
zekibasturk57@gmail.com
ŞİMDİYE GEÇ KALMAK
11 Nisan 2026 22:38:00
Yazar
ŞİMDİYE GEÇ KALMAK
Bugünü neden yaşamıyoruz? Belki de en doğru soru bu değil; belki de asıl soru şu: Bugünü yaşamaktan neden kaçıyoruz?
İnsanın düşüncesi, kavrama yeteneği, belleği, tuhaf bir biçimde zamana karşı dirençlidir. Geçmişe döner durur; yaşanmışları yeniden tartar, eksik kalan tümceleri tamamlamaya çalışır, “keşke”lerle kendine küçük mahkemeler kurar. Geleceğe sıçrar sonra; henüz gelmemiş günlerin yükünü bugünün omuzlarına bindirir. Oysa ne geçmiş geri gelir ne de gelecek bugünden bağımsız doğar. Ama biz, ikisi arasında sıkışıp kalmış bir anı, yani “şimdi”yi, çoğu zaman görmezden geliriz.
Geçmiş güvenlidir çünkü tanıdıktır. Acıtsa bile bilinir. İnsan, bilmediğindense bildiği acıya sığınmayı seçer bazen. Gelecek ise bir olasılıktır; umutla korkunun aynı kapta kaynadığı bir belirsizlik. Oraya tutunmak, bugünün belirsizliğinden kaçmanın başka bir yoludur. Çünkü “şimdi”, sandığımız kadar kolay değildir. Şimdi; yüzleşmeyi, ayırt etmeyi, duyumsamayı gerektirir. Oysa yaşam , ne dünün tortusunda ne de yarının taslağında gizlidir. Yaşam , tam da şu anda, bu satırları okuduğun anın içindedir. Dışarıda esen rüzgârda, pencereye düşen ışıkta, bir çayın buharında, bir nefes alışta… Ama biz çoğu zaman bu küçük mucizelerin ayırdına varacak denli duramayız. Düşüncelerimiz, algılarımız hep başka bir yerde olduğu için, bulunduğumuz yer bize eksik gelir.
Belki de bugünü yaşamamak, alışkanlıktır. Sürekli bir “sonra”ya ertelemek, insanın kendine kurduğu en zarif tuzaktır. “Bir gün” daha çok mutlu olacağım, “bir gün” daha çok güleceğim, “bir gün” gerçekten yaşayacağım… Oysa o “bir gün” dediğimiz şey, hep bugünün içinden doğar. Bugünü ıskalayan, yarını da ıskalar.
Yaşamak, aslında büyük olayların toplamı değildir. Yaşamak; ayırt etmek, duyumsamak ve o anın içinde kalabilmektir. Bir dostun sesini gerçekten duymak, yürürken adım atmanın mutluluğunu anlamak, susarken bile var olabildiğini bilmek… Bunlar küçük şeyler gibi görünür ama yaşamın özü bu küçük anların içindedir.
Aslında yapmamız gereken şey çok basit: Zihnimizi biraz susturmak. Geçmişi olduğu yerde bırakmak, geleceği gelince karşılamak ve bugünü kaçırmamaya karar vermek. Çünkü yaşam, beklediğimiz yerde değil; yaşadığımız yerdedir. En önemlisi de şudur. Bu an, bir daha hiç olmayacak.
Zeki BAŞTÜRK



























