
Spor Bakanlığında Sarsıntı Büyüyor…
19 Nisan 2026 12:33:29
GUİNNESS DÜNYA REKORTMENİ
Spor Bakanlığında Sarsıntı Büyüyor…
“Bu kez mesele değişim değil… hesaplaşma.”
Spor Bakanlığı koridorlarında yaşanan hareketlilik artık gizlenemiyor. Yıllardır aynı koltukları işgal eden, üretmeden ünvan taşıyan, sistemi kişisel alanına çeviren isimler birer birer yön arıyor.
Ama bu bir “yer değişikliği” değil.
Bu, açık bir kaçış refleksi.
Çünkü ilk kez gerçekten korkuyorlar.
Neden mi?
Çünkü bu kez sadece koltuklar değil, hesaplar da değişecek.
Yıllardır;
Liyakatin yerine sadakati koyan,
Performans yerine ilişkiyi tercih eden,
Sporcunun emeğini vitrin malzemesi yapan,
Başarısızlığı örtmek için algı üreten bir yapı vardı.
Ve bu yapı, Türk sporunu sistematik şekilde aşağı çekti.
Bugün gelinen nokta ortada.
2024 Paris Olimpiyatları 2024 sonuçları bir “tesadüf” değil, yılların ihmalinin açık faturasıdır.
Bu tabloyu sporculara yazmak, ya gerçeği bilmemektir ya da bilinçli olarak saklamaktır.
Gerçek şu:
Sporcu elinden geleni yaptı.
Ama sistem, sporcunun önüne set oldu.
Bugün bazı ülkelerin gerisinde kalınması bütçe meselesi değil, zihniyet meselesidir.
Çünkü; Sistem yoksa para da işe yaramaz.
Plan yoksa tesis de işe yaramaz.
Adalet yoksa yetenek de kaybolur.
Ve en acı gerçek:
Yıllarca bu yapının içinde olan birçok kişi, şimdi “ben sorumlu değilim” diyerek kenara çekilmeye çalışıyor.
Ama bu kadar kolay değil.
Çünkü: O imzalar atıldı.
O kararlar alındı.
O koltuklarda oturuldu.
Ve evet… O başarısızlıkların altında o imzalar var.
Şimdi sorulması gereken soru şu:
Bu insanlar gerçekten sistemden mi ayrılıyor…
Yoksa hesap vermemek için mi yer değiştiriyor?
Devlet kurumları kaçış rampası değildir.
Kamu görevi, başarısızlık sonrası saklanma alanı hiç değildir.
Açık konuşalım:
Bugüne kadar hiçbir üretim yapmadan, sadece unvan biriktiren, bulunduğu yeri kişisel çıkar alanına çeviren anlayışın artık bu sistemde yeri olmamalı.
Çünkü bu ülkenin kaybedecek zamanı yok.
Bu ülkenin;
Yeteneği var
Kaynağı var
İnsanı var
Eksik olan tek şey: Doğru yönetim ve gerçek hesap verebilirlik.
Artık yeni bir dönem kaçınılmaz.
Bu dönem;
Liyakatsizlerin tasfiye edildiği,
Şeffaflığın zorunlu olduğu,
Her koltuğun performansla ölçüldüğü bir dönem olmak zorunda.
Aksi halde sonuç değişmez.
Ve son söz:
Bu sadece bir görev değişimi değil…
Bu, Türk sporunun geleceğiyle ilgili bir kırılma anıdır. Ya gerçek bir temizlik yapılacak…Ya da aynı hikâye, farklı isimlerle devam edecek.
Tercih artık sistemin değil…
Bu ülkeyi yönetenlerin sorumluluğundadır.(ALINTI)
UĞUR ÖZTÜRK


























