaktır.

O gün geldiğinde,

Kötülüğe karşı iyilik,

Baskılara karşı hürriyet,

İmtiyazlara karşı eşitlik olacaktır.

Yani o gün geldiğinde kazanan,
Büyük Türk milleti olacaktır! ''


Haber : İYİ Parti Genel Merkez Haber

ETİKETLER : Yazdır

  • İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu
  • TBMM
  • Grup Toplantısı
  • Zonguldak
  • Erken seçim
  Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.

 Yorumlar ( 0 )

Henüz bir yorum yapılmamış

 Dünyadan


  • Küresel Bilinç ve Barış Ödülü...
    Küresel Bilinç ve Barış Ödülü...
  • Sosyal Adalet ve Barış Ödülü Manaf’ın
  • “Barış Sanatı Ödülü”
  • Barış aktivisti Manaf'a “Barış ve İnsan Hakları Ödülü”
  • Başbakan Üstel: Terk edilmiş Güzelyurt Hastanesini bitirmeye kararlıyız
  • New York'un ilk Müslüman Belediye Başkanı Mamdani, Kur'ana el basarak yemin etti
  • Cumhurbaşkanı Erhürman Özgür Özel'i kabul etti
  • Denktaş'a yıllardır süren vefasızlığa Erhürman son verdi
  • KKTC'nin 42. kuruluş yıl dönümü ve 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı törenlerle kutlandı.
  • Nilden Bektaş Erhürman, Cumhuriyet Defilesi’ne katıldı
  • KKTC'de Cumhurbaşkanlığı seçimi yavru vatana hayırlı olsun
  • Hiçbir bitki kendi toprağı dışında tam yeşermez.

 Çok Okunanlar


  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY

» Henüz BUGÜN Haber Görünmüyor
  • Burcu ve Serdara mutluluklar diliyoruz.
    Burcu ve Serdar'a mutluluklar diliyoruz.
  • Emekliler olarak maaşlarımıza Mayıs ayında bir ARA ZAM istiyoruz.
    Emekliler olarak maaşlarımıza Mayıs ayında bir ARA ZAM ..  
  • Sendika Başkanı Şengül  Eğitimde güvenlik, ertelenemez bir haktır.
    Sendika Başkanı Şengül '' Eğitimde güvenlik, ertelenemez bir ..
  • Zonguldak siyasetinde İYİ Parti cephesinde hareketli günler yaşanıyor.
    Zonguldak siyasetinde İYİ Parti cephesinde hareketli günler yaşanıyor.
  • İYİ Parti Zonguldakta Üye Patlaması yaşıyor. Teşkilat Sahaya İndi, Katılımlar Katlandı
    İYİ Parti Zonguldak’ta 'Üye Patlaması' yaşıyor. Teşkilat Sahaya ..
  • Başkan Mahmut Şengül,  bugün yaşadığımız derin yoksulluk kader değil tercihtir.
    Başkan Mahmut Şengül, '' bugün yaşadığımız derin yoksulluk ..
  • Ön Türk Akademisi Çalıştayı gerçekleştirildi.
    Ön Türk Akademisi Çalıştay'ı gerçekleştirildi.  
  • İYİ Parti olarak, Türkiyede birinci ve iktidar parti olmayı hedefliyoruz
    İYİ Parti olarak, Türkiye’de birinci ve iktidar parti ..
  • Yüksel Balcı TSO başkanlık adaylığını basın açıklaması ile duyurdu
    Yüksel Balcı TSO başkanlık adaylığını basın açıklaması ile ..
  • Kocamanoğlu, Vicdanlar rahatlamış, örgütün adalet duygusu kazanmıştır
    Kocamanoğlu, "Vicdanlar rahatlamış, örgütün adalet duygusu kazanmıştır"

 Editörden


  • Burcu ve Serdara mutluluklar diliyoruz.
    Burcu ve Serdar'a mutluluklar diliyoruz.
  • İYİ Parti Zonguldak’ta 'Üye Patlaması' yaşıyor. Teşkilat Sahaya İndi, Katılımlar Katlandı!
  • Başkan Erkmen, '' Çifte Standart ” tartışmalarını da beraberinde getirir.
  • Nejdet Tıskaoğlu Güney Afrika’da Çalışanlarıyla Buluştu, Horonla Gönülleri Fethetti
  • Emekliler olarak maaşlarımıza Mayıs ayında bir ARA ZAM istiyoruz.
  • Nejdet Tıskaoğlu’ndan Güney Afrika Büyükelçiliği’ne Ziyaret
  • Başkan Erkmen, '' Dün niye reddettiniz? Bugün niye kuruyoruz? ''
  • Sendika Başkanı Şengül '' Eğitimde güvenlik, ertelenemez bir haktır. ''
  • Başkan Erkmen, " Okullar Güvenli Liman olmaktan çıkıyor."

 Son Haberler


  • Burcu ve Serdar'a mutluluklar diliyoruz.
    Burcu ve Serdara mutluluklar diliyoruz.
  • İYİ Parti Zonguldak’ta 'Üye Patlaması' yaşıyor. Teşkilat Sahaya İndi, Katılımlar Katlandı!
    İYİ Parti Zonguldakta Üye Patlaması yaşıyor. Teşkilat Sahaya İndi, Katılımlar Katlandı
  • Başkan Erkmen, '' Çifte Standart ” tartışmalarını da beraberinde getirir.
    Başkan Erkmen,  Çifte Standart ” tartışmalarını da beraberinde getirir.
  • Nejdet Tıskaoğlu Güney Afrika’da Çalışanlarıyla Buluştu, Horonla Gönülleri Fethetti
    Nejdet Tıskaoğlu Güney Afrikada Çalışanlarıyla Buluştu, Horonla Gönülleri Fethetti

 Köşe Yazarlarımız


  • Meryem Altunkaya
    BU ÜLKE GENÇLERİMİZİ SPORA YÖNLENDİRMEKTE GEÇ BİLE KALDI
  • Timuçin ÖZAT
    Devam etmekle kalmayacak, kötüleşecek!
  • Zeki BAŞTÜRK
    KORUYAMIYORUZ: BİR TOPLUMUN AYNAYA BAKMA ZAMANI
  • Aydın Yaylacıklılar
    KURUMSAL OPERASYONEL ÖZELLİKLER
  • Mustafa Uysal
    ANLATAMAZSIN VEFA'YI !
  • A.Baybars Göğez
    MUHALEFET VE İKTİDARDAKİ TÜM SİYASİ PARTİLERDEN ÖZÜR DİLERİM..))
  • Sefa YÜRÜKEL
    Küresel Deniz Ticaretinin Jeopolitik Anatomisi: Kanallar, Boğazlar ve Kutup Rotasında Egemenlik Mücadelesi
  • Uğur ÖZTÜRK
    Spor Bakanlığında Sarsıntı Büyüyor…
  • Gürol ÖZTÜRK
    YAZMAK YA DA YAZAMAMAK İŞTE TAM BURASI
  • Fahri Eryılmaz
    ADIN KADIN
  • Erdoğan KUTLU
    SEMT-İ MÜDAFAA
  • Efsun İsmail DEMİREL
    MİLLETVEKİLİMİZ SAFFET BOZKURT’A AÇIK MEKTUP
  • Önder ÖNER
    Sağlığımızın Belası Hava Kirliliği

 Haber Yorumları


  • Şule
    Trabzon dışında Zonguldak ya da Ereğli de yeriniz var mı? Trabzon bize çok uzan ancak akrabalar var orada
  • Ahmet Uzun
    Yiğitcan kardeşime başarılar diliyorum yolun açık olsun
  • sema islim
    Barışa adanmış bir ömür... Gönülden tebrik ederim.
  • sema islim
    Barışa adanmış bir ömür... Gönülden tebrik ederim.
  • sema islim
    Barışa adanmış bir ömür... Gönülden tebrik ederim.
  • sema islim
    Barışa adanmış bir ömür... Gönülden tebrik ederim.
  • EMİN SEMİH OZKOK
    Umuyor ve diliyorum ki, karat OY BİRLİĞİ ile alınmış olsun. Bu aynı zamanda AHDE VEFA tescili olur.
  • sema islim
    Barışa adanmış ömre bir ödül daha..
  • Cengiz çeliktaş
    Çok doğru bir karardır maalesef benim gibi birçokmadur bu ilacı aç kalıpta yaşamak için mecbur kaldığı için alıyor onlardan biride benim... DEVAMI
  • EMİNE AYGÖREN HACIHAMDİOĞLU
    Yoğun teşkilatlanma çalışmalarına rağmen katılım sağlayan Mustafa Çakıroğlu ' na Mustafa Kemal Derneği'nin yapılanmasında katkı ve ... DEVAMI
  • ANA SAYFA
  • Künye
  • İLETİŞİM
    • » İletişim Bilgileri
  • Bize Ulaşın
  • GALERİ
    • » Foto Galeri
    • » Video Galeri
  • duyurular
Kdz.Ereğli ve Zonguldak Bölgesel Haberler

© kdzereyli.com

İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
  •   Bilim ve Teknoloji
  •   Eğitim
  •   Videolu Haber
  •   Arşiv
  •   Video Galeri
  •   Haber Ara
  •   Tüm Makaleler
  •   Foto Galeri
  •   Günün Haberleri
  •   Üyelik
  •   Youtube