
YURT İÇİ INFOLARDA YEREL ACENTENİN YERİ
23 Subat 2026 12:05:11
TURİZM PORTALI
YURT İÇİ INFOLARDA YEREL ACENTENİN YERİ
Son yıllarda yurt içi info organizasyonlarında giderek yerleşen bir alışkanlık var...
İlk bakışta masum gibi duruyor. Ama sahada karşılığı olanlar için durum pek öyle değil.
Merkez pazarlardan seçilen acenteler, bir destinasyona toplu halde götürülüyor.
》 Oteller geziliyor.
》 Turistik ve kültürel noktalar görülüyor.
》 Program tamamlanıyor.
》 Herkes geri dönüyor.
Kağıt üzerinde bakıldığında her şey yapılmış gibi. Ama işin tam ortasında çok kritik bir boşluk kalıyor...
Info yapılan şehirde, beldede, bölgede faaliyet gösteren seyahat acenteleri bu sürecin tamamen dışında tutuluyor.
Ben bu yaklaşımın sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü sahada bunun karşılığını görüyoruz.
Bir seyahat acentesi yalnızca otel görmek için yola çıkmaz. Asıl mesele, o destinasyonda kiminle çalışacağını bilerek dönmektir.
Bugünkü info uygulamalarında sahada gördüğümüz tablo ise oldukça tanıdık...
İstanbul’dan gelen acente, Pamukkale’deki otele doğrudan ulaşıyor.
Transferini kendi bulduğu bir taşımacıyla çözmeye çalışıyor.
Operasyonu uzaktan yönetebileceğini varsayıyor.
Bu yöntem ilk bakışta pratik gibi görünebilir. Ama hizmet kalitesini yükseltmez. Aksine, riski büyütür.
Çünkü destinasyonu gerçekten tanıyan, sahaya anında müdahale edebilen ve işin sorumluluğunu üstlenebilecek olan yapı yerel seyahat acentesidir.
Yerel acente devre dışı kaldığında...
● Hizmet parçalanır.
● Sorumluluk belirsizleşir.
● Bir aksaklık yaşandığında herkes birbirine bakar.
Biz bu tabloyu sahada defalarca gördük. Bu nedenle meseleyi teorik değil, pratik bir sorun olarak ele alıyoruz.
Oysa işin doğrusu aslında çok nettir...
Dünyada bu yaklaşım, çoğu yerde "Destination Management Company - DMC" mantığıyla yürür.
Yani destinasyonun kendi profesyonelleri sürecin merkezinde olur, işi sahiplenir ve yönetir.
Info yapılan bir bölgeye gelen acenteler de öncelikle o bölgenin kendi seyahat acenteleriyle bir araya getirilir. Tanıtım gezisi, sadece gezip görmekten ibaret kalmaz.
Bu temas, doğrudan ticari bir eşleşme zemini üretir.
Merkez acente, destinasyondan dönerken kafasında şu soruların cevabını netleştirmiş olmalıdır...
Bu bölgede kiminle çalışacağım.
Operasyonu kime emanet edeceğim.
Bir sorun çıktığında kimi arayacağım.
Bu bakış açısı yalnızca Türkiye için geçerli bir ihtiyaç değil. Bizim dışımızdaki pek çok destinasyonda işler zaten bu şekilde yürüyor.
Birçok ülkede info gezileri, yerel DMC’ler ve yerel acenteler üzerinden kurgulanır. Ulusal birlikler ya da turizm ofisleri daveti yapar. Ama sahadaki organizasyonu yerel profesyonellere bırakır.
Çünkü bilgi yereldedir.
Müdahale yereldedir.
Sorumluluk yereldedir.
Peki Türkiye’de bu anlayış sistematik olarak uygulanıyor mu?
Henüz hayır.
Elbette iyi niyetli ve doğru örnekler var. Ama biz bunu standart haline getiren bir yapıdan bugün için söz edemiyoruz.
Bu yüzden şunu açıkça söylemek gerekiyor...
■ Bir destinasyon, o bölgenin seyahat acenteleri olmadan tam anlamıyla tanıtılamaz.
■ Tanıtılsa bile işin önemli bir kısmı eksik kalır.
■ Ve en önemlisi, bu yöntemle meslek üretmek mümkün olmaz.
Biz info organizasyonlarının yalnızca gezdirmesini değil, gerçek anlamda iş üretmesini istiyoruz.
Yerel acenteyi yok sayan her model, uzun vadede sektörün kendi ayağına sıkmasından başka bir sonuç doğurmaz.
Bu yazı bir teşhistir...
Reçete bu yazının konusu değil.
Aydın Yaylacıklılar
09.02.2026
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış



























